Menü

1970’in Şanslıları

KADIKÖY’DE Opera sinemasının hemen altında sağlı sollu uzanan bir yol vardır. Soldaki yol iskeleye kadar uzanır. sağdaki yolun Kuşdili ile birleşen ucuna «Hasırcıbaşı» derler.

Yılmaz Köksal

SES 1970 Sinema Artisti Yarışmasına katılıp kızlar arasında birinciliği kazanan Alev Uğur işte burada, yeni yapılmış bir apartmanın üçüncü katında oturuyor. Önce Doğubank’ta, sonra Öğretmenler Bankası’nda çalışan babası Fevzi Uğur geçen yıl vefat etmiş. Alev Uğur şimdi annesi Nahide Uğur ve 2 yıl sonra Yüksek Mimar çıkacak ağabeyi Mehmet’le yaşıyor.

Alev Uğur doğma büyüme Kadıköylü. 1949 yılının ağustos ayında dünyaya «merhaba» demiş. İlkokulu, ortaokulu Kadıköy’de okumuş sonra Erenköy’deki Güneş Koleji’ni bitirip Edebiyat Fakültesine yazılmış… Bir süre devam ettikten sonra öğrenimi terk etmiş.

Bu bir «nüfus cüzdanı röportajıdır». Konu bir yerde bilinmiyeni bilinen kılma amacıyla insanı bir yere getirir ve orada birçok rakamı peşpeşe sıralarsınız. isterseniz şimdi de onu yapalım ve sonra rahat rahat «Birinci» ile konuşmaya başlayalım. Alev Uğur‘un saçları kumral, gözleri kahverengi. Vücut ölçüleri de şöyle: Boy 1.69, kilo: 56, bel: 56, göğüs ve kalça: 90.



«AH BİR ARTİST OLSAM BEN…»

Damdaki Kemancı’nın ünlü cümlelerini biraz değiştirip, «Ah bir artist olsam ben,» dememiş Alev Uğur! Tam 20 yıl sinemayla ilişkisi «seyir» alanından öteye geçmemiş. Ama geçen yıl bu aylarda fakülteye giderken bir kalabalık görmüş, meraklanıp bakmış. Bakmış ki, ne görsün? Orada filim çevirmiyorlar mı? İşte orada, «set çalışmasını» gördükten sonra içinden, «Ben de artist olsam mı acaba?» gibilerden birşey geçmiş. Ama özellikle genç kızlar yönünden bu işin gerçekleşebilmesi için her şeyden, her şeyden önce evin «Evet,» demesi gerekli. Alev Uğur bir müsait zamanda bu işi —açık açık değil tabii — şöyle kenarından köşesinden çıtlatacak olmuş, fakat kimse oralı bile olmamış. Gerisini Alev Uğur şöyle anlatıyor:

6-5

– «SES’te yarışmanın ilanını görünce anneme açtım meseleyi… Önce ‘Hayır,’ dedi, ‘olmaz,’ dedi, ama sonra, ‘Nasıl olsa kazanamaz, iyisi mi girip hevesini alsın,’ diye düşünmüş olmalı ki, ‘Peki,’ dedi… Taa finale kadar durumu ağabeyime açmadım. Tecrübe filimleri çekilirken söyledim, ama siz o an duyduğum korkuyu bana sorun. Neyse ağabeyim de, ‘Benim sana güvenim var,’ dedi. Sonra bana nasihat etti. Sonra… Sonrasını biliyorsunuz işte.»

O sırada sözü annesi alıyor Alev Uğur’un. O sırada göz ucuyla Alev’e bakıyoruz ve anlaşılıyor ki, Nahide hanım «mütehakkim» bir tip değildir ama, evin içinde otoritedir.

– «Kızıma her bakımdan güvenirim,» diyor Nahide Uğur. «Bugüne kadar beni hiç üzmedi, insan münasebetlerinde ölçülüdür, saygılı, itaatkar bir çocuktur Alev.»



Alev Uğur’un sporla pek ilgisi yok, ama soruldu mu, sırf soruyu cevapsız bırakmamak için «Fenerbahçeliyim,» diyor. Buna mukabil renklerden siyah beyazı tutuyor, içki ve sigara kullanmıyor. Merdiven altından geçmenin, ayna kırılmasının uğursuzluğuna inanıyor. Meraklarından biri de gördüğü rüyalarının yorumlarını dinlemek. Yemekle «arası» normal.. Yani, «yemek için yaşamıyor, yaşamak için yemek yiyor,» ve pek fazla ayrım yapmıyor yemekler arasında. Sadece köfteyle, kızarmış patates bunun dışında. Buraya kadar anlattıklarımız bir «nüfus kağıdı röportajı»nı tamamlıyor. Şimdi gelelim bizim izlenimimize. Alev Uğur bizde her şeyden önce «ölçülü» bir genç kız intibal bıraktı. Ne yapmacık bir nezaketi, ne de ölçüsü kaçmış bir samimiyeti var. Dinlemesini biliyor, dinletmesini de biliyor. Hem «hanım hanımcık» diye tarif edilen tipin içinde olmak, hem de şahsiyetini koruyabilmek önemlidir. Alev Uğur işte bunu başarmış. Biraz içine kapanık, belki biraz hassas, ama dışarıya bunları yansıtmayan bir genç kız.



Konuşmamız sinemayla noktalanıyor. Alev Uğur bu konuda şimdilik «kararsız» olduğunu söylüyor, «İlk filimlerimi çevirdikten sonra bana bu işi yapıp yapamıyacağımı söyleyeceklerdir herhalde,» diyor. «Ben de seyredeceğim o filimleri ve sonra kararı vereceğim.»

Yukarıda Alev Uğur’un annesi kızı için, ‘güveniyorum,’ diyordu. 7 kişilik jüri de Alev Uğur’a güvendi. Tevazuu söylemesine engel oluyor, ama bize öyle geliyor ki, Alev Uğur da kendine güveniyor sinema konusunda. Geride bir siz kalıyorsunuz. Siz, yani sinema seyircileri. Eğer siz de Alev Uğur’a güvenirseniz «bu iş tamamdır» 1972 yılbaşında Alev Uğur’dan «Ünlü bir sinema yıldızı» olarak bahsederiz…

(Alıntıdır. Bkz. https://www.tozlumagazin.net/shop/urun/ses-dergisinin-1971-tarihli-1-sayisi)

02.09.2020 23:52

Kategoriler:   Ana Sayfa

Yorumlar