Menü

24. Berlin Film Festivali’nin Can Alıcı Filmleri

21 haziran cuma: Berlin yarışmasının ilk filmi İspanyol yönetmen Jaime de Arminian’ın “El Amor del Capitan Brando-Kaptan Brando’nun Aşkı”. Seyrettiği filmlelerin heyecanıyla kendini Kaptan Brando adında bir efsane kahramanı sanan on iki yaşında bir çocuğun öyküsü. Çevresine yabancı kalan bu köylü çocuğun tek dostu yaşlı bir adam oluyor. Filmin baş oyuncusu Fernando Fernan – Gomez. Günün ikinci filmi Michel Mitrani’nin ”Louvre’un Gişeleri-Les Guichets du Louvre” adlı Fransız filmi.

İkinci Dünya Savaşı sıralarında Naziler tarafından Fransa’dan sürülen on üç bin Musevinin serüveni… Genç bir Fransız onları kurtarmaya çalışırken bir Musevi kızla da ilişki kuruyor…

24. Berlin Film Festivali'nin Can Alıcı Filmleri22 haziran cumartesi: Norveçli Arnlijot Berg’in “Bobby’s Krig-Bobby’nin Savaşı” adlı filmiyle başladı gün. Film İkinci Dünya Savaşı sıralarında işini kaybetmiş bir müzisyenin küçük oğluyla kirli işler çevirmeye çalışmasmı anlatıyor. Film genellikle bu kahramanının düş evrenindeki yaşamı üstüne kurulu. Günün ikinci filmi ise bir Japon filmi. Susumu Harada’nın Noh tiyatrosunun kurucusu olan Zeamı’nin hayatını ve, bu arada da, Noh tiyatrosunun özelliklerini anlatan “Zeami”si..

23 haziran pazar: İlkfilm genç Fransız yönetmen Bertrand Tavernier’nin “L’Horloger de Saint-Paul-Saint Paul Saatçisi” adlı filmi.. Filmin kahramanı bir saatçi Bir kızla birlikte cinayet işleyen yetişkin oğlu bu adamı çok güç bir duruma sokuyor. Georges Simenon’un aynı addaki romanından alman film psikolojik bir dram niteliğinde. İkinci film Brezilyalı Paul Thiago’nun “Sagarana veya Düello-Sagarana O Duelo”. Brezilya’nın ıssız bir yöresi olan Sartao’da bir haydudun peşine düşen emekli bir polisir. Serüveni… Kaçanhaydudun aynı zamanda polisin karısının sevgilisi olması hikayeye bir intikam öğesi getiriyor.

24 haziran pazartesi: İngiliz Eon Chaffey’in “Charley One-Eye-Tek Gözlü Charley’! Kanundan kaçan bir zenci askerle bir kızılderilinin ıssız bir yerde güçlerini birleştirmek zorunluluğunu duymaları filmin hikayesini oluşturuyor. Bu iki kişi arasında geçen film alışılmışın dışında bir Western… Günün ikinci filmi “De Loteling-Paralı Asker” adlı Belçika filmi.. Yönetmeni Paul Verhavert. Zengin birinin yerine askere gittiği için hayatı allak bullak olan fakir birköylü delikanlısının öyküsü…

24. Berlin Film Festivali'nin Can Alıcı Filmleri25 haziran salı: Yugoslav sinemasının yarışmadaki temsilcisi “Predstava Hamleta, U Mrdusi Don Joj- Mrdusa Donja’da Hamlet”. Yönetmeni Krsto Papic. Düzenbaz bir köy kooperatifi başkanının seçilişinin yıl dönümünü kutlamak için, köyün öğretmeniyle birlikte düzenlediği bir “Hamlet” temsilinin öyküsü. Bu temsil, başta kooperatif başkam olmak üzere, tüm köy halkının çevirdiği dolapları basit bir bürlesk havası içinde ortaya koyuyor. Günün ikinci filmi Ted Kotcheff’ in Kanada sinemasını temsil eden filmi “The Apprenticeship of Dudduy Kravitz-Duddy Kravitz’ın Çıraklığı”. Montreal’in bir Musevf mahalle – sinde kısa yoldan zengin olmak isteyen bir gencin serüvenleri…

26 haziran çarşamba: Rauni Mohlberg’in (Finlandiya) “Maa on Syntinen Laulu Toprak Bir Günah Şarkısıdır”. Güney Laponya da geçen bir aşk öyküsü. Yöresel özelliklerle dolu bir film. İkinci film Hintli yönetmen Shyam Benegal’in “Ankur”. Hindistan’ın en önemli toplumsal sorunlarından biri olan sınıf sorununu işleyen bir film.

27 haziran perşembe: Günin ilk filmi Amerikalı yönetmen Charles Trieschman’ın filmi “Two-İki”. Bir genç kızı kaçıran, hastaneden yeni taburcu edilmiş bir delikanlının serüveni.. .İki kişi arasındaki ilişki nefretle başlıyor ve sonradan sevişmeye dönüşüyor. Günün ikinci filmi, Fransız yönetmen Görard Blaim’in “Le Pelican – Pelikan” ise oğlunu çok seven bir babanın öyküsü. Karısının suçu nedeniyle tutuklanan ve hapse atılan müzisyen baba oğluna kavuşmanın özlemini duyuyor.

28 haziran cuma: Alman sinemasının en çalışkan yönetmeni Rainer Werner Wassbinder’in “Effi Briest”. Küçükten beri annesinin ve babasının, evlendikten sonra da kocasının çok sıkı baskısı içinde yaşamını sürdüren genç bir kadının patlayışı. Filmin baş oyuncusu Hanna Schygulla. Günün ikinci filmi “Küçük Malcolm-Little Malcolm” İngiliz yönetmen Stuart Cooper’in imzasını taşıyor. Bir takım cinsel sorunların savaşını yapmak için arkadaşlarıyla parti kuran bir sanat akademisi öğrencisinin serüveni.

24. Berlin Film Festivali'nin Can Alıcı Filmleri29 haziran cumartesi: İtalyan yönetmen Franco Brusati’nin İtalyan sinemalarında gişe rekoru kıran filmi “Pane E Cioccolata-Ekmek ve Çikolata”. Suçsuz olduğu halde bir polis olayına karışan ve bu nedenle İsviçre’deki işini kaybeden bir İtalyan işçisinin dramı. Filmin baş oyuncuları Nino Manfredi ve Anna Karina. Aynı gün bir de İsveçli ünlü yönetmen Vilgot Sjöman’ın “En Handfull Karlek-Avuç Dolusu Sevgi” var. Hikayesi 1909 Stockholm grevi sırasında geçiyor. Sjöman, zengin bir ailenin yanma hizmetçi olarak giren ve sahibinden bir çocuk dünyaya getirerek bu ailenin düzenini bozan bir işçi kadından söz ediyor.

30 haziran pazar: Günün ilk filmi Japon Kei Kumai’nin “Asaya No Uta-Şafak Şarkısı”. Manzarası ve arkeolojik zenginlikleri olan bir yöreden otoyol geçirilmesine karşı olan fakir maden işçilerinin mücadelesi… Mücadele genellikle bu yolun yapımını yürüten müteahhid firmayla oluyor. İkinci film İranlı Soghrab Shadid-Sales’in “Tabiate Bijan-Sakin Hayat”. Emekliye ayrılma döneminde olan ihtiyar bir demiryolu bekçisinin ilk emeklilik günlerindeki şaşkınlığı. Psikolojik bir film.

24. Berlin Film Festivali'nin Can Alıcı Filmleri1 temmuz pazartesi: İlk film Sovyet sinemasından: Yönetmen Rodion Nachapetov’un “S Toboj I BesTjebia- Seninle ve Sensiz”. Berlin’de yarışma dışı gösteriliyor. Hikayesi Şestef’in “Stefenida Basirna” adlı romanından alınmış. Sovyet devrimi sırasında bir köylü kızla evlenen zengin bir çiftçinin yeni siyasal ve toplumsal düzene hazırlanışı… İkinci film Alman yönetmen Ottokar Runze ‘nin “Im Namen des Volkes- Halk Adına”. Hamburg tutukevinde işlenmiş bir cinayetin failinin ortaya çıkarılması için tutuktular arasında yapılan bir soruşturma…

2 temmuz salı: Festival son gününün ilk filmi Amerikalı William Sachs’m imzasini taşıyan “There is no 13 – 13 Numara Yok”. Genç bir adamın ideal bir yaşamı ve ideal bir kadım arayışının öyküsü… Sonuncu yarışma filmi ise Arjantin’den: Hector Olivera’nın “La Patagonia Rebelde-Patagonya’da İhtilal”. Geçen yüzyılın ortasında Güney Patagonya’da yapılan bir genel grevin öyküsü. Genel grevin ülkeyi müthiş bir bunalıma götürmesi üstüne askerlerle grevciler arasında bir çatışma olacak ve olay kanlı bir biçimde bastınlaçaktır. Böylece Patagonya’da yeni bir ekonomik bunalımın doğuşuna geçilecektir.

(Alıntıdır. Bkz. https://www.tozlumagazin.net/shop/urun/sanat-dergisinin-1974-tarihli-87-sayisi/)

10.02.2017 15:54

Kategoriler:   Ana Sayfa

Yorumlar

  • Yayınlandı: 26 Ağustos 2015 11:55

    Burcu Semiha

    o zamanlar festivaller falan cok daha önemliydi