Menü

7. Antalya Film Festivali Bitti

25 MAYIS pazartesi günü başlayan yedinci Antalya Festivali, Yeşilçam’dan prodüktör Nevzat Pesen, Özdemir Birsel, Ümit Utku ile, Antalya Belediye Reisi Avni Tolunay’ın bütün imkanlarım seferber etmesine rağmen hayli sönük başlamıştı. Yılmaz Güney, Zeynep Aksu. Engin Çağlar, Fatma Karanfil’in dışında, beyazperde şöhretleri söz verdikleri halde Antalya’ya gelmemişler, açılışa renk katmamışlardı.

Şunu hemen belirtmek gerek ki, Yeşilçam şöhretlerinin çoğu nedense Antalya Festivalini hiç mi hiç umursamazlar, çeşitli dedikoduların, söylentilerin etkisi altında kalıp Antalya festivaline karşı ilgisiz kalırlar. Oysa bir Türkan Şoray’ın, bir Hülya Koçyiğit’in, bir Cüneyt Arkın’ın, bir Sema Özcan’ın, bir Kartal Tibet’in bir günlüğüne dahi olsa Antalya’ya gelmeleri, festivale katılmaları, Antalya halkını selamlamaları, festival bir tarafa, servetlerini, şöhretlerini yaptıkları Türk filimcileri adına gereklidir, mutlaka ifa edilmesi gereken bir borçtu bizce.

7. Antalya Film FestivaliZira, dedikodular, söylentiler ne olursa olsun, Antalya Belediyesi fakir bütçesinden her yıl yüz binlerce lira sarfediyor, Türk Filimciliğinin gelişmesine karınca kaderince katkıda bulunuyor. Ama jüri taraf tutuyormuş, ama her yıl aynı yıldızlar ödül kazanıyorlarmış, bütün bunlar bir festivali kötülemek, çıkmaza sokmak için zorlayıcı sebepler olmamalıdır. Eğer «iyi niyet» varsa Yeşilçam’ın söz sahibi prodüktörleri bir araya gelirler, bugüne kadar yedi defa tekrarlanan bu festivali yıkmaya, halkoyunun nazarında sıfıra indirmeye değil, kurtarmaya çalışırlardı. Ama nerede o prodüktörler?

ŞİMŞEKLERİ ÜZERİNE TOPLAYAN ADAM

Yedinci Antalya Filim Festivali’nin şimşekleri iteerinde toplayan tek adamı gene Antalya Belediye Başkanı Avni Tolunay’dı. Fakat buna rağmen neşesinden, azminden hiçbir şey kaybetmeden Başkan, «Görüyorsunuz,» diyordu. «Yalnız adamım ben. Etrafımda bana yardım edecek kimse yok. Fakat ben Antalya Belediye Başkanı olarak kaldığım müddetçe bu Festival yapılacaktır. Bundan kimsenin şüphesi olmasın. Yapacağım, zira bu festival Antalya’yı bütün Türkiye’ye ve dünyaya duyuruyor. Bu yıl Antalya’ya Paris, Roma, Ankara televizyonlarının temsilcileri geldi. En geç 15 gün sonra milyonlarca Avrupalı Antalya’nın tabii güzelliklerini görecek, bunun neticesi de binlerce turist akını olacak Antalya’ya. Her turist 200 lira bıraksa gerisinin hesabım siz yapın artık.»

HEP AYNI DERT

Her yıl olduğu gibi bu yıl da Festivalin üzerinde en çok durulan problemlerinden biri de jürinin tespiti oldu. Her yıl, «Muhakkak geleceğim» dediği halde bu yıl da jüri olarak Antalya’ya gelmeyen Semih Tuğrul’dan başka diğer jüri üyeleri Turgut Özakman, Hüsnü Cantürk, Galip San da gelmediler Antalya’ya. Jüri başkanı Nevzat Pesen’e bir mektup bırakarak, «Otelini beğenmediği, kendisine gereken ilginin gösterilmediği» gerekçesiyle istifa eden Sadun Tanju da bu isimler araşma dahil edilirse, neticeleri karara bağlayan jüri şu isimlerden meydana gelmişti:

Nevzat Pesen (jüri başkam ve prodüktör), İlhan Filmer (Lale Film Stüdyosu sahibi), Tarık Buğra (Gazateci), Altan Demirkol (Gazeteci), Çetin Şencan (Gazeteci), Selçuk Altan (Gazeteci), Sadık Şendil (Senarist), Ali Cemali (Sinema sahibi), Kamuran Kıratlı (Radyo, televizyon spikeri), Kaya Çakmakçı (Antalya 4. bölge YSE müdürü), Meral Savcı (Televizyon şefi), Işık Araş (Tiyatro oyuncusu), Nüvit Kodaliı (Müzisyen), Melih Başar (Filim işletmecisi), Melih Üstüngör (Prodüktör), Erdoğan Bağlum (Sanatçı).

SÜRPRİZ

30 mayıs cumartesi günü filimlerin gösterilmesine başlandığı zaman, hemen herkes Festivale katılan 10 filim içinde «Büyük öç», «Bir Çirkin Adam», «Kınalı Yapıncak» filimlerinden birinin Altın Portakalı alacağını söylüyordu. Oyunculardan ise Yılmaz Güneyin, Hülya Koçyiğit’in üzerinde duruluyordu. Rejisör olarak da bir tek isimden bahsediliyordu. Yılmaz Duru… Fakat jüri 3 haziran çarşamba gecesi tam 5 saatlik uzun müzakerelerden, mücadelelerden sonra neticeleri açıkladığı zaman filimleri seyreden herkes beklenmeyen sürprizle karşılaştı. Yılmaz Güneyin başrolünü oynadığı ve rejisini yaptığı «Bir Çirkin Adam» en başarılı filim olarak seçiliyor, Yılmaz Güney ise aynı filimdeki «gerçekten başarılı oyunundan» dolayı «en iyi aktör» ünvanını bir defa daha tescil ettirerek Altın Portakalı diğer ödüllerinin arasına katıyordu. Sürprizler ise en iyi kadın oyunculuğu Belgin Doruk’un, en iyi rejisörlüğü de Ertem Eğilmezin kazanmasıydı. Festivali izleyen gazeteciler, «Hadi Belgin Doruk neyse… ‘Yuvanın Bekçileri’ filminde çok başarılı oynamış, Altın Portakal hakkı. Fakat ilk üç dereceye giremeyen ‘Kalbimin Efendisi’ filmi ile Ertem Eğilmez nasıl olur da en iyi rejisör seçilebilir?» diyorlar, kendi aralarında tartışıyorlardı.

Jüriden sızan haberlere göre, Ankaralı bazı jüri üyeleri ısrarla «Büyük Öç» filminin ikinci seçilmesini, en iyi rejisör ödülünün Yılmaz Duru’ya verilmesini istemişler, İstanbullu jüri üyeleri ise bu görüşe karşı çıkmışlardı. Neticede uzun tartışmalardan sonra «Kınalı Yapıncak» ikinciliği, «Büyük Öç» de üçüncülüğü kazanmıştı.

Jüri en iyi erkek karakter oyuncusu üzerinde de hayli tartışmıştı. Bir grup ‘Kalbimin Efendisi’ filmindeki oyunundan dolayı, «Münir Özkul,» derken, diğer bir grup, «Bir Çirkin Adam»daki oyunundan ötürü Hayati Hamzaoğlu’na oyunu vermiş, sonunda ikinci grupun görüşü hakim olarak Altın Portakal Hayati Hamzaoğlu’na layık görülmüştü. En iyi yardımcı kadın oyuncu ödülünü ise oy birliği ile Lale Belkıs almıştı..

Sadık Şendil jüri üyesi olduğu halde en iyi senarist ödülünü kazanırken, Kameraman dalında iki isim. Gani Turanlı ile Kriton İlyadis çarpışmış, neticede, şans yılların kameramanı, ustası Kriston İlyadis’e gülmüş, Altın Portakal’a o layık görülmüştü.

Bütün bunların yanısıra çocuklar için Altın Portakal ödülü verilmesi festivalin başında kararlaştırılmadığı halde, jüri sonradan karar değiştirmiş, hem çocuk filimlerini teşvik etmek, hem de bir anda halkm sevgilisi olan Yumurcak’a Ödül vermek için ayak üstü bir Altın Portakal daha ihdas edivermişti!

ALTIN PORTAKALLAR SAHİPLERİNİ BULUYOR

Ödüllerin dağıtıldığı 5 haziran cuma gecesi Antalya Şehir Kulübünde yapılan balo çok muhteşem oldu doğrusu.. Bu balo ile 12 günden beri sönük, başı hariç yıldızsız geçen festival bir anda şenlendi, Antalyalıların yüzünün gülmesine sebep oldu. Yılmaz Güney, Belgin Doruk, Hayati Hamzaoğlu, Yumurcak «İlker İnanoğlu», Kriton İlyadis, ödüllerini bizzat almaya, Ayşecik ile Necdet Tosun da davetli olarak Antalya’ya gelmişler, havaalanında bando mızıka ile karşılanmışlardı. Yılmaz Duru, Sadık Şendil ise festivalin başından beri Antalya’da oldukları için baloda hazır ve nazırdılar.

Yılmaz Güney ödülünü alırken sağ elinin baş parmağını havaya kaldırarak davetlileri selamladı ve çok alkışlandı. Balonun kralıydı. Belgin Doruk, o gece hayatının en mutlu anını yaşıyordu. Yıllarını verdiği sinemadan bir ödüller daha kazanmıştı. Gözleri nemliydi. Hayati Hamzaoğlu ise heyecanını, «Konuşacak laf bulamıyorum,» sözleriyle yatıştırmaya çalışırken, «Yumurcak» olan bitenlerden habersiz, bir kilodan fazla gelen «Altın Portakal»mı taşıyamadığı için yere çökmüş, fotoğrafçılara öyle poz veriyordu. Ödüllerin dağıtılmasından sonra sabaha kadar devam eden eğlence İlhan Feyman orkestrasının çaldığı parçalarla, Nigar Uluerer’in, Feraye’nin, Pakize Suda’nın, Sevda Somer’in söylediği şarkılarla gittikçe daha da şenlendi, neşelendi. Güneş doğarken baloyu terkedenlerin söyledikleri müşterek sözler şunlardı: «Hele şükür bu yıl baloda kavga çıkmadı. Antalya Film Festivali ilk defa kavgasız gürültüsüz patırtısız bir balo ile sona erdi.»

Evet Antalya Festivali bitti. Şimdi bütün gözler eylülde yapılacak «İkinci Altın Koza Film Festivalinde..

(Alıntıdır. Bkz. http://www.tozlumagazin.net/shop/urun/ses-dergisinin-1970-tarihli-24-sayisi)

31.07.2019 21:49

Kategoriler:   Ana Sayfa

Yorumlar