Menü

Acaba Kraliçe Kim Olacak

Güzele bakmak sevaptır…’’ Bakın, bakın iyice bakın… Karşınızda bugüne kadar hiç bir güzellik yarışmasına girmemiş, pardon girememiş güzeller var. Alımlı, çalımlı, bazen kederli, bazen sevinçli, canlar paresi, yürekler yaresi güzellerimiz bunlar… Bu yarışma için özel olarak kiraladıkları kuaförleri Ali Yatkın’ın tornasından geçen güzeller en iddialı, en seksi ve en canalıcı bakış fırlattıkları yarışmayı sabah saat 11.00’de başlattılar. Özel bir salonda ve serbest giysilerle yarışmaya giren güzellerimiz, akşama kadar süren yarışma boyunca birbirlerini süzdüler, incelediler, tüm hünerlerini ortaya koydular ama ne yazık ki birinciyi bulamadılar… Çünkü her birisi kendisinin çok güzel olduğunu ve kraliçelik tacını giymesi gerektiğini öne sürerken iş neredeyse saçsaça başbaşa mahalle kavgasına dönüşecekti… Şimdi biz onları tüm Allah vergisi özellikleriyle sizlere sunuyor ve kraliçenin kim olduğunu soruyoruz…



ATEŞBÖCEĞİ ERCAN

Saygıda kusur etmeden ilk olarak en yaşlı güzeli tanıtıyoruz. Yaşlı dedik ama ona sorarsanız ne estetik olmuş, ne de herhangi bir tarafına bıçak değdirtmiş… Bir felsefesi de var… Kadının en güzel yaşının tipik örneğiymiş… Ve çevresindeki erkekler onun için deli divane oluyormuş. Boy normal, kilo boya oranla anormal, göğüs kafesi oldukça geniş ve sağlam, kalça bol yağlı yemeklerin besleyip büyüttüğü cinsten, bel ise ideal vücut ölçüsü olan seksene çeyrek kala… Asıl adı belli değil, fakat yarışmaya çevresinde nam saldığı ad olan Kuzuköylü Emine ile girdi. Doldurduğu formda evli olmasına rağmen anatomik olarak “Bakire” yazıyor. Ayrıca birde en sevdiği kuşun dili “Gugukça” olmak üzere yabancı dil biliyor. Zaten yarışma boyunca sürekli gugukça konuştu. En İyi “Kazandibi” yapmasını biliyor. Bu kadar yıllık evliliğini mutlu bir şekilde sürdürmesinin tek nedeni de kocasına sık sık kazandibi yapmasıymış… İdealindeki tip yine kocası gibiymiş… Gugukça konuşmasından anladığımıza göre yumruklarını seri bir şekilde konuşturan bir boksör kadar çevikmiş. Zaten sevdiği spor da boksun en kanlısı… Kendisi de biraz boks yapıyormuş zaten… Bunun yanısıra azıcık da ata binmekten çok ama pek çok hoşlanıyormuş…

UĞURBÖCEĞİ YALÇIN

Yarışmaya her türlü yokluğu görmüş kenar bir mahalleden katılıyor. Evli ve sıska vücuduna rağmen dokuz doğurmuş. Mahallesinde ona “Sarı Cemile” derlermiş… Büyük umutlarla gittiği figüran bürolarından gazino kulislerinden hep ters yüz geri çevrilmiş ve hiç kimse onun değerini bilememiş, güzelliğinin farkına varamamış. Bu yarışmaya da değerini ve güzelliğini ortaya koymak, anlatmak için en iddialı bir biçimde girmiş… Eğer birinci seçilirse ilk işi kocasını boşayacakmış. Çünkü meşhur olmanın yolu buymuş “Sarı Cemile”ye göre… Boy ve kilosu bir metre eksikle aynı… Kalçası ve beli kemiksiz kuzu etine benziyormuş. İdealindeki erkek tipi kuvvetli, rahmetli “Koca Yusuf’’ gibi bir erkek… En sevdiği spor da kıran kırana yapılan güreş… Kenar mahalleden geldiği için Türkçe’yi zor öğrendiğini söylüyor. Bunun için yabancı dil bilmiyor. Ancak bu eksikliğini güzelliği ile kapatıyormuş. En önemli özelliği ise “Ağlamaklı seksi olmak…” Bunun ne demek olduğunu anlamayanlara da yarışma boyunca hep bunu gösteren pozlar verdi zaten…



NOKTA ile VİRGÜL

Bu iki kraliçe adayı daha önce bir işi birlikte yapmışlar. Ancak yüzlerine, gözlerine bulaştırdıkları için selamı sabahı kesmişler. Eski ortaklar yarışmada birbirlerine hava atan iki rakiptiler.,. Onların da tanıtımlarını yapalım ve önce kısa boylu, tombul ve balık etli güzelden söz edelim. Boy fukarası olmasına rağmen şen mi şen, şakrak mı şakrak… Hayata boşverip gönlünce yaşıyormuş. Adı “Bülbül Zehra…” Evli ama dedik ya hayatını yaşıyor diye… Boyu, kilosu, kalçası ve beli aynı… Yani her şeyi birbirine denk olduğundan etekleri zil çalıyormuş… Sporun, dansın, içkinin, kumarın ve erkeğin her türlüsü hayatının vazgeçilmez parçaları. Dördüncü ve son güzelimizin adı “Fındık Hayriye…” Teknik olarak çeşitli fındık kırma usullerini iyi biliyor. Diğerlerinin aksine görünüş olarak biraz utangaç… Natürel güzel olduğundan ev elbisesi ile yarışmaya katıldı… Boy, bos, kalça ve göğüs aynı kalınlıkta, aynı uzunlukta… “Fındık Hayriye” bu yarışmada yalnız boyuna ve vahşi cinsel cazibesine güveniyor. Evli fakat kısır… Namus kavramı onun için yarışmadan da önemli… Namuslu bir şekilde birinci olacağına inanıyor. Hac filmi seyretmiş, namaz kılıyor, içki içmiyor, vücudu ince olduğu için kocasına yılan taklidi yapıyor ayrıca hıyar turşusu yapmayı da iyi beceriyormuş…

(Alıntıdır.Bkz:https://www.tozlumagazin.net/shop/urun/sey-dergisinin-1984-tarihli-28-sayisi/)

14.10.2020 04:15

Kategoriler:   Ana Sayfa

Yorumlar