Menü

Adnan Şenses Fena Yakalandı

«DİKKAT Köpek Var!..» yazısına aldırmaksızın kapının mandalını kaldırıp araladık ve sessizce içeri süzüldük. Önümüzde, çevresinde ağaçların yer aldığı 50 – 60 basamaklık bir merdiven vardı ve aşağıya, yalıya doğru uzanıp gidiyordu… Ortalıkta hiçbir hareket yoktu. Kiremit damlı tek katlı yalıdan ses seda çıkmıyordu. Merdivenleri yavaşça indik… İşte ne olduysa o anda oldu… Koskoca bir köpek, bembeyaz sivri dişlerini gösterip hırlayarak karşımıza dikiliyordu… Yine de şansımız varmış ki, koca canavar bağlı idi ve bize ulaşamıyordu ama, önünden geçmek, de olanaksızdı tabii… Geri dönmek zorunda kaldık.. Artık tek çare yalının yanındaki inşaattı. Kimseye görünmeden inşaatta girdik, makinemizi hazırlayıp beklemeye başladık…



Adnan Şenses ve Hayal Devran… Biri genç, diğeri gönlü genç olan iki sevgili Kandilli’deki yalıya kapanmışlar, meraklı gözlerden gizlenmeye çalışıyorlardı. Genç kız sevgilisinin yanından hemen hiç ayrılmıyor, günlerini balkonda ve boğazın geçiriyordu… Adnan Şenses ise, pek memnun olmasa da, zorunlu olarak sık sık şehre iniyor ve günlük işlerini halletmek için koşuşturup duruyordu..

Adnan Şenses Balık Avında

Yaklaşık bir saat sonra beklediğimiz an geldi çattı. Balkon kapısı açıldı, Adnan Şenses önce balkona, sonra da rıhtıma indi. Elinde bir olta takımı vardı. Geriye doğru dönüp, «Hayal gelsene!.. Balığa çıkmanın tam saati. Kaçırmayalım…» diye seslendi, Kısa bir süre sonra Hayal Davran da kapıda göründü… Bir bluz ve şort giymişti. Koşar adımlarla sevgilisine doğru seğirtti, geldi ve Adnan Şenses’e arkasından sarılıverdi. Gözlerindeki mutluluk parıltılarını sanırız tele – objektif olmadan da görebilmek mümkündü… Rıhtımın ucuna doğru yürüdüler ve oltayı denize attılar… Adnan Şenses ayaklarını denize sarkıtarak oturdu. Hayal Devran da yanına ilişiverdi. Genç kız, elindeki oltayı kimi zaman toplayan, kimi zaman uzaklara fırlatan kır saçlı erkeğe hayranlık dolu gözlerle bakıyor, zaman zaman alçak sesle bir şeyler söylüyor, sonra da başını arkaya atıp kahkahalarla gülüyordu… Adnan Şenses ise oltayı atıyor, topluyordu ama, balıklardan çok, yanında oturan güzel genç kızla iglilendiği her halinden anlaşılıyordu.

Biz de, şansımızı daha fazla zorlamadan, o anı görüntüledikten sonra, yakında dünyaevine girecek olan iki sevgiliyi başbaşa bırakarak, sessizce oradan ayrıldık.

(Alıntıdır. Bkz. http://www.tozlumagazin.net/shop/urun/ses-dergisinin-1981-tarihli-31-sayisi)

06.10.2020 17:56

Kategoriler:   Ana Sayfa

Yorumlar