Menü

Ah Güzel İstanbul

SON günlerde adından bir hayli söz edilen «Ah Güzel İstanbul» filminin yönetmeni Ömer Kavur’la konuştuk… Filmin montaj çalışmaları yapılıyordu. Yeni Stüdyo’da bir yandan filmin sahneleri birbirine ekleniyor, bir yandan da Ömer Kavur’la söyleşiyorduk:



– «Ah Güzel İstanbul»u film yapmak nereden aklınıza geldi?

Füruzan’ın hikayesini okuduğumda cok sevmiştim… Film yapmak istedim. Dip yapısında İstanbul var. Köşe, mahalle insanlarının yaşamlarını anlatıyor ve içinde çok tutkulu bir sevgiyi konu ediniyor «Ah Güzel İstanbul».. Bir yandan sermaye olarak kullanılan kadınların yaşantıları, diğer yandan daha dinamik yapıya sahip olan uzun yol sürücülerinin yaşamları benim ilgimi çekti. Amacım, bu farklı iki çevreden gelen insanların ilişkisini doğal, sıcak ve insancıl boyutlarda filine getirebilmek istedim.

– Filmi yaparken en çok nerede zorlandınız?

Hikayenin kendi yapısından zorlandım biraz. Bunun da nedeni, Füruzan’ın hikayesinin kendi içinde son derece tutarlı ve de anlatım bütünselliğine sahip olması. Oysa bir sinema ürünü için öyküde görülen özellikler belli eksiklikler getirmekteydi Örneğin, olay dokusu yetersizdi. Ancak bunu Füruzan’la sekiz aylık bir çalışmadan sonra giderdiğimizi sanıyorum. Hikayenin özüne sadık kalarak yeni olay dokuları ve yeni tipler oluşturduk. Yapılan sinema, kendi doğal gelişimi içinde oluşan olaysız, entrikasız bir sinemadır.



– Filmi sevdiniz mi?

Evet, yapmak istediğimi büyük ölçüde gerçekleştirebildiğim için sevdim.

– Film basında seks filmiymiş gibi lanse edildi, bu doğru mu?

Film yanlış yansıtıldı. Filmin içinde Kamil ile Cevahir’in ilişkilerinin doğal sonucu sevişme sahnesi vardır. Çünkü bu iki insan birbirlerini tutkulu bir biçimde sevmektedirler… Ancak, bu film kesinlikle seks duygularını istismar eden nitelikte bir yapıt değildir. Film çıktığında da böyle olmadığı görülecektir.



– İki ünlü oyuncuyla çalıştınız? Sonuçtan memnun musunuz?

Hem Kadir İnanır, hem de Müjde Ar, aylar öncesinden senaryoyu bildiklerinden bu olaya sahip çıktılar. Tüm oyuncular ve teknisyenlerin çabasıyla saygın bir film gerçekleştirdik.

– Son bir soru, sinemadan ne anlıyorsunuz?

Kendi toplumlarının, insanlarının sorunlarını doğru bir biçimde yansıtabilen sinemayı seviyorum.. Hile yok. Olay ve duygu spekülasyonu yok. Benim yapmak istediğim sinema da bu işte. Bizim dışarı yönelen sinemamızda egzotizm egemen.



Bu öğeyi dışarda filmi daha kolay pazarlayabiliriz diye kullanan yapımcı ve yönetmenler, aslında kendi sanatsal kişilikleri İçin ve de ortaya koydukları ürün için giderilmesi guç ödünler vermektedirler. Diğer bir deyimle dışarının isteği olan «film değil kilim» anlayışına ödün vermeden kendi öz değerlerimizi doğru bir biçimde yansıtmaya özen göstermeliyiz. Sanatsal dürüstlüğün gerektirdiği de budur zaten.

Ömer Kavur, yeniden bir hayli yoğun olan işlerinin başına dönüyor, biz de izin isteyip ayrılıyoruz stüdyodan.

(Alıntıdır. Bkz. https://www.tozlumagazin.net/shop/urun/ses-dergisinin-1981-tarihli-25-sayisi)

21.01.2021 22:11

Kategoriler:   Bayat Haber

Yorumlar