Menü

Ajda Pekkan’ın Söylediği ”ÖZLEYİŞ” Finale Kalınca Ortalık Karıştı

Ajda Pekkan'ın Söylediği  ''ÖZLEYİŞ'' Finale Kalınca Ortalık Karıştı– «Atina’da bir müzik şenliği düzenlendiğini duyduğum zaman bir beste yaparak bu şenliğe katılmayı düşündüm. Bu düşüncemi önce ev halkına, sonra arkadaşlarıma açtım. Baktım kimse, «Hadi yahu işin mi yok!» demiyor, aksine beni teşvik ediyor. Hemen Esentepe’deki «baba evi» nin küçük bekar odasına kapandım ve çalışmaya başladım. Anlayacağınız «Özleyiş» ısmarlama bir beste oldu. Yani, beste bana gelmedi, ben besteye gittim. Eski romancılar, yazmak için gecenin geç saatlerini beklerler, el ayak çekildikten sonra başlarlarmış çalakalem yazmaya… Ben de tam 1,5 ay boyunca herkesin uyuduğu saatlerde çalıştım, ama bunun sebebi eski yazarlara özenti değil, bambaşka. Biliyorsunuz Şerif Yüzbaşıoğlu orkestrasında çalışıyorum. Bu yüzden de eve çok geç saatlerde dönebiliyorum.

Ajda Pekkan'ın Söylediği  ''ÖZLEYİŞ'' Finale Kalınca Ortalık Karıştı«İlk günler bomboş geçti. Arada bir düşünüyor, sık sık ellerimi piyano tuşları üstünde gezdiriyordum. Dördüncü gün piyano başından kalktığım zaman daha tek bir nota bile yazamamıştım. Ertesi gün birden şarkının «giriş kısmı» geliverdi. O gece sabahladım. Bir buçuk hafta böyle geçti. Bir gün canım sıkkın, moralim bozuk yattım. Sabah uyanır uyanmaz çok tuhaf bir şey oldu. Şarkının ikinci kısmı hazırdı. Kulağımda melodiler, gözümün önünde notalar uçuşuyordu. Unutmayayım diye hemen yerimden fırladım, çıplak ayakla masaya koşup notaları bir, bir yazdım. Ondan sonra düşünce faslı başladı. Şarkının ikinci bölümü hazırdı. Düşüne düşüne aradaki bağlantıyı da kurdum. Ondan sonra çalışmalarıma daha büyük bir biz verdim. Nihayet bir cuma günü, saat tam 16.00’da «Özleyiş» in son notasını yazdım ve derin bir «Ohhh» çektim.

Ajda Pekkan'ın Söylediği  ''ÖZLEYİŞ'' Finale Kalınca Ortalık KarıştıHaaa, bakın az kalsın unutuyordum. «Özleyiş» deyip duruyorum ya, o anda şarkının adı belli değildi. Önceden bir güfte seçip beste yapmak doğru değil. Melodi bittikten sonra dostlarla birlikte besteye uygun güfte aramaya başladık. Orhan Veli, Turhan Oğuzbaş ve Ümit Yaşar’ın bütün kitapları bir bir elden geçti. Bir gün bizim solistlerden Ersen İlgaz, elinde bir kitapla çıka geldi. Ona da kitabı bir kız arkadaşı hediye etmiş. Kitap, Zeki Uluruh beyin «Taverna» adlı şiir kitabıydı. Su kitaptaki «Bilmem» adlı şiirin ilk 8 mısraı besteye uyuyordu. Onları aldım, şiirin besteye uymayan kısmını atıp kendim bir «dörtlük» iiave ettim. Böylece güfte meselesini de hallettim. Sonra, bir çocuğu doğan bir babanın heyecanıyle şarkıma isim aramaya başladım. Nihayet birçok ismin içinden «Özleyiş» i seçtim.»

Ajda Pekkan'ın Söylediği  ''ÖZLEYİŞ'' Finale Kalınca Ortalık Karıştı«Özleyiş» öyle bir fırtına ki, eşi emsali az görülmüştür. Bu fırtınanın ilk bulutlan, Atina’ya gidecek Türk müzik elçileri belli olduktan bir süre sonra görülmüştü. «Özleyiş» i Atina’da okuyacağı ilan edilen Özdemir Erdoğan’ın yerine Ajda Pekkan kafileye alınınca kızılca kıyametler kopmuş, kafile mensupları günlerce gazete ve dergilerin baş köşelerinde birbirlerini ağır bir lisanla suçlamışlardı. İşte «Özleyiş» le «Ve Ben Yalnız» bu gürültü patırdı arasında Atina’ya gitti. Selçuk Başar’ın, Şair Zeki Uluruh’un «Taverna» adlı kitabındaki «Bilmem» adlı şiirinden değiştirerek yaptığı «Özleyip» dördüncü olurken, sözleri ve bestesi Selmi Andak’a ait olan Sevinç Tevs’in söylediği «Ve Ben Yalnız» elendi. «Özleyiş» in dördüncü olması bir başarıydı. Hatta bu kadar beste arasında «Ve Ben Yalnız» ın Atina’ya gitmesi bile… Fakat bütün bu başarılara rağmen fırtına dinmedi. Önce «Özleyiş» in Ajda Pekkan’ın sayesinde Atina’da dördüncü olduğu rivayetleri ortaya atıldı, kafile yurda dönünce de fırtına bütün hızıyle Türk müzik dünyasını kasıp kavurmaya başladı. Ortaya bir Zeki Uluruh çıktı. «Bu güfte benim,» dedi. «Son dörtlüğü değiştirmişler. Hem de haber vermeden. Benim de Atina’ya gitmem lazımdı.» Atina’daki yarışma bir şarkıcılar yarışması değildi. Beste ve güfte yarışması idi. Mükafatların aslan payı da besteciye ve güfteciye veriliyordu. Bu durumda Zeki Uluruh’un da elinde bir madalyon ve diploma olması gerekmez miydi?

Ajda Pekkan'ın Söylediği  ''ÖZLEYİŞ'' Finale Kalınca Ortalık KarıştıZeki Uluruh’un sözleri gazetelerde yayınlanınca, Selçuk Başar, aralarındaki sözlü anlaşmayı bozduğu gerekçesiyle, «Özleyiş» in Atina’da okunan şeklini değiştireceğini açıkladı, «Özleyiş» e yeni sözler yazmaya başladı.

Böyle karışık bir konuda yapılacak en güzel şey, olayı, kahramanlarının ağzından vermekti. Biz de öyle yaptık. İlk olarak Ajda Pekkan‘la konuştuk.

– «Bu festivalin bana en büyük iyiliği şu oldu,» diyor. «Bana, beni ispat etti! ‘ Sinemadan gelen Ajda olmaktan kurtuldum, şarkıcı Ajda olarak başarıya ulaştım.»

Bir ara, festival öncesi ve sonrası dedikodularından söz ediyoruz. Kızmıyor, sinirlenmiyor. Sakin sakin her sorumuza cevap veriyor:

Ajda Pekkan'ın Söylediği  ''ÖZLEYİŞ'' Finale Kalınca Ortalık Karıştı– «Bugün bir arkadaş, ‘Aslında senin yerine Özdemir Erdoğan gidecekti, sen gittin, parsayı da sen topladın,’ dedi… Hiç kızmadım bu sözlere. Ama ne yalan söyleyim, üzüldüm. İnsanlar niye böyie oluyor bilmem ki? Benim yerime Özdemir Bey gidecekmiş, olmamış, ben gitmişim. Peki bunda benim ne günahım var? Özdemir Bey’in gideceğini bile bilmiyordum. Beni çağırdılar, böyle böyle dediler. İlk defa memleketimi, milletimi temsil etme şansı veriliyordu bana. Tabii hemen kabul ettim. Provalar falan derken, şarkının sesime gittiği de ortaya çıktı. Benim yerime Özdemir Bey gitseydi ne olurdu? Bilmem. Allah bilir… Müneccim değilim ben. Belki benden daha iyi derece alabilirdi, belki daha kötü. Belki o da dördüncü olurdu. Bunların hepsi tamam, ama niye bunun hesabını ben vereyim?»

Sözlerinin bittiğini, soru beklediğini anlatmak istercesine gözlerini bize çevirdiği zaman hemen ikinci dedikoduyu anlatıyoruz ve, «Bazı jüri üyeleriyle aşırı yakınlık kurduğu ve derecesini buna borçlu olduğu,» söylentilerine karşı ne diyeceğini soruyoruz.

Ajda Pekkan'ın Söylediği  ''ÖZLEYİŞ'' Finale Kalınca Ortalık Karıştı– «Ne demektir ‘aşırı yakınlık’. Festivale katılan bütün jüri üyeleri ve müzisyenler bir, iki otele bölünmüşlerdi. Sık sık bir arada oluyorduk. Mesela yemeklerde, akşam çayı saatlerinde. Üstelik, dünyanın dört bir tarafından gelmiş gazetecilerin gözünün önünde. Bütün bunlardan sonra, dedikoduların doğru olup olmadığını söylentileri çıkaranların insafına bırakıyorum.»

– «Ya Şerif Yüzbaşıoğlu,» diyoruz. «Onla da ‘aşırı yakınlığınız’ varmış, hatta bu yüzden onu jüriden çıkarmışlar da, yerine Muammer Yeşil’i almışlar.»

– «Yalancının mumu eskiden yatsıya kadar yanarmış, şimdi o kadar bile sürmüyor,» diyor. «Jüride her memleketten bir üye vardı ve o üye kendi memleketine oy veremiyordu. Şerif Beyi benimle olan aşırı ilgisinden dolayı değil, «Özleyiş» in orkestrasyonjnu yaptığı için çıkardılar. Gelelim Şerif ağabeyle olan ‘yakın ilgimize’. Şerif ağabey, benim babamın arkadaşıdır. Ben müziğe başladığım zaman babam beni elimden tuttu, Şerif ağabeye götürdü. Aile dostumuzdur, üstümde inkar edemeyeceğim hakları olan hocamdır.»

Ajda Pekkan'ın Söylediği  ''ÖZLEYİŞ'' Finale Kalınca Ortalık KarıştıSıra Atina’ya, yarışma gecesine geliyor. Ajda birden heyecanlanıyor. Zile basıyor, gelen adama bir viski söylüyor.

– «Elemeler kapalı salonda yapıldı. Viskimi içtim, sahneye çıktım. Elemelerde nedense fazla heyecanlanmadım. Final günü saat 10.30’da kalktım.

Hava değişikliği insanda ses kısıklığı yapıyor. Benim de sesim biraz kısıktı. Bu yüzden iki tane giiserinli pastil aldım ve buharlı banyo yaptım. Sonra makyaj, tuvalet falan derken, saat 20’yi buldu. Otelden çıktık. Final, saat tam 21.15’te başladı. Ben saat 23.30’da sahneye çıktım. O arayı ne siz sorun, ne ben söyleyeyim. Heyecandan titriyordum. Nihayet adım anons edildi. Viski sesi açar, bu yüzden her sahneye çıkışımda mutlaka bir, iki kadeh viski içerim. O gün sadece sesimi açsın diye değil, nikaha giden bir delikanlı gibi cesaret versin diye içtim viskiyi. Sahnede bir an düşeceğim zannettim. Sahne çok yüksekti. Yukarıda yapayalnızdım. Üç metre altımda 59 kişilik orkestra, karşımda tam 60 000 kişi.»

Ajda Pekkan, elemeye ve final gecesine iki ayrı tuvaletle katılmış. Bu iki tuvalete Türkiye’ye döndükten sonra iki isim takmış. Uğur ve Domuzluk. «Uğur» 2’nci olduğu elemede giydiği tuvaletin, «Domuzluk» ise final gecesi giydiği tuvaletin isimleri… Konuşacaklarımızı konuşmuştuk. Teşekkür ediyor ve seyircilerin arasına geçiyoruz. Ajda da alkışlar arasında sahneye geliyor. «Dünya Dönüyor» u, «Bebek» i, «Üç Kalp» i, «Sana Dargınım» ı söylüyor ve sahneden ayrılıyor. Seyircilerde bir şaşkınlık. Hani «Özleyiş»? Halbuki gazetelerde de ilan edilmiş… Alkışlar ve bir ağızdan «Öz-le-yiş, Öz-le-yiş» sesleri arasında tekrar sahneye gelen Ajda, «Sevdiğim Adam» la, «Boşvermişim Dünyaya» yı söylüyor ve sonra da sahneyi terkediyor. Biz de hemen yine sahne arkasına, kulise…

Ajda Pekkan'ın Söylediği  ''ÖZLEYİŞ'' Finale Kalınca Ortalık KarıştıSonunda Ajda Pekkan’ın «Özleyiş» i niçin söylemediği anlaşılıyor. Efendim, o gün matinede Ajda Pekkan «Özleyiş» i söylemiş. Gece gazinoya gelen şarkının bestecisi Selçuk Başar, bestesini sattığı ve izin alınmadan, «Özleyiş» in söylenemeyeceği yolunda Ajda’yı ikaz edince, gece söyleyememiş. Selçuk Başar «Özleyiş» in söylenmesine izin vermeyeceğini kesinlikle söylerken, Ajda da, «Vallahi o, Selçuk Bey’le Fahrettin Bey’in arasındaki bir mesele. Halledilirse niçin söylememeyim?» diyor. Ajda ile Selçuk Başar bunları söylerken, biz matinede Ajda’nın «Özleyiş» i söylediğinden habersiziz, tabii. Yalnız biz değil, Selçuk Başar da habersiz. Dışarda birkaç kişiden öğreniyoruz.

Apollonia Festivalinin başladığı ilan edilmiş, ilk elemeler yapılmış, Türk kafilesi Atina’ya gitmiş, Özleyiş dördüncü olmuş… Bütün bunlar olurken de «Özleyiş» in güftesinin üçte ikisine sahip olan Zeki Uluruh hiç bir şeyden habersiz, köşesinde sessiz sedasız çalışıyormuş. Ne zaman ki bir dostu gelip «Yahu bu şiir senin,» demiş, Zeki Uluruh işte o zaman her şeylerin farkına varıvermiş.

Ajda Pekkan'ın Söylediği  ''ÖZLEYİŞ'' Finale Kalınca Ortalık Karıştı– «Benim birçok şiirim var, ‘Özleyiş’ in güftesinin Taverna’ adlı kitabımdaki ‘Bilmem’ şiirinden alındığını nereden bileyim ben? Selçuk Bey şiirimin bir kısmını almış, son dörtlüğü de kendi yeni baştan yazmış, üstelik de adını değiştirmiş. Neden benden izin almak lüzumunu hissetmedi, anlayamadım. Evet, onun sayesinde adım ön plana geçti, buna sevimdim ama önceden haberim olsaydı daha iyi olmaz mıydı?» diyor.

Terki diyar ettim ta ki ezelden Gezsem şu dünyayı, derman var m’ola?

Danışsam atime, sorsam dünyayı Kalp yarasına derman, var m’ola?

Çıksam sahralara, çöllere, dağlara Bana, sinesinde yer var m’ola?

Dolaşsam dünyanın dört bir yanını Kalp yarasına derman var m’ola?

Özleyiş şarkısının ilk iki dörtlüğü bu. Gerçekten yukarıdaki mısralar Zeki Uluruh’un «Taverna» adlı kitabındaki «Bilmem» adlı şiirinden alınmış. Şiir şöyle devam ediyor:

Yalvarsam mızraba, danışsam sana

Acep bu yerlerde vefa var m’ola?

Çürüdüm, tükendim, sarardım, soldum

Kesseler başımı kan akar m’ola?

Selçuk Başar bu dörtlüğü şu şekilde değiştirmiş:

Ümitlerim kırıldı eşten, dosttan

Herkesten, her yandan

Yalvarsam, yakarsam, derman arasam

Herkesten, her yandan…

Ajda Pekkan'ın Söylediği  ''ÖZLEYİŞ'' Finale Kalınca Ortalık Karıştı«Özleyiş» dördüncülüğü kazanınca ve hele sağda, solda «satış» lafları edilmeye başlanınca işin rengi birden değişiverdi. Zeki Uluruh hakkının yendiğini iddia ediyor ve «Beni Atina’ya çağırmaları lazımdı. Haydi bunu yapmadılar, hiç olmazsa diplomamı verselerdi,» diyordu. Apollonia Festivali tüzüğünün ödüllere ait bülümünde, «İlk üçe giremeyen yedi şarkının güfte ve bestesine madalya ve diploma verilecektir» denilmesi, Zeki Uluruh’u bu isteğinde haklı gösteriyor.

Madalyonun bir yüzü böyle. Diğer yüzü, yani hukuki cephesi çok daha enteresan. 5.12.1951 tarihli 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunun 13’üncü maddesinde aynen, «… Eser sahibine tanınan hak ve selahiyetler eserin bütününe ve parçalarına şamildir,» deniyor. Buna göre ilk iki dörtlüğü kullanılan Zeki Uluruh, eser üzerinde sanki şiirinin tamamı kullanılmış gibi hak sahibi olabilir. Bir de aynı kanunun 16’ncı maddesi var: «Eser sahibinin izni olmadıkça eserde veyahut eser sahibinin adında kısaltma, eksiltme veya başka değiştirmeler yapılamaz.» Zeki Uluruh kendinden izin alınmadığını söylediğine göre başta tazminat davası olmak üzere bir sürü hak iddia edebilir. Ama aynı kanunun 39’uncu maddesi de şöyle diyor: «Musiki eserlerinin sahibi yayımlanmış bir edebiyat eserinin ufak parçalarını, sahibinin müsaadesi olmaksızın, besteleriyle birlikte çoğaltmak selahiyetini haizdir,» Bu durumda Zeki Uluruh’la Selçuk Başar’ın arasında güfteye sonradan eklenen (dörtlük) yüzünden bir ihtilaf çıkabilir.

ÖZLEYİŞİN SÖZLERİ DEĞİŞTİ…

Ajda Pekkan'ın Söylediği  ''ÖZLEYİŞ'' Finale Kalınca Ortalık KarıştıMecmuamızın baskıya girdiği saatlerde «Özleyiş olayı» nda yeni bir durum meydana çıktı. Bestekar Selçuk Başar, şair Zeki Uluruh’un çeşitli gazetelerde çıkan ve şahsını hedef tutan beyanatları karşısında «Özleyiş» in sözlerini değiştirmeye karar verdi. Bestesini Avrupa’nın en büyük şirketlerinden biri olan Canciones Del Mundo’ya satan Selçuk Başar bu konuda muhabirimize şunları söylemiştir:

– «Özleyiş güftesiyle değil, müziği ile derece aldı… Esasen 17’si de ayrı milletten olan jüri üyelerine şarkı sözleri ne dereceye kadar tesirli olabilir. Zeki Uluruh verdiği sözü tutmadı, konuşmamızın sonucunda vardığımız anlaşmayı ihlal etti. Gerçekten o, böyle hareket etmeseydi plak yapılınca kendisine hisse verecektim. Şimdi, Özleyiş’in sözlerini değiştiriyorum. Her halde şu andan sonra Zeki Beyle konuşacak hiç bir şeyimiz kalmadı.»

(Alıntıdır. Bkz. https://www.tozlumagazin.net/shop/urun/ses-dergisinin-1968-tarihli-33-sayisi)

10.08.2019 22:42

Kategoriler:   Ana Sayfa

Yorumlar

  • Yayınlandı: 24 Ağustos 2015 18:01

    TANER GÜNGÖR

    gittikçe gençleşiyorr ajda pekkan anlamadım gitti:D
  • Yayınlandı: 24 Ağustos 2015 18:02

    BURAK UZUNYOL

    aynen dediğin gibi benjamin button misali :D
  • Yayınlandı: 24 Ağustos 2015 18:03

    TANER GÜNGÖR

    ahahah en güzel örneği verdin :D:D
  • Yayınlandı: 7 Eylül 2015 10:18

    NUR HAYAT YÜZEN

    muazzam bir sesi vardı halada öyle gerçi çok güzel sesi