Menü

Aşk Ağını Yırtamıyor

Rekortmen bey aşk ağını yırtamıyor

Oya Aydoğan bu kez aşk ağlarını çok sıkı örmüş olacak ki bir süre adının manşete çıktığı yeni aşkı vergi rekortmeni Mehmet Onur’la sık sık eğlence yerlerinde görülüyor. 60 yaşını geçmesine rağmen gönlü; hayli genç olan ve bu yüzden genç kızlara fazlaca düşkünlüğüyle tanınan Mehmet Onur için “Eli sıkı” tabirini kullanan Oya Aydoğan kendisine aşktan önce maddi refahtık yaşatacak erkek aradığını söyleyip bu ilişkinin fazla uzun sürmeyeceğini açıklamıştı. Ne var ki vergi rekortmeni bu kez kesenin ağzını açmış olacak ki Oya Aydoğan gibi pir kadın aynı cömertlikte aşkını sunmaya devam etti. Geçtiğimiz yaz kendisinden bir hayli küçük bir genç kızla mecburi nikahlanmak zorunda kalan, ancak son anda nikah memuruna bir açıklama yaparak masadan kalkıp gelini ortada bırakan Mehmet Onur’un Oya Aydoğan’a da evlenme teklifi yaptığı kulaktan kulağa dolaşıyor. Şu günlerde sinemayı boşvermiş olan genç yıldızında bu teklifi kabul etmesi çok normal.

“Keşke askerlikten sonra evlenseydim”

“Askerlik” erkekler için yaşamın en güzel dönüm noktalarından biri. Kimi zaman ise bu kutsal görev, geride ayrılığın acısıyla “gözü yaşlı” görevin yatan hizmeti olması nedeniyle de ”sevinçli” eşler bırakır…

Bu sözlerimize son bir örnek de sanatçı Perran Kutman…Eşi Koral Sarıtaş’ın geçtiğimiz hafta içerisinde çekilen kuradan sonra, vatani hizmetini 8 aylık gönüllü er olarak yapmak üzere askerlik yolculuğuna çıkması apayrı bir hüzün ve sevinç yaşattı Kutman’a… Üzüntüsünü ise “Ben Koral’sız geçecek 8 aya nasıl dayanırım, onsuz nasıl yaşarım. Bugünkü aklım olsaydı, askerliğini yapmamış biriyle hiç evlenir miydim. Ondan ayn geçecek günlerimi düşündükçe “ah keşke, kocayı askerliğini yaptıktan sonra alsaydım” diye iç geçirip dertleniyorum. Şimdi İse tek avutucum Koral’ın fotoğraftan…” sözleriyle dile getiriyor…

Dileriz Koral Sarıtaş’ın ayrılığı su gibi gelip geçer de, Perran Kutman da sevgili eşinin acısını, fazla çekmez…

Uğraşmayın Göstereyim

Bugün artık gazino dünyasında baldır bacak göstermeyen sanatçılara yer kalmadı dersek, sanırız sanat piyasamızın özünü de tanımlamış ölürüz. Güzel bir sesten, sanatsal yeteneklerden çok, ”kadın vücudunun” içkiden kızarmış gözlere adeta meze niyetine sunulduğu sahnelerimizdeki tek istisna da Türk halk müziği sanatçıları…

Ancak dört yıldır gazino;sahnelerinde olan bir türkücümüz var ki, o kendi dalının kurallarını yıkacağa benziyor…. Seyircilerin kulağına hitap etmenin yanı sıra gözüne de hitap etmek gerektiğini savunan türkücü Nihal Arsoy’un çıplaklık konusunda da ilginç görüşleri var…

”Ben bir türkücü olmakla birlikte çağdaş bir kafa yapısına sahibim. Bu nedenle de belirli ölçülerde açılmaktan yanayım ve biraz bacak göstermenin ters düşeceğini sanmıyorum, üstelik fazla nazlanmaya da gerek yok, sanatçı dediğin gerektiğinde bacak da gösterebilmelidir…”

Açılıp, saçılmaktan bir zarar gelmeyeceğini savunan türkücü Nihal Arsoy’un ne denli haklı olduğumu ise uyguladığı politika sonucunda zaman gösterecek…

(Alıntıdır. Bkz. https://www.tozlumagazin.net/shop/urun/sey-dergisinin-1983-tarihli-13-sayisi/)

25.06.2020 20:17

Kategoriler:   Ana Sayfa

Yorumlar