Menü

Aspendos’ta İzdiham

GEÇEN yıl da sönük geçen Antalya Festivali Zeki Müren’in tarihi Aspendos Tiyatrosu’nda verdiği unutulmaz konserle renklenip hareketlenmiş, daha sonraki günler festival için Antalya’ya selenlerin çoğu, festival yerine bu konseri konuşmayı tercih etmişlerdi.

Bu yıl festival geçen yıldan daha sönük geçti. Ama bu sönük geçen festivale pırıl pırıl damgasını vuran muhteşem bir gösteri vardı: Devlet Tiyatrosu’nun tarihi Aspendos’taki «Damdaki Kemancı» temsili…

DEVLET TİYATROSU ANTALYA’DA

Devlet Tiyatrosu Antalya’ya kalabalık bir kadroyla gelmiş ve Derya Motel’e yerleşmişti. Sanatçıların çoğu yoğun bir çalışmayla geçen kış günlerinin yorgunluğunu denizde, daha doğrusu deniz suyu ile dolan havuzda atmaya çalışırlarken «Devlet Tiyatrosu gemisinin kaptanı» Cüneyt Gökçer de «Kaptan Köşkü» gibi yüksekte olan odasının balkonunda gazete okuyor, arkadaşlarıyla çeşitli konular hakkında görüşmeler yapıyor, genç arkadaşlarının biribirlerine yaptıkları muziplikleri gülümsiyerek seyrediyordu..

Antalya’da iki gün kalan Devlet Tiyatrosu sanatçılarının bu seyahatleri için, «Hem ziyaret, hem ticaret» deyimini kullanmak galiba yerinde olacak. Öyle ya, Antalya’da kaldıkları iki gön içinde sanatçılar bir prova, bir temsil dışında kalan bütün vakitlerini bol bol güneşlenerek yanarak, denize girerek geçirdiler. Ama bu tatilin, bu dinlenmenin «kefaretini» de, verdikleri «muhteşem» temsille fazlasıyla ödediler.

«Damdaki Kemancı» müzikalinde rolü alan sanatçıların çoğu önceki yıllarda yine «Festival» münasebetiyle Antalya’ya gelip Aspendos’ta sahneye çıkmışlardı. Ama grupta Aspendos’u hiç görmemiş olanlar da vardı. Bu yüzden 30 mayısta bir genel prova yapıldı. Birkaç gün içinde on bini birden tamamen satılıp biten biletlerden nasibini alamayan Antalya’lılar bunu haber alınca hemen şehirden kilometrelerce uzaktaki Aspendos’a koşup tiyatroyu yarıdan fazla doldurdular. Devlet Tiyatrosu sanatçıları sahnede yerlerini alınca ne yapacaklarını şaşırdılar. Öyle ya, tiyatronun bir prensip kararı vardı, provalara seyirci alınmazdı. Bu yüzden Cüneyt Gökçer «ilgililere» salonun boşaltılması emrini verdi. İlgililer hemen dört bir yana dağılıp seyircileri dışarı çıkarmak için çalışmaya başladılar. O sırada gerilerden gür sesli birinin ayağa kalkıp, «Burada Devletin tiyatrosu prova yapıyor. Ben de bu devletin vatandaşıyım. Beni kimse dışarı çıkaramaz!» diye bağırdığı duyuldu. Bu cümle herkesin gülümsemesine yol açtı ve o seyircinin esprisi Aspendos’a gelenlerin provayı başından sonuna kadar izlemelerine yol açtı.

Aspendos'ta TatilAklın, mantığın kolay kolay kabulleneceği bir iş değildi «Damdaki Kemancının Aspendos’taki temsili… İsparta, Burdur, Muğla, Mersin plakalı özel otomobiller Aspendos’un dış çevresini çepeçevre kuşatmıştı. Antyalya’dan Aspendos’a doğru taksiler, otobüsler, minibüslerden meydana gelen bir vasıta seli devamlı olarak akıyor, yemeğini, içkisini yanma, kundaktaki çocuğunu kucağına, çocuğunun sütünü, bezini torbasına dolduran seyirciler, tarihi tiyatronun anflsinde izdiham arasında sıkışıp kalmamak için çeşitli cambazlıklar yapıyorlardı. Anfinin alt sırasından yukarıya bakanların devamlı hareket eden; bir o yana, bir bu yana sallanan o büyük kalabalık karşısında gözleri karıncalanıyor; anfide ya da öndeki 15-20 metrelik yarım daire içindeki insan seli içinde ilişecek yer bulamayanlar, sahnenin hemen önündeki, orkestraya ayrılmış olan yere dalıyorlardı. Biraz sonra bu bölme de seyirciler tarafından tamamen işgal edilip, halkla Devlet Tiyatrosu Orkestrası elemanlarına ayak basa cak yer kalmayınca yeni gelenler çareyi sahneye tırmanmakta buldular! Tabii böyle büyük kalabalıklarda her zaman olduğu gibi ayılıp bayılanlar, sıkışıklıktan fenalık geçirenlere sık rastlanıyordu.

«Damdaki Kemancı» işte bu büyük kalabalık içinde başladı ve dünyanın en yeni «büyük tiyatrosu» olan Kültür Sarayı’ndan sonra, dünyanın en eski tiyatro binalarından biri olan tarihi Aspendos’ta da büyük bir başarıyla temsil edildi. Finalde tiyatroyu dolduran halkın sanatçıları dakikalarca alkışlamaları, yirmi bin elden çıkan alkış seslerinin göklere yükselmesi sanatçılarının çoğunun gözünü yaşartmıştı. Bunca yılın Cüneyt Gökçer’i bile heyecandan titriyor «Hayatımda böyle muhteşem bir kalabalık önünde oynıyacağım aklıma bile gelmezdi. Halkımızın tiyatroya karşı ilgisi gözlerimizi yaşarttı. Bugün burada hep birlikte büyük bir tiyatro olayı yaşadık,» derken bir gerçeği ortaya koyuyordu..

(Alıntıdır. Bkz. https://www.tozlumagazin.net/shop/urun/ses-dergisinin-1970-tarihli-24-sayisi)

31.07.2019 03:40

Kategoriler:   Ana Sayfa

Yorumlar