Menü

Audrey Hepburn ile Çok Samimi

Audrey Hepburn ile Çok SamimiBen kahve içiyorum. O da süt bardağını elinde çevirip duruyor. Kahve fincanının üstünden karşımdaki genç kadını dikkatle süzüyorum. Aman Yarabbi ne kadar da zayıf. Çok uzaktan bakıldığı zaman bile kemikleri tek tek sayılıyor.

– «Aman,» diyorum. «Bunca yıldır vücudunuzun inceliğini nasıl koruyabildiniz? Hangi pehriz metodlarından faydalandınız?»

Kahkahalarla gülüyor. «Benim pehriz metodum sizlere hiç yaramaz,» diyor. «Zira herkes zayıflamaya çalışırken ben de şişmanlamaya çalışıyorum. Başka hemcinslerime hangi yemekler yasak edilmişse, bana da doktorlar onlardan bol bol yememi tavsiye ediyorlar.»

Öyle ya insan Audrey Hepburn gibi iki metreye yakın boyuna karşılık kırk sekiz kilo olursa, «Acaba hangi makarna fabrikasının mamüllerini yesem de şişmanlasam,» diye düşünür tabii…

Audrey Hepburn kibirli mi? Hayır katiyen. Tahminlerin aksine son derece mütevazı bir kadın. Sinemada kazandığı başarılardan söz edilmesini istemeyişinin sebebi de bu. Kendini methetmekten zerre kadar hoşlanmıyor.

Audrey Hepburn ile Çok Samimi– «Çalışma hayatıyla ev hayatını nasıl bağdaştırabiliyorsunuz?» diye soruyorum. Malum ya biz çalışan kadınların en büyük derdi ev işleriyle, dışardaki işleri bağdaştırabilmek… Bir kadının evinde on beş tane de hizmetçi olsa gene evde onun yapması gereken birçok iş bulunur. Audrey Hepburn da ev işleriyle meslek hayatını bir arada nasıl yürüttüğünü sorduğum zaman şaşırmıyor: «Filim çalışmaları başladığı zaman evi kapatıp bir otele yerleşiyorum,» diyor… «Zaten filimlerimin hepsini başka başka şehirlerde çevirdiğim için çalıştığım zamanlar ev hayatı diye bir şey kalmıyor. Çalışmadığım zamanlar da kendimi evime hasrediyorum. Boş vakitlerimi evin eksiklerini tamamlamakla geçiriyorum. Tabiî ben evde olmadığım zamanlar işlerin birçoğu aksıyor. Her şeyi düzene sokup rahata kavuşacağım sırada ise yeni bir filim çalışması başlıyor. Doğrusunu isterseniz, çalışan kadın hiç bir zaman tam manasıyle evinin hâkimi olamıyor. Daima başkalarına uymak zorunda kalıyor.»

Audrey, bu sözleri söylerken sesi acılaşmış, çocuksu yüzü belli belirsiz bir şekilde kırışmıştı. Bu çocuk yapılı genç kadının zihnini kurcalayan daha başka meselelerin de bulunduğu muhakkaktı. Dertlerini deşip bazı dedikodulardaki gerçek payını anlayabilmek için hemen sordum:

– «Kocanızın yeniden sizinle barışmak istediğini ve sizin de buna razı olmadığınızı söylüyorlar. Gerçek böyle mi?»

– «Hiç kimse Mel’i benim kadar iyi tanıyamaz,» diye cevap veriyor. «Kocam kendi suçlarını örtbas etmek için bu dedikoduları çıkarıyor. Zavallı adamcağızı güya ben üzmüşüm, o, herşeye rağmen beni affetmeye razıymış da, çocuğumuzun saadeti için izzeti nefsini ayaklar altına almayı kabul etmiş… Laf bunların hepsi… Koskoca kuyruklu yalanlar… Yıllar yılı kocamın çapkınlıklarına göz yumdum. Dedikoduları örtbas etmek için elimden gelen fedakarlığı yaptım. Ama nihayet ben de bir kadınım. Benim de gururum var. Çocuğumun saadeti uğruna pek çok fedakalığa katlandım, ama son maceraları sabrımı taşırdı. Bilseniz ne üzüntülü günler geçirdim. Şimdi çok şükür her şey bitti. Rahata kavuştum. Eski kocanın yalanları da beni eskisi kadar üznüyor. Bir kadının sevgisi ölünce erkek ne yapsa boştur.»

– «Tekrar evlenmeyi düşünüyor musunuz? Yoksa yalnız yaşamak size daha mı cazip geliyor?»

Audrey Hepburn ile Çok Samimi– «Valla bilmem ki… Bazen evlilikte şansımı bir kere daha deneyeyim diyorum, ama çevremdeki erkeklere bakınca hemen cayıyorum. Günümüzün erkeklerine güvenmek o kadar zor ki. Aşk uğruna yeniden hayatımı altüst edeceğim diye de ödüm kopuyor.»

– «İdeal kadını tarif edebilir misiniz?»

– «İdeal kadın tarifi herkesin düşüncesine, anlayışına göre değişebilir. Bence ideal kadın, evini güzel idare edebildiği gibi, dışarda da eşini mahçup etmeyen, kendine yakışan kıyafeti seçebilen, tutumlu ve müşfik kadındır. Ama yeryüzündeki milyonlarca kadın arasında kaç tanesi bütün bu özellikleri kendine toplayabilir orası da ayrı.»

– «Kadın olduğunuza pişman mısınız? Yeryüzüne erkek olarak gelmeyi ister miydiniz?»

– «Hayır, katiyen. Erkekler, kadınlara göre daha zayıf iradeli oluyorlar. Başarıya ulaşabilmeleri için mutlaka bir kadının desteğine muhtaçlar.

– «Erkekler çoğunlukla kadınların aşırı derecede kıskanç olmalarından şikayet ediyorlar. Ne dersiniz buna, haklılar mı?»

– «Kıskançlık kötü bir huy. Erkekle kadın arasındaki sevgiyi öldüren sebeplerin en önemlilerinden biridir bence. Fakat kıskanç olmamak bir kadının elinde değildir ki… Tabii kıskançlığın da derecesi var.»

(Alıntıdır. Bkz. https://www.tozlumagazin.net/shop/urun/ses-dergisinin-1968-tarihli-52-sayisi)

10.08.2019 23:25

Kategoriler:   Ana Sayfa

Yorumlar

  • Yayınlandı: 24 Ağustos 2015 14:35

    BÜŞRA KOŞMAZ

    eşsiz güzellik Audreey !
  • Yayınlandı: 24 Ağustos 2015 14:37

    CEYLAN KIRIMLI

    Audrey'i kıskanmayan kadın varmıdır acaba :D
  • Yayınlandı: 24 Ağustos 2015 14:40

    Burcu Semiha

    yiyorum yiyorum kilo almıyorumculardan buda
  • Yayınlandı: 24 Ağustos 2015 14:40

    Belis Badem

    birisi bu kadın nasıl bu kadar zayıf hemen acıklayabilir mi !!!