Menü

Avrupa’dan Asya’ya

AVRUPA yakasında bir vapur iskelesinde toplanmışlardı. «Haydi, şöyle Asya’ya kadar bir uzanıverelim» dediler. Atladıkları vapur, onları 7 dakika içinde Asya’ya götürmüştü. «Asya ile Avrupa bu kadar yakın mı birbirine?» diye soracaksınız belki… Evet, Kabataş İskelesinden araba vapuruna birdikten sonra, kendinizi 7, en geç 10 dakika sonra Asya’da, yani Üsküdar’da bulursunuz…
istanbul şehir tiyatrosu oyuncularıİşte bizim genç sanatçıların da o gün Avrupa’da canları sıkılmıştı. Herhalde Avrupanın medeniyetinden bıkmışlardı. Asya onlara daha samimi, daha cazip geliyordu. Bu niyetle Kabataş vapur iskelesinde toplandılar. Kimler yoktu ki aralarında… İstanbul Şehir Tiyatrosundan Gül Gülgün, Oya Eren, Gülen Kıpçak, Oğuz Kaynar, Ayşegül Devrim, Rumelihisardaki oyunun kahramanı Coriolanus Doğan Bavli, Ankara Devlet Tiyatrosundan Tomris Oğuzalp, Meral Gözendor, Küçük Sahne – Ulvi Uraz Tiyatrosundan Nur İnsel ve Türker Tekin, Türker’in İstanbul Operası solistlerinden olan esmer, güzel nişanlısı Oya, Bulvar Tiyatrosu’ndan Ergun Özveren ve Ali Cağaloğlu, İstanbul Şehir Tiyatrosunun genç aktörlerinden Yalçın Boratap… Grup, ayrı tiyatrolardan olmasına rağmen, kısa zamanda birbirleriyle uyuşmuş, kaynaşmıştı. Nedret Güvenç ve eşi Okan Bilgütay, Bilge Şen mazeretsiz gelmemişlerdi. Genco Erkal ise Erdek’e gideceğini telefon ederek önceden bildirmişti.
Kabataş İskelesinde toplanan sanatkarlar, bir süre gelmiyecek olan arkadaşlarını beklediler, sonra grup, araba vapuruna girdi ve kaptan köprüsünde eğlence başladı. Meral Gözendor ve Bulvar’dan Ergun Özveren twist yaparken, arkadaşları onları teşçi ediyorlardı. Arkasından izin alarak kaptanın köşküne girdiler ve bir müddet gemiyi idare ettiler. Ayşegül’e kalsaydı vapuru, Üsküdar rıhtımına çarptıracaktı, bereket versin Nur İnsel ile Tomris Oğuzalp durumu idare ettiler de gemi kurtuldu. Bu kadar çalışma ve heyecandan sonra yorulmuşlardı, güvertede oturup birer gazoz içtiler. Sonra vapurun küpeştesine dayanıp kaptana el salladılar. Vapur Üsküdar’a gitmiş, geri dönüyordu. Bizimkiler on beş dakika içince Avrupa’dan Asya’ya gidip gelmişler, gazoz içmişler, dansetmişler, gemi idare etmişler, eğlenmişlerdi. Eh, bu sürat asrında da bütün bunlar olağan şeylerdi.
Çeşitli tiyatrolara mensup genç sanatçılar, geçenlerde toplanıp Kadıköy yakasına kadar uzandılar. Kalabalık grup Kabataş – Üsküdar arasında işliyen araba vapurunu 10 dakika içinde birbirine kattı ve bir ara geminin idaresini bile ele almaya kalktı!

Geçenlerde bir Pazar günü, Maltepe’de Dragos’da Muhsin Ertuğrul’un evinin önünden geçenler, balkonda toplanmış bir grupu görünce hayretler içinde kaldılar. Gerçi bu gruptaki sanatkarlar içinde Tunç Yalman, Beklan Algan ve bir iki kişiyi daha, her hafta belirli günlerde Muhsin Beyin evinde görmek kabildi ama, bu defa değişik bir sima vardı aralarında: Yıldız Kenter… Meselenin aslı ertesi gün anlaşıldı. Yıldız Kenter, 5 oyuncunun deneyip ayrıldığı, «Üç Kuruşluk Opera» daki bir rol için hoca Muhsin Ertuğrul’dan Ayla Algan’ı istiyordu. Hoca, Algan’ı Kenterlere misafir oyuncu olarak verecekti, fakat onun da Yıldız’dan bir isteği vardı. İlk turda oynanacak olan, telif bir oyunda, Cahit Atay’ın «Gelin Sultan» piyesinde Gelin Sultan rolünü oynamasını istiyordu… Yıldız Kenter tabii bu rolü kabul etti. Şimdi Allah kısmet ederse ve her iki tarafın fikirleri değişmezse Ayla Algan’ı, misafir oyuncu olarak Kent Oyuncularında «Üç Kuruşluk Opera» piyesinde, Yıldız Kenter’i de Şehir Tiyatrosunda «Gelin Sultan» piyesinde seyredeceğiz. Yıldız, her gün 18’de «Üç Kuruşluk Opera» daki rolünü bitirdikten sonra 21’de Şehir Tiyatrosuna bu rolünü oynamıya koşacak.

(Alıntıdır. Bkz. https://www.tozlumagazin.net/shop/urun/ses-dergisinin-1964-tarihli-38-sayisi/)

09.02.2017 14:05

Kategoriler:   Ana Sayfa

Yorumlar

  • Yayınlandı: 31 Ağustos 2015 18:46

    MEHMET ŞEN

    vay be ne günlerdi eski istanbul resimleri gördüm duyglandım resmen :D