Menü

Ayhan Işık ve Belgin Doruk Beyrut’ta

ASLINA bakarsanız, İşin başında bir turizm şirketiyle Gazeteciler Sendikası’nın ortaklaşa düzenledikleri Lübnan seyahatinin bilinen turlardan farkı yoktu. Ama ne var ki fark Yeşilköy’de meydana çıktı. 105 kişilik turist kafilesinin içinde hemen dikkati çeken 8 kişilik bir grup vardı. Ayhan Işık, Belgin Doruk, rejisör Tunç Başaran, kameraman Enver Burçkin, prodüktör Özdemir Birsel, A. Işık’ın eşi Gülşen Işık ve SES foto muhabiri Erol Dernek’i Yeşilköy’de görenler önce İstanbul’un hava limanında bir filim çalışması olduğunu zannettiler, ama bizimkiler çanta, valiz uçağa yürümeye başlayınca kafileyi genel bir sevinç havası sardı. Nasıl sevinmesinler? Ünlü yıldızlarla birlikte bir haftalık bir geziye çıkmak kimin için cazip değildir ki…



ULUDAĞ LÜBNAN OLDU

Filimciler çeşitli mekan cambazlıklarına baş vururlar, dekor ve sinema hileleri ile gidilmedik yerlere gidilmiş gibi filim çekerler. Ama bu defa bu işin tersi oldu. Hisar Film «Küçük Hanımın Şoförü» adlı filmi yeniden çekiyor. O filmi seyredenler hatırlarlar. Ayhan Işık’la Belgin Doruk evlenip balayı için Uludağ’a giderlerdi. Renkli olarak çevrilen Küçük Hanımın Şöförü/1970’te ise Ayhan’la Belgin balayı için Uludağ’a değil Lübnan’a gidiyorlar Yani bir bakıma Beyrut Uludağ olunur isterseniz biz aradan çekilelim ve sozu Hisar Filmle birlikte Beyrut’a giden, Türk filimcilerini İstanbul’dan kilometrelerce uzakta bile bir gölge gibi takip eden SES foto muhabiri Erol Dernek’e bırakalım. Bakalım, Beyrut’ta neler oldu, neler bitti!..

Ayhan Işık ve Belgin Doruk Beyrut'ta

BEYRUT’TA İKİ YILDIZ

Türk filimcileri Beyrut’ta büyük yakınlık gördüler. Turizm Bakanlığı onlara tam 3 tane 1970 model Dodge araba tahsis etti, yanlarına bir turizm polisiyle iki mihmandar kattı, «Dilediğiniz yerde, dilediğiniz gibi çalışın,» dedi. Bizimkiler de Lübnan parasının üstünde resmi olan Baalbek harabelerinden, Cebel-i Faria’ya (Cebel, dağ demek), Suktavil’den Beyrut’un istiklal Caddesi El Hamra’ya kadar her yerde rahat rahat çalıştılar.

Peki bu arada enteresan olaylar, raslantılar olmadı mı? Oldu tabii… Örneğin otelin yemekleri kötü olduğu için yemeklerini hep dışarda yediler ve bir ara Mersinli Sezar’la karşılaştılar Sezar şöhretli vatandaşlarına, pastırması, sucuğu, rakısı, turşusuyla öyle bit sof ra donattı ki bizimkiler kendilerini İstanbul’da sandılar… Ayhan Işık diş fırçası almak için girdiği bir eczanede Türkiye’den gitme bir Ermeni ile karşılaştı… Bir gün Beyrut caddelerini arşınlarken sinemalardan birinde «Yayla Kartalı» nın oynadığını gördük. Hani önce Muhsin Ertuğrul’un yaptığı, sonra Nuri Sesigüzel’le Yıldız Tezcan’a yeniden çevriltilen filim… Bu arada yeri gelmişken şunu da söyleyeyim: Beyrut’ ta Nuri Sesigüzel çok tutuluyor, plakları 5 Lübnan lirasına (1 Lübnan lirası bizim parayla 5 liradır) satılıyor.



BEYRUT’TA İKİ MEVSİM YAŞADIK

Beyrut’ta gördüğümüz en ilgi çekici yerlerden biri de Faria dağı… Beyrut şehri, İstanbul’un mayıs baharını yaşarken, şehre 35 dakika mesafedeki Faria’da İstanbul’un mart karakışı hüküm sürüyordu. Her taraf kar ve buz içindeydi. Tabii yarım saat içindeki bu ısı farkı bütün ekibi nezle etmeye yetti de, arttı bile…

Belgin Doruk Beyrut'ta

Faria dağı tabii güzellik yönünden Uludağ’ın yanında solda sıfır kalır. Bir kere ağaç namına bir şey yok. Sonra kayak yapmaya da elverişli değil. Üstelik avuç içi kadar bir arazi… Ama bütün bu elverişsiz şartlara rağmen Faria dünyanın sayılı kış köyü haline sokulmuş. Turistik tesislerin ihtişamını kelimelerle ifade edemem sizlere…

Beyrut anıları içinde en enteresan olanlarından biri de Yılbaşı gecesine ait olanı… O gece bütün ekip saat 23.00’te balo salonunda toplanmıştı. Otelin balo salonunda yılbaşı münasebetiyle balo vardı. Yemekler yendi, saat 24.00’te herkes birbirlerinin yeni yılını kutladı ve yeni yılı 2 dakika geçe işbaşı yapılıp çalışmaya başlandı. Tabii bu arada balonun bütün davetlileri filmin gönüllü figüranları oldular.

Baalbek harabeleri de çok enteresan. Orada da bol bol çalışıldı, hatta ekipte bulunanlardan biri orada yukarıdan damlatılan suyun romatizmaya iyi geldiğini duyunca, hemen suyun altına koştu ve işi garantiye almak için duş yapar gibi defalarca suyun altından geçti. Geçti ama, bu arada üşüttü tabii, romatizmaları yeniden başladı! Ayhan Işık’la Belgin Doruk, bunca işin arasında iki de filim gördüler. «Waterloo» da Rod Steiger’in oyununa hayran kaldılar, ama filim olarak Burt Lancaster’le Jean Seberg ve Dean Martin’in oynadıkları «Airport» u daha çok tuttular. Ve o filmi gördükleri günün gecesi ünlü «zahle» rakısını tattılar. Rakının kendi pek «özel» değildi ama, masasının özelliği vardı. İçinde çiğ ciğer de bulunan tam 41 çeşit mezeyle sofraya getiriliyordu.



Ve Gazino de Liban’daki o unutulmaz şov… Yolculuğa katılanların hepsi, bu şovu hala anlata anlata bitiremiyorlar. Giriş ücreti 30-35 dolar olan bu şov şehrin kuzeyinde, kaldığımız otele 25 dakika mesafede bir yerdeydi. Gazino deniz kenarında, kayalar üzerinde kurulmuştu. Her yanından ışık taşıyordu. Tekniğin estetiğine, tahta kapılar ve işlemelerle şark güzelliğinin izlerini eklemişlerdi Beyrutlular. Gazinonun sahnesi bizim yanan Kültür Sarayı’nın sahnesinin tahminen bir buçuk misli. Yukarıda küçük küçük localar var. Müzisyenler burada çalıyor, artistler sahneye çıkmak için burada sıra bekliyorlar. Şov tam 2 saat 15 dakika kesintisiz devam ediyor. Parterden tren geçiyor, 1924 model arabalar seyircilerin oturdukları yerin kenarındaki özel yoldan sahneye çıkıyor.

İzlenimler bu kadar işte… Ya gerisi diyeceksiniz? Gerisi seyahatten dönüp sevdiklerine kavuşan insanların klasik noktalamasıdır. «İyiydi, hoştu ama, bizim burası her yerden güzel…»

(Alıntıdır. Bkz. http://www.tozlumagazin.net/shop/urun/ses-dergisinin-1971-tarihli-4-sayisi)

01.09.2020 12:05

Kategoriler:   Ana Sayfa

Yorumlar