Menü

Batı Almanya-Doğu Almanya Maçı

BATI Almanya, Doğu Almanya maçından sonra, Şampiyon adayının 1-0’lık yenilgisi genellikle iki nedene bağlanmıştır: Bunlardan biri Doğu Alman takımının «Çelik gibi bir kondüsyona», «Gösterişsiz düz bir futbol anlayışına» ve «Öldürücü kontrataklar yapılacağına» bağlanıyordu; ikincisi de Helmut Schön’ün planları iyi yapamamasına. Öyle ya sen 90 dakika durup dinlenmeden yüklen ve bir türlü Doğu Alman defansını aşama… Bu bağışlanmıyordu. Sonrası vardı. Hele oyunun son yirmi dakikasında Overath’ın çıkarılıp yerine Netzer’in alınması, iyiden iyiye sinirleri bozuyordu.



ÜZERİNDE DURULMAYAN YÖN

Kupa’ya umulan, ya da beklenen bir biçimde başlamamış bir Batı Almanya için 1-0’lık Doğu Almanya yenilgisi gerçekten üzerinde uzun uzun düşünülmesi gerekli sonuçlar doğurmuştu. Konu günlerce enine boyuna tartışıldı, söylenildi, yazıldı, çizildi… Fakat Almanlar işin asıl yönüne ister istemez değinemediler ve orasını pas geçtiler. O da işin «Politik» yönüydü.



ÖN HAZIRLIKLAR VE MORAL AŞILARI…

Ünlü maçtan çok önce, gerek basın, gerek televizyon, büyük bir «Kamu oyu oluşturulması» için kolları sıvamıştı.

Politik ayrılığın, sürtünmelere yol açabileceği hesaplanmış, yumuşatıcı ve uyutucu programlar uygulanmaya başlanmıştı.

Dış yüzeyde gösterilmek istenilen «İki Almanya değil, bir Almanya vardır» sloganıydı. Oysa gören bir göz, duyan bir kulak. Batı Alman halkının Doğu Almanya galibiyetiyle hafife alınmayacak bir «Gururun sarhoşluğuna» kendini kapıp koyvereceği sonucuna kolaylıkla varabiliyordu.



UMULAN VE BULUNAN…

Bütün bu «Kamu Oyu Oluşturulması» çalışmaları ister istemez Batı Almanya’nın futbolcularını da, yöneticilerine de bir güzel etkiliyordu.

Hamburg karşılaşması bir büyük sorun olup çıkmıştı. Oysa Batı Almanya için yenilgide kaybedilecek hiç bir şey yoktu. En azından grup İkincisi olarak yoluna devam edebilirdi.



İşte maç bu atmosfer içinde yapıldı.

Helmut Schön bu hava içinde gereksiz değişiklikler ve taktik hataları yaptı. Batı Alman defansı bu hava içinde, Doğulu kardeşlerinin kontrataklarında gedikler verdiler.

Grabowski, Cullman ve Müller’in adeleleri bu «Politik kramp yüzünden istenildiği gibi çalışamadı ve Doğu Alman defansı aşılamadı. Öyle ki başarılı bir çıkış yapan genç Cullman, dev ününe karşın bir Netzer, Kupa’nın geri kalan yanını «Yedekler»de boy göstermekle götürdüler.



Eğer Batı Almanya, ikinci olarak düştüğü grupta bir tersliğe uğrayıp çelmelenseydi, 1-0’lık yenilginin hesabını vermek sanırım ki kimseye nasip olamıyacaktı.

DOĞU ALMANYA AÇISINDAN OLAYI DEĞERLENDİRİRSEK

Doğu Almanya oyun öncesi hesaplarını böyle yapmıştı. Bir kere Kupa’da bir adayın kavgasını yapmıyordu.

Yepyeni, isimsiz oyunculardan kurulu bir takım yetiştirilmişti. Yarınların hesabı, bugünden daha ağır basıyordu onlar için. Özetle bir çıkışın sonunu noktalamak zorunda değillerdi. Alacakları yol, yapacakları daha çok işleri vardı. Kendi sahalarında, kendi seyircileri önünde değillerdi.



Hafife alındıklarını ve ünlülerin kaynaştığı bir ekibin karşısında olduklarını biliyorlardı. Bu bilinç onların başarısında en büyük etkenlerden biri olacaktı. Oldu da. Maça bu inançla asıldılar, bu inançla 90 dakika sahada basmadık yer bırakmadılar ve «Rüzgarın oğullarından biri olan Sparwasser» bu inançla ağları havalandırdı.

VE SONUÇ

Böylece bir kere daha belgelendi ki bir maç saha içindeki 90 dakikada kazanılıp, kaybedilmez. Her oyunun bir öncesi vardır ve bu 90 dakikanın dışında tıkır tıkır işler. Futbol belleğine güvenenler, şöyle bir düşünürlerse, ön çalışmaların, yaratılan havanın etkisiyle nice maçlar alınacak yerde verilmiş, niceleri de verilecekken alınmıştır.

(Alıntıdır. Bkz. https://www.tozlumagazin.net/shop/urun/hayat-spor-dergisinin-1974-tarihli-21-sayisi)

18.01.2021 20:41

Kategoriler:   Spor

Yorumlar