Menü

Beşiktaş, Bükreş Dinamo’ya Fırsat Vermedi

Ankara’da iyi oyun 2 gol gelirdi

BEŞİKTAŞ, 31 temmuz çarşamba günü Bükreş Dinamosu’nu 2-0 yenerken, rayına oturtmaya çalıştığı futboluyla, Cebeci Stadı’nın çimlerine yeni mevsimin ilk mesajını da yazıyordu: «Bu yıl Lig’de de, Kupa’da da varız!»



Maçtan sonra Beşiktaş soyunma odasına giren genç bir Siyah – Beyaz taraftarı, Metin Türel’e, «Ağabey» dedi, «Fenerli ve Galatasaraylı arkadaşlar şampiyonluk için iddiaya girmeye zorluyorlar beni. Ne yapayım, gireyim mi?» Türel, önce genç taraftarını, sonra futbolcuları şöyle bir süzdü, sol yumruğunu sağ avucuna hırsla vurarak adeta patladı: «Giirr kardeşim, ne duruyorsun?»

Demek ki, yıllardır Karakartal’la selamı kesen şampiyonluklarla görülecek kesin hesapları vardı Beşiktaş’ ın.

NASIL BİR FUTBOL?

Beşiktaş, iki yarıda da iki ayrı futbol sergilemişti. İlk yarıda Sanlı, Vedat ve Miliç’ten oluşan orta sahanın ikinci yarıda tümüyle değiştirilmesi Türel’in orta saha için «iki hammal, bir mimarjı formülü peşinde koştuğunu kanıtlamıştı.



Türel’in «Mimar»larından Sanlı, akıllı ama çok yumuşak, Vedat İnatçı, Miliç ise topa tutkallıydı. Bu nedenle ikinci yarıda Ünal, Haluk ve Kahraman’dan kurulu orta saha çok daha başarılı olmuştu. Öyle gösteriyordu ki Beşiktaş’ta bu mevsim Vedat geri dörtlünün rahatlatıcısı olarak «Ön libero» görevini yüklenecek, Niko-Lütfü çizgisindeki tehlikeli koridorun sağlam kilidi olacaktı. Orta sahanın iki hammalından Türel’in çalışkanlığına hayran olduğu Kahraman henüz istenen düzeye ulaşamamıştı. Ünal’ın ise bu yerde Ahmet 2 ile birlikte değişmez adam olacağı hemen anlaşılıyordu. Özetle, Beşiktaş’ın orta sahasındaki «mimar» ve «hamallar» rakibe ve sahaya göre değişecekti. Örneğin usta ayaklardan oluşan rakipler karşısında Sanlı «karşı taktik» adamı olarak kullanılabilecek, «indirme – çıkartma» harekatının başlangıcı için de Kahraman, Ünal ve Muzaffer gibi bıktırıcıların «efeliklerinden» yararlanılacaktı.



Türel’in tek amacı, Beşiktaş’ı «tam saha pres» oynatabilmekti. Bunun için de «Bana 11 sanatkar değil, 11 görev adamı gerek» diyordu.

Beşiktaş’ın tek değişmeyen yeri geri dörtlüsüydü. Ne var ki bu geri dörtlü şimdilik, rektifiyeden yeni çıkmış motor gibi «rodajda»ydı. Ahmet 1 umut verici, Niko güvendirici, Lütfü ise çok düşündürücüydü. Zekeriya için ise «Dürüst profesyoneldir, kısa sürede forma girer,» düşüncesi besleniyordu.



LATO – GADOCHA MI?..

Bükreş Dinamosu karşısındaki her davranışı dikkatle izlenen futbolcu hiç kuşkusuz Sinan’dı. Bu oyuncunun, kanatlarda kendisini unutturup rakip defansın arkasına sızan çapraz depar toplarını alarak ceza sahasının köşelerinden oluklu bıçaklar gibi rakip kalelere saplanacağı anlaşılıyordu. Bu tür uygulamada Tezcan ile oluşturduğu iki atak «Golcü Beşiktaş» rüyasını görenlere «gerçeği» tablolamıştı. «Bu mevsim Polonya futbolu oynayacağız,» diyen, daha doğrusu bu tür futbol anlayışına gönül veren Metin Türel’in, Sinan ile Tezcan’ı, «Lato- Gadocha» futbolunun özellikleri ile rötuşlaması elbette imkansız değildi. Ancak Türel bunu yaparken orta sahasında bir «Beşiktaş Deyna’sı» geri dörtlüsünde de «Kartal Gorgon’u» yaratmanın gerekliliğini aklından çıkarmamalıydı.

(Alıntıdır. Bkz. https://www.tozlumagazin.net/shop/urun/hayat-spor-dergisinin-1974-tarihli-23-sayisi)

21.01.2021 00:00

Kategoriler:   Spor

Yorumlar