Menü

Beşiktaş Harikalar Yarattı

Sayın Fevzi Özcan, Reşadiye’den gönderdiğiniz mektuptan koyu bir Beşiktaş taraftarı olduğunuz anlaşılıyor. «Beşiktaş’ın harikalar takımı»nı soruyorsunuz. Siyah – Beyazlı kulübün uzun geçmişinde pek çok güçlü kadrolar bulunmaktadır. Bence bunlar arasında sizin tarifinize en yakışanı, 1938 ile 1946 yılları arasındaki kadrodur. Bu kadro, Türk futbolunun gelmiş geçmiş en yaman onbirlerinden biridir. Nitekim 1938 – 1939 mevsiminden sonra beş yıl üst üste İstanbul Şampiyonu olmakla da bunu ispatlamıştır.

Bu takımda kaleci Mehmet Ali Tanman’dır. Çevik, yay gibi bir fiziğe ve iyi bir klasa sahipti. Önünde önceleri Taci ile Türk futbolunun büyük ustalarından Baba Hüsnü (Savman) oynarlardı. Rahmetli Baba Hüsnü, futbolumuzun gelmiş geçmiş en büyük beklerinden biriydi. Havadan gelen toplara hakim, uzun vuruşlu ve enerjik bir futbolcuydu. Ecel onu pek genç bir yaşta aramızdan ayırdı. Daha sonraları Yavuz Üreten ile Hristo Kostan’da geldiler. Yavuz, sırım gibi bir bek, Hristo ise iri cüsseli ve sert vuruşlu bir oyuncuydu. Haf hattında gelmiş geçmiş en iyi hafbeklerin başında yer alan «Çengel» adıyla ünlü Hüseyin Saygun, hem teknik, hem enerjik bir futbolcu olan Fevzi Uman, sonraları yaman bir ortahaf olarak sahalarımızda gözüken Ömer Doğan, solhaf mevkiini ise önceleri Rıfat Atakam (bir nesil kendisini hakem olarak hatırlar), daha sonraları zarif futbolcuyla Saim oynamışlardı. Bu arada «Kasap» adıyla ölümsüzleşen, sonradan Fenerbahçe takımında oynayan Halil Köksalan’da bir süre ortahaf oynamıştı. Forvet hattı, kelimenin tam anlamıyla bir «fırtına» idi. Önceleri Şakir Uluatlı adında acar bir sağaçık vardı, sonra ondan daha acar bir Sabri Gençsoy geldi. Sağiç, «Baba Hakkı» (Yeten) idi. Başlı başına bir takım olan, o gülle gibi Hakkı Kaptan. Ya santrfor? Bir Kemal Gülçelik vardı ki, benzeri o güne dek gelmemişti, ondan sonra da gelmedi. İdeal bir santrforda aranan tüm özellikler Gülçelik’te fazlasıyla vardı. Ancak ne yazık ki Türk futbolu ondan, arzulanan şekilde faydalanamadı; parlamasıyla sahalarımızdan çekilip gitmesi bîr oldu. Soliç, voleleri ile dillere destan olan ünlü Şeref Görkey’di. Onun gibi vole (fakat ne yazık ki yalnız sol ayakla) atan futbolcu gelmedi. Ve bu amansız dört kişinin yanına beşinci olarak da solaçıkların en acarı, en yamanı Şükrü Gülesin’i yerleştirince nasıl bir hücum hattının ortaya çıktığını düşününüz. Kalecilerin korkulu rüyası, hatta kabusu idi «Sabri, Hakkı, Kemal, Şeref, Şükrü» forveti. Arka arkaya beş yıl şampiyonlukta arslan payı onlarındı.

(Alıntıdır. Bkz. https://www.tozlumagazin.net/shop/urun/hayat-spor-dergisinin-1974-tarihli-4-sayisi/)

29.06.2017 11:20

Kategoriler:   Spor

Yorumlar