Menü

Beşiktaş’ta Gerilim Tırmanıyor

DEVAMLI çalan telefonu açıp karşısındakinin sorusunu dinledikten sonra, «Hayır efendim!..» cevabını vermekten usanmıştı santraldaki genç kız. O da merak içindeydi ama, uluslararası santral bir kez olsun, «Sizi filan ülkeden arıyorlar» dememişti. Bu nedenle de Beşiktaş Kulübü’nün 44 91 29 numaralı telefonuna bakan genç kız, «Cengiz bey» ya da «Mehmet beyden haber var» müjdesini karşısındakilere verememişti…



«İnşallah iyi bir hoca ile dönersin» umuduyla önce Cengiz Kap yolcu edilmişti Yeşilköy’den. Hollanda’ya giden Cengiz Kap, özel işlerini üç gün içinde yoluna koyduktan sonra Londra’ya geçip gerekli girişimlerde bulunacağını ve sonucu telefonla bildireceğini söylemişti. Oysa aradan on gün geçmiş, Cengiz Kap’tan «çıt» çıkmamış, geride kalan yöneticiler «Elbette kardeşim, önce can, sonra canan. Kendi parası ile kendi özel işleri için gitti. Fırsat bulup da antrenör sorununa eğilmesini beklemek safdillik olur» kanısındaydılar.



Londra ve Polonya’dan ses gelmeyince «iş başa düştü» diyerek bu kez başkan Mehmet Üstünkaya düşmüştü geride bıraktığımız hafta başında Avrupa yollarına. Üstünkaya’nın gidişiyle birlikte fısıltı gazeteleri de çalışmaya başlamıştı Almanya’da. «Denize düşen yılana sarılır» diye düşünenler, değişik antrenörler öğütlüyorlardı Beşiktaş’a. Kimler yoktu ki… Özel maçta Fenerbahçeli futbolcuların üzerine yürüyen Hertha Berlin’in çalıştırıcısı Kronsbein’den Wuppertal’in antrenörü Hors Buhztz’a kadar işsiz olan tüm antrenörlerin adı vardı «tavsiye» listesinde. Başkan Üstünkaya, «Aman elim boş dönmeyeyim» tasasıyla 30 bin mark transfer ücreti isteyen Kronsbein ile ön anlaşmaya varmış, fakat «Gözleri miyoptur» uyarısı üzerine kesin anlaşmayı yapmaktan son anda caymıştı. Üstünkaya daha sonra yeni bir girişimde bulunmak üzere Macaristan’a geçmişti.



Dr. Kalocsai Geza ile konuşan Beşiktaş başkanı, hiç olmazsa bir Macar antrenörle İstanbul’a dönmek istiyordu. Ancak Üstünkaya’nın bu çabasını saygıyla karşılayan Macar yetkililer, herhangi bir antrenörü mevsim ortasında Beşiktaş’a göndermeyi sakıncalı bulmuşlar. Siyah – Beyazlı kulübün başkanını, «Bakınız Mehmet Bey!.. Biz sihirbaz değil, antrenör göndereceğiz. Şunu bilin ki, antrenör futbolcularınızı tanıyana dek mevsimin sonuna ulaşılır» diye uyarmışlardı.

Tüm bu girişimler sürdürülürken burada durum bambaşka idi… Kaya Köstepen’e alışan futbolcular ve yöneticiler «Geri gelen kardeşlik havasından» memnundu. «Herkes birbirinden bu kadar memnunsa niçin yabancı bir antrenör getiriliyor?» sorusunu kimi yöneticiler ise «Kelle» isteyen taraftarları memnun etmek için, «gelecek antrenörün birşey veremiyeceğini biz de biliyoruz. Adam takıma alışıncaya kadar atı alan Üsküdar’a geçecek, Ama ne yapalım, etiket meselesi» biçiminde konuşuyorlardı.



Ve bu söyleşiler, Beşiktaş yönetim kurulunda, bazı üyeler arasında anlaşmazlık olduğunu açık-seçik ortaya çıkarıyordu. Bazı Siyah – Beyazlılar, «Aramızdan kimileri, kendi eylemlerindeki yanlışlıkları örtbas etmek için Metin Türel’in başını yediler. Başkan da bilerek, bilmeyerek onların yardımcısı oldu. Şimdi ise, göstermelik girişimlerle kamu oyunu aldatmak ve de uyutmak çabasını sürdürüyorlar.» diyorlardı. Bu görüşte olanlara göre, «Türk Futbolu’nu Türk antrenörler ilerletir» düşüncesiyle yola çıkarak Metin Türel’e görev veren Beşiktaş Yönetim Kurulunun tutumu tam anlamıyla bir «Sil baştan»dı.

(Alıntıdır. Bkz. https://www.tozlumagazin.net/shop/urun/hayat-spor-dergisinin-1974-tarihli-39-sayisi/)

18.01.2021 17:50

Kategoriler:   Spor

Yorumlar