Menü

Besle Kargayı Oysun Gözünü!

BALIĞIN, baştan koktuğu sözü futbol işlerimiz için geçerli değildir. Futbol Federasyonu Başkanı Hasan Polat yerli hakem, yerli antrenör, özellikle de Genç ve Ümit Milli takımlarımızın oluşturulmasında çok iyi niyetli ve dürüst davranmaktadır.

Pek çok hakem iyi çalışmamakla, çok sayıda meslekdaşım düzenlenen toplantılara gelmemekle bu iyi niyetin semere vermesini engellemektedirler.



Bunun zararı bizleredir.

Fakat genç futbolcuları kötü alışkanlıklara itenler var ki, bunların tutumları Federasyon Başkanı’mızın ve Federasyon’umuzun düşüncelerine ters düşüyor, dolayısiyle Türk futbolunun geleceğini tehlikeye itiyor.

Bugün Federasyon’umuzun kulüplerden en büyük isteği «Genç takımlara önem verin, pahalı transferlerden kaçının, ahlaklı sporcu yetiştirin» şeklindedir.

Geleceğe umutla bakabilmek için yapılması gerekli çabalardır, tüm bunlar. Ancak gelin görün ki bu güzel öneriler alt kademelerde kulak arkası ediliyor. Geleceği büyük tehlikeye itiyor.



Konu ile ilgili olarak daha önce verdiğim bir örneği tekrarlamakta yarar görüyorum.

1970 yılında kurduğu minik takımların arasında Şevket adında bir çocuk vardı… Şevket büyüdü. Kendisi ile birlikte futbolu da büyüdü. Kulübünün genç ve amatör takımlarında oynamaya başladı. Bu maçlarda kendisini göstererek Genç Milli Takım kadrosuna girdi. M.K.E. Ankaragücü ilgililerinde büyük bir sevinç vardı. «Genç Milli Takım’da bir oyuncumuz var, birinci takımımız genç ve iyi bir futbolcu kazanıyor» diyorlardı.

Ne var ki Şevket, Genç Milli Takım’a girmekle önce, okulundan, sonra da M.K.E. Ankaragücü’nden uzaklaştı, uzaklaştırıldı.



Bunu sağlayan transfer pazarlığı da Futbol Federasyonumuzdaki bir odada ve bu işlerle ilgili kişiler önünde yapıldı. Şevket, 40 bin liraya uçup gitti.

M.K.E. Ankaragüçlü yöneticiler büyük bir kızgınlıkla Futbol Federasyonu ve Beden Terbiyesi Genel Müdürü’nü ziyaret ederek durumu anlattılar. Bol bol öğüt ve avutucu cümleler dinleyerek elleri boş döndüler.

Şimdi olayı incelersek şunlarla karşılaşırız:

A — Futbol Federasyonumuzun isteği, daha çok sayıda genç futbolcunun yetiştirilmesidir. Bazı kulüpler bu çabayı göstermekte, fakat yetiştirdikleri futbolcular Federasyon binasında adeta haraç – mezat pazarlıkla transfer edilmektedirler.



B — Genç futbolcu yetiştirmekten amaç «DÜRÜST» sporcuyu yurt sporuna kazandırmaktır.

Kırk bin liralık bir transferi gerçekleştiren, hem de bu işlerle ilgili kişiler önünde, İbrahim Onuk’un, İsmail Hakkı Güngör’ün haberdar olduğu bir olayın kahramanı bal gibi profesyoneldir.

C — Federasyonumuz «pahalı transferden uzaklaşın» buyuruyorlar. Kendilerinin bulunmadığı Federasyon odalarında ise genç futbolcuların fiatları arttırılıyor.



D — Söz amatörlüğün ihlaline geldiği şu sıralarda bir noktaya daha değinmekten kendimi alamıyorum. Bu da Galatasaraylı Engin’in Amatör Milli Takımımızda yer almasıdır. Herkes alay ediyor, bu amatörlükle. Zira Engin’in gazete sütunlarına yansıyan durumunu bilmeyen kalmadı…

Oynatanlardan başka kendi kendini aldatan yok! Oysa, Milli Takım teknik direktörü olduğum zaman Haşan Polat’ın ilk isteği özellikle Ümit Milli Takımımız içindi. Polat şöyle konuşuyordu: «Nasıl isterseniz öyle yapın, çalışın. Yeter ki kadroda statüye uymayanlar bulunmasın.»



Şu anda da Haşan Polat’ın tutumunda bir değişiklik olduğunu ummuyorum. Ne var ki bu rahatlık bazılarına batıyor galiba.

İyi niyete kötülükle karşılık vermesek olmaz mı?

Sabri Hoca’nın imzasıyla…

(Alıntıdır. Bkz. https://www.tozlumagazin.net/shop/urun/hayat-spor-dergisinin-1974-tarihli-36-sayisi)

20.01.2021 17:33

Kategoriler:   Spor

Yorumlar