Menü

”Bir Anarşistin Kaza Sonucu Ölümü”

Yeditepe Tiyatrosunda Ocak ayında Dario Fo’nun “Bir Anarşistin Kaza Sonunucu Ölümü” sahnelenmeye başladı.. Oyunla ilgili olarak yönetmen Macit Koper’le arkadaşımız Güzin Çorağan konuştu.

-Macit Bey, bir süre önce Şehir Tiyatrolarına döndünüz. Bu maceranızı bize özetler misiniz lütfen?

-Maceradan çok bir yılan hikayesine dönmüştü bu iş. 1980 yılında. Sıkıyönetim Kanununun 1402 numaraları maddesiyle görevlerimize son verilmişti. O dönemde dava açmak mümkün değildi. Sıkıyönetim kalktıktan sonra dava açtık ve davayı kazandık. Aradan geçen sekiz buçuk yıl içinde ayrıca çeşitli engelleme ve geciktirmelerle karşılaştık. Şimdi artık bu davanın sözünü bile duymak istemiyorum.

-Bu arada sinemayla tanıştınız ve kısa sayılabilecek bir zamanda adınızdan epey söz ettirdiniz. Bu da başka bir yılan hikayesi mi?

-Değil.. Bunu da “Koyunun olmadığı yerde keçiye Abdurrahman çelebi derler” diye özetleyebiliriz.

-O kadar da değil canım.. Yok, alçak gönüllülük falan değil bu, her yabancı “iyi” bir film izlediğimizde karşılaştığımız gerçek.

-Ama sizin Nantes film festivalinde kazanılmış uluslararası bir ödülünüz bile var.

-Evet, ancak buna yaslanarak avunmanın hiçbir anlamı da yok.

-Kendinizi öne sürerek, acısını çektiğiniz, eksikliğini hissettiğiniz bir şeylere değinmek istiyorsunuz sanki..

-Belki de.. Madem dilimizin ucuna geldi, söyleyelim.. Kültürsüzlüğün kol gezdiği bir sanat ortamında yaşıyoruz biz. Sanatının araçlarını geliştirmeye çalışan insan parmakla sayılacak kadar az. Yetmez mi?

-Sinemayla tiyatro arasındaki ilişki ya da çelişkilerden söz etmek ister misiniz? Özellikle oyunculukla ilgili olarak.

-Sinemayla tiyatro genelde bakıldığında, kendi iletişim kuralları olan ayrı iki sanat dalı. Bu iki dalın en ortak yanı oyunculuk bence. Oyunculuk kendi kuralları ve kuralsızlıkları içinde bir bütündür ve bu iki sanat dalı arasında çok büyük farklılıklar göstermez. Gözle görülen ya da görülmeyen farklılıklar oyuncudan istenenlerden kaynaklanır. Oyunculuk, yaşlılığı dolayısıyla tiyatro sanatının çocuğudur. Bugüne dek geliştirilmiş bütün oyunculuk yöntemleri de tiyatro sanatı için geliştirilmiş yöntemlerdir. Dünya sinemasında karşılaştığımız en iyi oyuncuların oyunculuk yöntemleri de bu tiyatro yöntemlerinden nasiplenir.

-Bildiğimiz kadarıyla tiyatroda yönetmenliği oyunculuğa tercih ediyorsunuz.

-Bu konuda kesin bir şey söyleyemiyorum. Ancak yönetmenliğin beni yaptığım işte daha fazla tatmin ettiğini söyleyebilirim. Oldukça bencil bir duygu da denilebilir buna. Yönetirken iplerin daha fazla elinizde olduğunu hissediyorsunuz. Ama bir işin son noktası diyebileceğmiz ilk geceden sonra, o işe olan sonsuz ilgim bitiyor. Başka şeylerin peşinde koşmaya başlıyorum.

-Şimdi Hadi Çaman’ın Yeditepe Tiyatrosunda konuk yönetmensiniz. Provalarını sürdürdüğünüz oyundan ve yazarından konuşarak sürdürelim mi?

-Oyunumuzun adı “Bir Anarşiszin Kaza Sonucu Ölümü”. İtalyan tiyatro adamı Dario Fonun çeşitli ülkelerde sahnelenmiş bence en önemli oyunu bu! Rahmetli Erkan Yücel bu oyunu epey gezdirmişti koltuğunun altında. 1971 yılında İtalya’da bir emniyet müdürlüğünde sorguya çekilen bir anarşist, pencereden düşerek ölüyor. Oyun, bu gerçek olayın soruşturmasını neredeyse düşsel bir boyutta, bir deli aracılığıyla yeniden gündeme getiriyor. Yücel Ertenin çevirisi, metnin Mao’cu denilebilecek yönelimini ortak bir demokratik karşıtlık haline getirmiş ve bence yerinde bir çalışma olmuş bu. Biz bu oyundaki “deli” karakterine, “tiyatrosal” diyebileceğim yeni bir boyut eklemeye çalıştık. Oyuncu kadromuz Hadi Çantan. Oğuz Oktay, Gönül Tuncay, Bora Ayanoğlu. Erdinç Dinçer, Birtan Turan ve Osman Özçeiik’ten oluşuyor. Dekor ve giysilerimiz Naz Erayda’nın elinden. Ocak ayının sonunda Diyonisos kısmet ederse…

(Alıntıdır. Bkz. https://www.tozlumagazin.net/shop/urun/tiyatro-tiyatro-dergisinin1991-tarihli-1-sayisi/)

10.02.2017 16:16

Kategoriler:   Bayat Haber

Yorumlar