Menü

Bir Çaylağın Başına Gelenler

Burası Türk sineması, herkesin bildiği ismiyleYeşilçam yani… Burada herşey olur. Yapılan haksızlıkların hiçbiri garip olarak nitelenmez, işin içinde olanlar gayet iyi bilirler, yadırgamazlar. Ama işi yeni yeni öğrenen biri içine girince neye uğradığını şaşırıverir.



Aynen Alev Sayın gibi…

Televizyon seyircileri bilirler… Geçtiğimiz kış büyük küçük herkesi ekran başına bağlayan bir dizi vardı. Hepiniz anımsayacaksınız “Yalancı Dünya”yı ve Yalancı Dünya’nın saf, güzel Neriman’ını… Yani Alev Sayın’ı… Filmin gerçekçi konusu çoğumuzun ilgisini çekmiş ve uzun süre konuşulmuştu. Bu diziden sonra da ekranın yeni yüzü Alev Sayın için şöhret kapıları ardına kadar açıldı elbette. İlk önce Levent Kırca’yla birlikte “Kadıncıklar” oyununda oynadı. Gerçi tiyatro eleştirmenleri onun için hiç de içaçıcı şeyler söylemiyorlardı ama yine Alev Sayın için bu ilk adımdı. Başırısız da olsa her şeyden önce kendi reklamı önemliydi, halk kendisini tanıyordu. Ve bu tiyatro denemesi sırasında sayısız teklif aldı. Bunlardan ilki Müjdat Gezen’den gelen bir film teklifiydi ve yapımcı da “Emek Film”di.. Eh, ne de olsa bu işin yabancısı, tabiri uygunsa çaylağı olduğu için bu teklifi kaçırılmayacak bir fırsat olduğunu düşündü genç yıldız. Ne var ki evdeki hesap çarşıya uymamıştı. Dilerseniz gelin bu konuyu sinemanın yeni ismi Alev Sayın’ın ağzından dinleyelim:



Bana yarım bir senaryo okuttular. Rejisör Temel Gürsu idi. Filme başladığımız zaman yani çekim esnasında bu senaryonun tamamiyle değiştirilmiş olduğunu şaşkınlık içinde gördüm. Hatta Temel Bey bile şaşırmıştı bu işe. Baştan konuşulduğunda Nazmi Özer Bey’in bana söylediğine göre afiş sıralaması Müjdat Gezen-Perran Kutman ve Alev Sayın şeklinde olacaktı. Hatta ve hatta Nazmi Bey, benim ismimin afişte nasıl daha çarpıcı olacağını düşünüyordu. Bu arada benimle üç senelik bir anlaşma imzalayacağından da söz etmişti. Oysa bu hazırladığı sözleşme tek taraflı idi. Senede kaç film yapacağımı, kimlerle oynayacağımı ve ne kadar ücret alacağımı yazmadığı gibi onun izni olmadan dışarıdan gelen işleri kabul edemeyecektim. Böyle bir sözleşmeyi kabul etmedim elbette. Bunun üzerine herhalde kendisine göre beni cezalandırmış ve afişte adımı en altta yazdırmış. Bir daha kendisiyle kesinlikle film yapmayacağım. Demek Yeşilçam buymuş…”



İşte olay bu… Alev Sayın haklı, haklı olmasına da, her işin de kendine göre bir takım cilveleri olmuyor değil… Eh, sanatçımız daha çok genç ve toy. O da alışacak zamanla bu tür olaylara…

(Alıntıdır.Bkz:http://www.tozlumagazin.net/shop/urun/sey-dergisinin-1984-tarihli-33-sayisi/)

14.08.2020 13:13

Kategoriler:   Ana Sayfa

Yorumlar