Menü

Brigitte Bardot’a Kim ”Cadı” Dedi?

Geçen yaz bir akşamüstü tek başıma arabayla St. Tropez’ye ağır ağır gidiyordum. Karşımda birden spor bir araba belirdi. Arabanın son model oluşundan ziyade içindeki kadın yolcunun rüzgarla iki yana savrulan uzun, san saçları dikkatimi çekmişti. Bu saçlar, sekiz yıl önce hayatı bana cehennem eden cadının saçlarıydı! Yine kim bilir hangi masumun kanma girmişti ve yine kim bilir hangi kötülüğün peşindeydi? Araba biraz daha yaklaşınca gözlerimin beni aldatmadığını anladım. Spor arabada oturan sarışın kadın, eski karım Brigitte Bardot’dan başkası değildi. O da beni karşıdan tanımış olacaktı ki, hemen yana eğildi, direksiyon başındaki erkeğin kulağına bir şeyler fısıldadı. Sonra da kıkır kıkır güldü…

Brigitte Bardot'a Kim ''Cadı'' Dedi?Arabalarımız yan yana geldiği zaman direksiyon başındaki erkek, acı bir frenle arabayı durdurdu. Brigitte o her zamanki neşesi ve samimiyetiyle beni yeni kocası Gunther Sachs ile tanıştırdı, sonra da hatırımı sordu, oğlu Nicolas’ya selam gönderdi. Böyle bir anne düşünebilir misiniz siz? Dünyaya getirdikten sonra kocasının ailesine terk ettiği yavrusunu yıllarca arayıp sormuyor, sonra da günün birinde oğlunun babasıyla karşılaşınca sadece ona bir selam göndermekle yetiniyor… Sizi bilmem, ama ben yeryüzünde böyle katı yürekli bir annenin bulunabileceğine ihtimal vermem…

Brigitte, Gunther Sachs’ın arabasında neşe dolu bir halde başını iki yana savurarak gözden kaybolduktan sonra eski karımın korkunç hayali uzun süre zihnimi meşgul etti. Onunla tanıştığımız günleri hatırladım ve o zamanki düşüncelerimle şimdikileri karşılaştırdım. 1960 yılında Brigitte Bardot’nun o uzun tırnakli yüzük parmağına nişan halkasını geçirdiğim zaman Brigitte’i nasılsa yeryüzüne inmiş bir melek farzediyordum. Şimdi ise onun tam bir cadı olduğundan zerrece şüphem yok.

Brigitte ile tanıştığımız zaman onun sahte masumiyeti, kedi gibi sokulgan halleri beni aldatmıştı. Karşımda dünyanın en şöhretli ve en meziyetli kadınının bulunduğunu düşünerek kendimden geçmiştim. Ancak Brigitte ile evlendikten sonra büyük bir hata yaptığımı anladım. Karım tam manasıyla bir cadıydı. Karşısındakilere, onu sevenlere eziyet etmekten, azap vermekten, işkence yapmaktan hoşlanan bir cadı…

Brigitte Bardot'a Kim ''Cadı'' Dedi?Cicim ayları geçtikten sonra beraber çalışmaya başlamıştık. Aman Allahım ne günlerdi onlar. Filim çevirirken bana yapmadığını bırakmamıştı. Filim setinde çalışması bittikten sonra etraftaki erkeklerle açık saçık konuşur, benim kızdığımı bile bile onlarla el şakaları yapar ve benim setten ayrılamayacağımı bildiği için oradaki erkeklerden birinin koluna girip karanlıklar içinde gözden kaybolmaktan çekinmezdi. Bütün bunları beni kızdırmak için yaptığını biliyordum. Bu arada Brigitte’i kızdıracak en küçük bir harekette dahi bulunmadığımı söyleyebilirim. Hislerinde alay etmek, beni herkesin yanında küçük düşürmek pek hoşuna gidiyordu. Tabii ben sinirlenip bağırmaya, çağırmaya başlayınca da bir kedi gibi siniyor, kendini affettirmek için ne yapacağını bilemiyordu.

Hayatımızı birleştirdikten kısa bir süre sonra evliliğimiz tam bir cehennem hayatı olmuştu. Brigitte’i çok sevdiğim için ondan ayrılmayı göze alamıyordum, ama onun her dakika fikir değiştirmesine en akla, hayale gelmeyecek şekilde hareket etmesine de dayanmam her halde çok güç olacaktı.

Balayı bittikten sonra evimize gazetecileri davet etmiş, mutlu bir kan – koca havasında pozlar vermiştik. Doğrusunu isterseniz, bizim ev, evden başka her şeye benziyordu. Karım bir güncük olsun benim bakımımla ilgilenmediği gibi hizmetçilerden bir şey istemeye kalkıştığım takdirde de hemen ağıza alınmayacak küfürler savurarak kendi işimi başkalarına yaptırmamın ayıp olduğunu söylüyordu.. Bir kocanın muayyen vazifeleri olduğunu bir kere olsun aklına getirmemişti. Fakat benden hizmet istemeye gelince hemen evlilik kurallarını öne sürüyor, benim ilgisizliğimden, beceriksizliğimden dem vuruyordu.

Brigitte Bardot'a Kim ''Cadı'' Dedi?Karım benim aileme karşı da çok haşin davranıyordu. Nasılsa bir kere annemle babamı eve davet edeyim dedim ve bunu yaptığıma da bin kere pişman oldum. Brigitte bana öyle kızmıştı ki, annemle babam solonda otururken Brigitte, öfkesinden ter ter tepinip elbisesini parçaladı, avaz avaz bağırdı. O gece bir arkadaşına söz verdiğini misafirlerimle benim baş başa oturmam gerektiğini, söyledi. Eğer mani olmasaydım, Brigitte her şeye rağmen o gece evden çıkıp gidecekti.

Çocuğumuzun olacağını öğrendiği gün de çok şiddetli bisr sinir krizi geçirdi. Çocuğun dadılarla, hizmetçilerle büyüyeceğini bildiği halde, «Ben çocuk bakamam, bu genç yaşta eve kapanamam,» diye söylendi durdu. Arada bir o günleri düşünür, şaşarım… Brigitte nasıl bu çocuğu yok etmenin çarelerini araştırmadı, diye… Herhalde cadıların da iyi tarafları oluyor!…

Nicolas doğduğu zaman biraz yatışır gibi olmuştu, ama evin kapısını aşındıran misafirlerin yanında mutlu bir anne pozu takınması artık beni eskisi gibi kandırmıyordu. Brigitte’in bu gülen çehresinin altında habis bir ruhun saklandığını çok iyi biliyordum.

Netekim çok geçmeden Brigitte bir başka erkeğe gönül verdiği için evini, çocuğunu ve beni terk etti. Kendimi en sona alıyorum, zira ana şefkatine muhtaç bir yavrunun terk edilmesinin yanında, bir kocanın terk edilmesi tabii ki hiç kalır.

Bundan sonra Brigitte ile yollarımız tamamen ayrılmıştı. Birkaç kere eski karımın nihayet mutluluğa kavuştuğuna dair yazılmış yazılar gözüme çarptı. Bu neşriyatı dikkatle takip ediyor ve için için gülüyordum… Benim bildiğim Brigitte kendini hiç bir zaman mutlu hissedemezdi. Yeryüzünün hiç bir erkeği onu mutluluğa kavuşturamazdı. Hatta bütün erkekler bir araya gelseler, Brigitte yine, «Acaba başka dünyalarda sevgili bulamaz mıyım?» diye mutlaka aranırdı… Onun hayatını yakından incelemişseniz, mutlaka bana hak verirsiniz.

Sami Frey ile nişanlandığını duyduğum zaman zavallıya acıdım. Brigitte ile evlenirse meslek hayatı mahvolur diye düşünüyordum. Neyse Sami Frey’in aklı çarçabuk başına geldi. Bu maceradan fazla zarar görmeden ayrıldı.

Eski karım maceralarının basına aksedenlerinin yanı sıra bir o kadar daha macerasının bulunduğundan eminim. Zira dediğim gibi Brigitte bir anda aşık olur ve o aşk uğruna bir anda her şeyi feda eder.

Evlilikte karı – kocanın birbirine sadık kalmasını aklı almaz. Hele evli bir kadının yaşayışında değişiklikler yapması gerektiğine asla inanamaz. Benim tanıdığım Brigitte, karşısına çıkan her erkekle ateşli bir aşk macerası yaşayabilir ve karşısına çıkan her erkeği her an aldatması mümkündür.

Şu Faslı milyoner Bob Zaguri’nin Brigitte’i nihayet yola getireceğine inananlar da olmuştu. Fakat dediğim gibi günün birinde bu maceranm da bir yerden falso vereceğini biliyordum. Ve öyle de oldu. Brigitte karşısında Gunther Sachs’ı görünce Bob Zaguri’yi unutuvermişti. Ama Luigi Rizzi’yi görünce de Gunther Sachs’ın pabuçları dama atldı. Derken bu hafta içinde şoförüne, «Al bu herifi limana bırak!» diyerek Rizzi’yi de başından defetti.

Bana sorarsanız, Brigitte Bardot, yeryüzündeki erkekleri çileden çıkarmak için yaratılmış bir cadıdır… Günün birinde foyasının iyice ortaya çıkacağına ve erkeklerin artık onun hilelerine aldanmayacaklarını umuyorum. Tek tesellim bu.

(Alıntıdır. Bkz. https://www.tozlumagazin.net/shop/urun/ses-dergisinin-1968-tarihli-35-sayisi)

10.08.2019 23:25

Kategoriler:   Ana Sayfa

Yorumlar

  • Yayınlandı: 24 Ağustos 2015 14:24

    Belis Badem

    cadıdan cok meleğe benziyor bence cok güzel kadın
  • Yayınlandı: 24 Ağustos 2015 14:25

    Burcu Semiha

    katılıyorum sana Belis. Maşallah ne kadar güzelmiş o zamanlar
  • Yayınlandı: 24 Ağustos 2015 14:26

    Selim Kutu

    Bir insan bu kadar güzel olmamalı bence. Google'a yazdım şimdi ismini tanımıyordum fakat hayran kaldım cok cok cok cok cok güzelmiş