Menü

Burt Lancaster İstanbul’da

Yusuf Ateş (Maraş)

Çok uzun, bir hayli karışık ve zor okunan mektubunuzu dikkatle okudum. Derdinizi çok iyi anlıyorum. Her ailede bir köşeye atılan ve bütün angaryalar üzerine yıkılan bir kişi bulunur. Nasibinize böyle olmak size düşmüş. Aileniz, kardeşleriniz biraz anlayış gösterselerdi, yıllar yılı bolluk içinde yokluk ve kimsesizlik çeken bir kardeşle bir iki defa ilgilenirlerdi. Neyse hiç olmazsa onların yanından ayrılmış da, kazandığınızı kendiniz yiyerek ailenizin ırgatı olmaktan kurtulmuşsunuz. Benim size birinci tavsiyem, her şeyden evvel kendi kendinizi yetiştirmek için okumanızdır. Dışarıdan imtihana girerek ilkokulu bitirmenize rağmen hala imlanız, ifadeniz, Türkçeniz çok bozuk. Evvela durmadan roman okuyun. Polis romanı, macera r



omanı ne bulursanız okuyun. Bu yüzü, iki yüzü bulsun. Böylece Türkçeniz. ifade tarzınız düzelir, hayal gücünüz artar. Ondan sonra yine roman gibi rahat okunan, halka göre yazılmış tarih, coğrafya kitapları bulup okuyun. Seyahatnameler, meşhur adamların hayatlarını okuyun. Ama bir, iki tanecik değil, çok, pek çok okuyun. Siz kafası işleyen, hassas bir gençsiniz. Bu okumalarla kafaca çabuk gelişecek ve ondan sonra ne yapmak lazım geldiğini kendiniz bulacaksınız. Yoksa şimdiden artistliğe veya şarkıcılığa heveslenmenizi hiç tavsiye etmem. Her meslekte ilerlemek için bir parça kültür lazımdır. Herkes iyi niyetli olmaz. Sonra insanla hainane alay ederler, halbuki şimdiden manzume, koşma mani denemeleri yapabildiğinize göre, okuduktan sonra daha iyilerini yapabilirsiniz.



Hülya Sanama (Feneryolu)

Hikayenizi dikkatle okudum. Bir iki mantık, üslup ve taktik hatası dışında başlangıç için çok ümitli ve bir hayli olgun. Eğer hikayenin bir kopyası sizde varsa, aradan uzun bir zaman geçtiği için, kendinizi bir yabancı yerine koyarak, büyük bir dikkatle tekrar okuyun. Evvela noktalama hatalarının bir hayli çok olduğunu göreceksiniz. Yazı yazan bir kimsenin bunları öğrenmesi lazımdır. Öğrenin de, söylemek istediklerinizi daha kuvvetle ifade etmek istediğiniz zamanlar isterseniz bozun. Ama yanlış olarak kullanmayın. Yanlış olarak kullanınca, söylemek istediklerinizin çoğu yerde kuvveti zayıflıyor, iki ayrı mana birbirine karışıyor. Sonra hikayenin konusunu bulduktan sonra kafanızdan tam olarak şöyle bir geçirin. Zaman ve mekan meselelerini iyice kontrol edin. Mantık hataları bırakmayın. Bir de hikayenizde genç kızın telefonu kapa: diktan sonra esmer, uzun boylu olduğunu öğrenmek, okuyucuya çok güzel bir sürpriz oluyor.



Bu, orada kalmalıydı. Delikanlının nasıl bir şey olduğu, sırf telefonda verdiği yanlış ifadede kalmalı. Ertesi günü Yeşim randevu yerine gidip uzaktan, delikanlıyı ararken, kendi gibi uzaktan beklediği kızı gözleyen sarışın, boylu poslu Cengiz’le tanışmalı, sözüm ona ikisinin de beklediği kimseler gelmediği için, delikanlının ısrarlı teklifleri karşısında, Yeşim sözüm ona zorla razı olarak onunla bir yere gitmeli, bu şekilde aralarında bir aşk başlamış olmalı ve biz Cengiz’in ona izdivaç teklif edeceği zamana kadar, telefondaki gencin o olduğunu öğrenmemeliydik. Cengiz, evlenmeye karar verdikleri zaman ona, «Ne garip değil mi? Telefonda sözleştiğim sanşın bir kızı ararken o gün seni buldum,» gibilerden bir söz söyleyerek meseleyi hem Yeşim’in, hem de okuyucunun anlamasına sebep olur ve hikaye de hoş bir sürprizle biterdi…



Siz 10-15 denemeden sonra, biraz aceleye getirmez, konulan tekrar tekrar işlerseniz, çok güzel hikayeler yazacaksınız. Ama acı bir şey. Haydi yazdınız, nerede yayınlatacaksınız? Basında yerli hikaye yayınlayan kaç yer var ki?

(Alıntıdır. Bkz. https://www.tozlumagazin.net/shop/urun/ses-dergisinin-1968-tarihli-19-sayisi)

18.11.2020 07:58

Kategoriler:   Ana Sayfa

Yorumlar