Menü

Büyük Çile Bitiyor

Türk sinemasının hanımefendi yıldızı Hülya Koçyiğit’in işi gerçekten çok zor. Bir yandan baş tacı ettiği ailesinin sorunları,öte yandan starlığın gerektirdiği zirve mücadelesi sanatçının huzurlu bir soluk almasına fırsat tanımıyor. Hele hele annesi Melek Koçyiğit’in bir türlü eski sağlığına kavuşamaması sanatçının günlerini adeta zindana çeviriyor…Allah kimseye aynı acıyı yaşatmasın. Ana demek can demek, kan demek tümüyle hayat demek. Büyükler ne demiş ana acısı bir, evlat acısı iki. Bunlardan biri insanın ciğerine oturursa o kişi yaşayan ölüye döner. İşte Hülya Koçyiğit’in hali bu. Yani yaşayan ölüden farkı yok. Eğer ünlü bir yıldız olmasa ne saçına bir fırça sürecek ne yüzünün sarılığını kaybettirmek için makyaj yapmaya çabalayacak ne de şık gardırobunun kapağını açacak… Çünkü başındaki üzüntü sadece biricik annesi Melek Koçyiğit’in ciddi rahatsızlığı değil.



Yetişkin bir genç kız olan Gülşah’ın bitip tükenmek bilmeyen dertleriyle bir ana olarak mı uğraşsın, yoksa, sahne ve film çalışmalarını organize eden kocası Selim Soydan’la aynı zamanda bir eş olarak mı uğraşsın? Kızkardeşi Nilüfer’in ailevi sorunlarına mı kafasınıyorsun, yoksa onu bekleyen yeni film ve sahne çalışmasının hazırlıklarını mı düşünsün? Adeta 25. saati arıyor Hülya Koçyiğit. Hayat Hastanesi’nde bulduğumuz sanatçı büyük bir sabır içinde nasıl koşuşturduğunu anlatmaya çalışırken fazla yorulmamasını söyledik. Çünkü görünen köy kılavuz istemezdi.

“Allaha şükür gördüğünüz gibi annem bu gün biraz iyileşti. Gece gündüz Allah’a yalvarıyorum. O benim her şeyim. Beni hayata bağlayan bir maneviyat. Onsuz kendimi yarım bir insan gibi hissediyorum. Şimdi gözüm arkada kalmadan Gülşah’ın okul toplantısına gideceğim. Oradan da zaman kalırsa hocama gidip repertuar çalışacağız. İnanın özel bir röportaj yapacak zamanım hiç yok. Eğer beni 24 saat takip ederseniz halimi görürsünüz zaten. O zaman çekeceğiniz çok fotoğraf bulursunuz. Çünkü zamanla yarışıyorum…”



Gerçekten öyleydi Hülya Koçyiğit. Günlük yaşamı adeta bir yerli filmi anımsatıyordu. Biz bu filmin adını “Bitmeyen Çile” koyduk. Bu filmin senaristi, rejisörü, kameramanı, suflörü, ışıkçısı, kostümcüsü ve her şeyden önce başroldeki oyuncusu kendisiydi. İşte Hülya Koçyiğit’in son birkaç yıldır çevirdiği halde “Son” bulmayan filminden son görüntüler… Bakmayın yüzündeki tebessüme… Ne de olsa alışmış yıllardır kamera karşısında rol yapmaya. İçindeki acıyı, üzüntüyü kameramıza yansıttığı zaman bir kazancı olmayacak ki… Ama sizin ona göstereceğiniz bir sevgi, sıcak bir tebessüm ve yürekten alkış bu “Bitmeyen Çile”sini kısa süreler için de olsa unutturacaktır şüphesiz. İşte onun için gülüyor Hülya Koçyiğit onun için oynuyor özel yaşamında bile…

(Alıntıdır.Bkz:https://www.tozlumagazin.net/shop/urun/sey-dergisinin-1984-tarihli-30-sayisi/)

14.10.2020 18:59

Kategoriler:   Ana Sayfa

Yorumlar