Menü

Cahit Atay

Oyun yazarı (Çorum 1925). Bir ilkokul öğretmeninin oğlu olan Cahit Atay lise öğrenimini yarım bırakarak çalışma hayatına atıldı; köy öğretmenliği, meteoroloji memurluğu, avukat kâtipliği, gemilerde puantörlük, demiryolu memurluğu gibi çeşitli işler yaptı.

İlk olarak ilkokul üçüncü sınıfta sahneye çıkan Atay, tiyatroya duyduğu bu amatörce sevgiyi yirmi beş yaşma kadar sürdürdü, çeşitli topluluklarda çalıştı, halkevlerinin temsillerine katıldı. 1950’lerden önce arkadaşlarıyle Yurt Tiyatrosu adlı amatör topluluğu kurmuştu, Bu şapka kimin?, Yaşasın garsonluk gibi birer perdelik ilk oyun denemelerini bu topluluk için yazdı. Cahit Atay’ın kendini tiyatro yazarı olarak kabul ettirmesi Pervaneler (1959) adlı oyunuyle oldu. İzmir, Bursa ve Ankara tiyatrolarında oynanan Pervaneler’in konusu, O’Henry’nin bir öyküsünden alınmıştır. Nişanlısına küsüp köyünden kaçan ve büyük kente gelen saf bir delikanlı çeşitli yollan denedikten sonra kurtuluşu kendi canına kıymakta bulur. Cahit Atay’ın ilk önemli oyunları, 1961’de yazdığı Pusuda ve Sahildeki kanepe’dir. İstanbul Şehir Tiyatrolarında sahneye konulan ve daha sonra çeşitli profesyonel ve amatör toplulukların repertuvarında yer alan bu iki oyundan biri köy gerçeklerini, öteki de büyük kent insanının duygularını yansıtır. Zaten Atay’ın her oyunu, bu iki ana temadan biri üstüne kurulmuştur. Bir perdelik oyunu Pusuda, bir «ağa-ezilmiş köylü» çelişmesine dayanır. Sahildeki kanepe ise, bir kıyı kentinde bir kaçık kız çevresinde evli bir kadının, bir genç kızın ve bir bar kadınının yaşamlarına ayna tutar. Oyunun dikkati çeken bir yönü de, yazarın kendi öz düşüncelerini kaçık kızın ağzından anlatır görünmesidir. Bu iki oyunu Hamdi ve Hamdi izler. Yazar yine büyük kent yaşamına uzanmıştır. Toplumu muzun iki ayrı katındaki iki insanı belirgin çizgileriyle karşılaştırır. Biri milyoner, öbürü küçük bir posta memuru olan iki Hamdi, tedirgin yaşamları içinde bir türlü mutluluğa ulaşamazlar…

Daha sonra, Karaların Memet’leri üçlüsüyle yazar yine köy gerçeklerine döner. Birer perdelik üç oyundan oluşan Karaların Memet’leri dizisinde, halk arasında yerleşmiş birtakım inançların boşluğunu, abartılmışlığım ortaya koyar: köylülerin el üstünde tuttuğu Ermiş Memet gerçekte, arkadaşı Ali’yi düşünde gördüğü «şıh»ma küfretti diye öldüren bir zavallıdır; Yangın Memet, kan davalarının saçmalığına dayanır; Kerpiç Memet ise, bir eşkıyanın halk gözünde nasıl abartıldığını anlatır…

sultan gelinGene köy gerçeklerini işleyen Ana hanımkız hanım’da yazar bir anadolu kadınının ve kızının dertlerini, kendi üslûbu ve sanat anlayışı içinde dile getirir. Ana geçim derdiyle çırpınırken, kızı da bir çocuk doğuramamanın, kısırlığının çilesini çeker. Cahit Atay’ı yazarlık hayatının doruğuna ulaştıran oyunu Sultan Gelin’dir. Cahit Atay, sahnelerimizde yüzlerce kez oynanan Sultan Gelin’den sonra Kırlangıçlar (1966), Palabıyık (1967), Gültepe oyunları (1968) ve Geristan’da var bir polis’i (1970) yazdı. Şimdi tiyatro yazarlığını bazı senaryo çalışmalarıyle birlikte sürdürüyor.

(Alıntıdır. Bkz. https://www.tozlumagazin.net/shop/urun/turkiye-1923-1973-ansiklopedi-grubu)

09.09.2015 11:40

Kategoriler:   Kim Bunlar

Tags:  , ,

Yorumlar