Menü

Cem Karaca’nın Düğünü

Cem Karaca'nın DüğünüMeriç Başaran’la Cem Karaca nişanlarını İstanbul’dan Ankara’ya giderken trende yapınca herkesi bir meraktır almıştı. »Acaba düğünlerini nerede yapacaklar?» diye. Kimi, «Eh artık, trende nişanlanan, istasyonda nikahlanır,» demiş ve «Düğünleri de kalabalık olacağı için en münasip yer Haydarpaşa garıdır !» diye eklemişti. Bu konuda biraz «gerçekçi» olanlar ise, hayallerle uğraşmayı bir kenara bırakmışlar ve, «Meriç, İstanbul Tiyatrosu artistlerinden, Cem de aynı tiyatronun meşhur Toto Karaca’sının oğlu. İstanbul Tiyatrosu bir «aile tiyatrosu» olduğuna göre nikah da her halde matinede, tiyatroda kıyılır,» demişlerdi.

Cem Karaca'nın DüğünüSonunda ne onların dediği oldu, ne de öbürlerinin. Trende nişanlanan Cem’le Meriç, Beyoğlu Evlendirme Dairesinde Orhan Kemal’le Selmi Andak’ın «şahadetleri altında» aynı deftere imza attılar. Nikah saatinden şöyle böyle yarım saat kadar önce nikah dairesine gelen Meriç’le Cem, bekleme odasına alındılar. Tabii onların bekleme odasında olduğunu duyan yakınları kısa bir süre içinde odayı lebalep doldurmuşlardı. Bu kalabalık içinde iki kişinin eksikliği hemen dikkati çekiyordu: Cem’in babası Mehmet Karaca ile Meriç’in ağabeyi rejisör Tunç Başaran… Mehmet Karaca evde hasta yatıyordu, Tunç ise Avrupa’daydı. İstanbul Tiyatrosu’nun hemen hemen tam kadro halinde bulunduğu nikahta Ertan Anapa, Apaşlar ve Selçuk Alagöz’den başka müzisyenin bulunmaması ilk bakışta dikkati çekiyordu. İstanbul Tiyatrosu’nun dışında kalan tiyatro artistlerini ise Muzaffer Hepgüler temsil ediyordu.

Cem Karaca'nın Düğünüİkinci defa dünya evine girecek olan gelin ve damat adayıyla nikahtan önce bekleme odasında konuştuk. Daha doğrusu önce Cem bizimle konuştu. Arkadaşları, «Nikahta gelinin ayağına bas,» demişlerdi. O da, önüne gelene soruyordu, «Doğru mu? Meriç’in ayağına basarsam iyi mi olur?» diye. Bize de aynı şeyi sordu. Biz ona, bilebildiğimiz kadarıyie, «Nikahta ayak basmanın uğurunu» bilimsel bir tarzda (!) izah etmeye çalıştık, o da bize nikah günü kedinin iki bacağını ayırmanın faziletinden (!) bahsetti. Efendim, nikahlandığınız gün eğer gelinin gözü önünde bir kedi yakalayıp iki bacağını ayırırsanız gelinin gözü korkar, «Bir kabahat yaparsam bana da böyle yapar,» diye «sus pus» olurmuş! Neyse biz bunları konuşurken nikahta bir nevi «sağdıçlık» yapan İstanbul Tiyatrosu’nun artistlerinden Aysun Erge yanımıza geldi ve, «Hadi çocuklar, sizi çağırıyorlar,» dedi. Gelinle damat bir yandan, davetliler öbür yandan nikah salonuna geçtiler. Biraz sonra mutat merasim yapıldı ve Sevim Meriç ve Muhtar Cem nikahlandılar…

«İstanbul Tiyatrosu» na boşuna «aile tiyatrosu demiyorlar… Nikah sonunda tebrikleri hemen hemen tiyatro tam kadrosuyla kabul etti. Nikah şekerlerini de yine tiyatronun artistlerinden Aynur Yetkin’le Aysun Erge dağıttı.

Cem Karaca'nın DüğünüGenç nikahlılar davetlileri uğurladıktan sonra Cem’in «34 DR 792» plakalı otomobiline binip eve gittiler ve Mehmet Karaca’nın elini öptüler. Orada alelacele bir yemek yiyip doğru tiyatroya gittiler. 3 – 4 saat önce evlenen Meriç sahneye çıktı. Cem de karısını kulisten seyretti.

Meriç Başaran’la kaynanası Toto Karaca halkı gülmekten kırıp geçirirlerken piyes biter bitmez yeni evliler hemen bir gece kulübünün yolunu tuttular. Orada hem eğlendiler, hem de eğlendirdiler. Yani hem müzik dinleyip dans ettiler, hem de Cem ısrarları kıramayıp sahneye çıktı ve iki şarkı söyledi. Tekrar masalarına oturdukları zaman Cem’e, «Sizi telefondan çağırıyorlar,» deyip müdüriyet odasına aldılar ve orada hemen bir iş teklifi yaptılar. Evet, «Gelinin ayağının uğuru ve nikahın kerameti» birleşmiş ve tesirini daha 24 saat dolmadan göstermeye başlamıştı!…

(Alıntıdır. Bkz. https://www.tozlumagazin.net/shop/urun/ses-dergisinin-1968-tarihli-45-sayisi)

10.08.2019 23:52

Kategoriler:   Ana Sayfa

Yorumlar

  • Yayınlandı: 24 Ağustos 2015 13:56

    SELİN MASUM

    Meriç Başaran'a gıpte ettiğim zamanlar..
  • Yayınlandı: 24 Ağustos 2015 16:52

    NURİYE BIÇAK

    iyi ki haydarpaşada filan yapmadılar nikahlarını :D