Menü

Çiğdem Tunç Baleyi Terketti

MARMARA Üniversitesine bağlı Gazetecilik ve Halkla ilişkiler Yüksek Okulu’nda öğrenciyken bile baleden başka bir şey düşünmezdi Çiğdem Tunç… Onun bu bale merakı yüzünden tüm arkadaşları Tunç’a takılırlardı:

«Bir gün çok ünlü bir balerin olacaksın…»

«Hiç üzülme, bu merak ve fizik ile balerin olursun…»



Basın Kanunu, Gazeteciliğin Temel İlkeleri, Basın Tarihi ve Halkla İlişkiler derslerinde bile aklı fikri baledeydi Çiğdem Tunç’un… Onu dershanede ya da kantinde gördüğümüz zaman hep baleden söz ederken bulurduk.

Aradan yıllar geçti… Bir süre önce televizyonda gösteriler. «Renkli Dünyalar» adlı filmi izliyorduk. Başrollerini Erol Evgin, Gülşen Bubikoğlu ve İzzet Günay’ın paylaştıkları bu müzikal filmin danslı sahnelerinde, geçmişten iki tanıdık yüz ilişti gözümüze. Birisi Yaprak Özdemiroğlu idi, diğeri de Çiğdem Tunç… İkisinin de yüreğinin bale için attığı günlerdi o günler…

Egemen Bostancı’nın organize ettiği Şan Müzikholü’nde sahneye konulan hemen hemen tüm müzikallerde sahneye çıkmıştı Çiğdem Tunç. Güzel fiziği ile onu hep sahnede görüyorduk…



Müzikallerin, tıpkı mutluluk yağmurları gibi İstanbullu sanatseverlerin üzerine yağdığı o günlerde sık sık seyirciler arasında şu fısıltılar gelirdi kulağımıza:

«Şu uzun boylu balerin çok yetenekli…»

«Şu ortadaki dans eden kızın fiziğine bak…»

«Ah yavrum, ne güzel de dans ediyor… Nazar değecek vallahi…»

Müzikaller İstanbul’daki gösterisini tamamladıktan sonra Anadolu’ya açılır, çok geçmeden de bir yenisi için hazırlıklar başlardı. Yeni kadrolar oluşturulur, dekorlar hazırlanırdı. Değişmeyenler arasında Çiğdem Tunç olurdu. Onu yine sahnedeki provalarda hiç konuşmadan dans ederken görürdük.



Şan Müzikholü’nün kulisini bilenler, özellikle oyun sahnelendiği günlerde o daracık koridorların nasıl bir mahşeri kalabalık yaşadığını iyi bilirler… Dekorcusu, ışıkçısı, perdecisi, sanatçısı hep bir aradadır ve aynı heyecanı paylaşırlar… İşte o panayırınsı görüntülerde bile Çiğdem Tunç’a rastlayamazdık. O hep sığınacak bir köşe ve perde açılmadan bir iki figür yapabilecek kadar bir alan bulurdu kendisine…

Yine öyle bir günü yaşıyordu Şan Müzikholü…

Kapısı neonlarla, afişlerle, lobilerle süslenmiş, gişelerin önünde uzun kuyruklar oluşmuştu. Herkeste hir heyecan göze çarpıyordu…



Şan Müzikholü’nün arka kapısından girerek, doğru kulisin yolunu tutmuştuk. Amacımız ilk gecenin kulisini fotoğraflamaktı. O gece Çiğdem Tunç hastaydı. Bir köşede oturmuş sahne sırasını bekliyordu. Biz de assolistin makyajını tamamlayıp odasından çıkmasını beklerken laflamıştık onunla.

«Hastalık önemli değil» deyip eklemişti:

«Önemli olan oyun… Az sonra sahneye çıkacağım ve o zaman hiçbir şeyim kalmayacak. En mutlu olduğum yer orası…»

İşte, televizyondaki filmi izlerken bunlar geçti aklımızdan. Bu yazdıklarımız Çiğdem Tunç’un geçmişi idi. Sonra neler oldu? Dilerseniz bir de onlara göz atalım…



Çiğdem Tunç, Ferdi Tayfur’la bir film çevirdi. Bu Yeşilçam’daki ilk denemesiydi. Yine heyecanlıydı, yine coşkuluydu. Bu filmle sinemada da en az balede olduğu kadar başarılı olacağını kanıtladı. Yeşilçam’ın dikkatini çekti. Çiğdem Tunç’un sinemayla ilgili görüşleri şöyle:

«Bana göre sinema, insanı ünlü yapmak için yalnızca bir basamak Fakat sahnenin durumu başka tabii. Orada yapılan dans, tarifi imkansız bir huzur veriyor insana Ben çevirdiğim iki filmle sinemada başarılı olabileceğimi kanıtladım. Bundan sonra da sinema çalışmalarım sürecek.»

Çiğdem Tunç’un gözü zirvede… Bir zamanların sessiz, sakin, sözcükler yerine figürlerle konuşan Çiğdem’i yok artık. Spotlar, kameralar, ışıklar, klaketler karşısında rol yapmaya hazırlanan bir Çiğdem var şimdi.



Bir sessizlik dönemi yaşamıştı Çiğdem Tunç şimdi ona son verdi, Fenerbahçe’nin ünlü futbolcusu İlyas Tüfekçi ile, eğlence yerlerinde görülmeye başladığı zaman çok kişi hiç şaşırmadı. Yalnızca, «İlyas’ın zevki zaten tartışılmazdı» deyip geçtiler.

Çiğdem Tunç kararlı. Zirveye giden yolda hıza ilerlemek amacında. Bugüne kaçak yaptığı baleyi bile bir kalemde silip atacak kadar kararlı.

«Şimdilik» diyor Çiğdem Tunç, «Baleyi bırakıyorum. Sinema var önümde. Meslekdaşım Yaprak oldukça başarılı. Benim başarım herkesi kıskandıracak kadar güzel olmalı. Bunun için durmadan çalışacağım.»



Magazin basınında sıkça fotoğraflarına rastlıyoruz ve bundan sonra da rastlayacağız Çiğdem Tunç’un… Sinema fenerlerinde de göreceğiz onu. Bundan böyle sinemaseverlerin karşısında olacak. Ve o sanat dalında kendisini kanıtlama uğraşı verecek.

İşte «Şen Sazın Bülbülleri» ve işte Şan Müzikholü’nde son olarak sergilenen «Carmen»… Bundan sonra Çiğdem Tunç sahneye veda ettiğini söylüyor. Yalnız dikkat etmesi gereken bir nokta var Çiğdem Tunç’un. Bale diğer sanat dallarına pek benzemez. Sinemada dikiş tutturamazsa, geri dönüş olamaz… Çünkü bale, vefasızlığı asla affetmez…

(Alıntıdır. Bkz. https://www.tozlumagazin.net/shop/urun/ses-dergisinin-1984-tarihli-27-sayisi/)

29.11.2020 19:50

Kategoriler:   Ana Sayfa

Yorumlar