Menü

Cimri Küçük Yıldız Marisol

Marisol geçenlerde, İspanyolların «Altın İmparator» armağanını kazandı.

marisol

«KIŞ uzun sürdü, bu yıl yaz hiç gelmeyecek galiba» derken sıcaklar birden bastırıvermiş, havalar dayanılamayacak derecede ısınmıştı. Madrid’e bahar kıyafetleriyle gelen Amerikalı filmciler de hemen giyim eşyası satan mağazalara koşup yazlık kıyafet tedarik etmeye bakmışlardı. Bu arada Madrid’de çevrilen filmin küçük yıldızı, Marisol’a da bir şey isteyip istemediği sorulmuş, 17 yaşındaki genç kız da kolsuz sade bir bluzla ince bir eteklik ısmarlamıştı. Tek başına sokağa çıkmasına izin verilmediği için Marisol, arkadaşlarına ölçülerini vermekle yetinmişti. Akşama film ekibi ellerinde paketlerle stüdyoya döndüklerinde beklenmedik bir olay cereyan etti. Marisol’a son derece şık ve zarif bir döpiyes satın almışlardı. Genç kızın vücuduna tıpatıp uyan bu kıyafetin bir kusuru vardı. Biraz pahalıcaydı. Marisol, döpiyesi giyip aynanın karşısında muayene ettikten sonra, gülümseyerek sordu:

-«Borcum ne kadar?»

-«5 sterline aldık, Marisol. Belki biraz pahalı oldu ama sana çok yakıştı.»

Marisol’un gözleri öfkeyle açıldı:

-«Nee, beş sterlin mi? Bu benim beş haftalık harçlığım ayol. Siz beni milyoner mi zannettiniz? Hemen götürüp bu elbiseyi değiştirin. Ben üstüme başıma dünyada bu kadar para harcayamam…»

marisolMarisol’un bu sözleri orada bulunanları adamakıllı şaşırtmıştı. Zira genç kız her filminden en az bir milyon lira alıyordu. Şimdiye kadar 7 film çevirmişti. Bundan sonra da film çalışmalarına ara vermeyecekti. Bu durumda olan bir kimsenin elbise satın alırken pahalı mı ucuz mu diye düşünmeliydi. Oysa Marisol, çocukluğundan beri para harcamaktan nefret ederdi. Daha küçücükken evde bulduğu bozuk paraları bir kenara saklayıp biriktirmeyi adet edinmişti. Malaga’lı fakir bir bakkalın dört çocuğundan İkincisi olan Marisol’un şöhret hikayesi de cimriliği kadar ilgi çekici. Marisol, dokuz yaşına kadar son derece mahçup çekingen bir çocuktu. Annesiyle babası; «Bu çocuk hiçbir işe yaramaz, ileride evlense de rahat edemez,» diye düşünüp hayıflanırlardı. Fakat dokuz yaşına bastıktan sonra Marisol’un davranışları birdenbire değişivermiş, sokulgan girgin bir kız olmuştu. Her dakika şarkı söylüyor, günün moda danslarını kendi kendine öğreniyordu. Annesi, küçük kızın dansa ve müziğe merak sardığını görünce ona dans dersleri aldırmayı kararlaştırdı. Böylece küçük Marisol şöhret yolunda ilk adımını atmıştı. Malaga’lı bir grupla Madrid’e dans gösterileri yapmaya giden Marisol’u burada Goyannes adında bir yıldız avcısı görüp beğenmiş ve onu himayesine almıştı. Türkiye’de gösterilen filmleri çok rağbet gören Marisol ile Audrey Hapburn’un eşi Mel Ferrer de ilgilenmiş Ve sırf onu bir filmde oynatabilmek için özel bir senaryo hazırlamıştı. Genç kız, Madrid’e Mel Ferrer’in senaryosunu yazıp, rejisörlüğünü yaptığı «Cabriola» isimli filmi çevirmek için gelmişti. Hatta Mel Ferrer’in ilgisi o kadar ileriye varmıştı ki birkaç ay önce sinema dünyası aktörün bu çocuk yıldıza aşık olduğu dedikoduları ile çalkanmaya başlamıştı.

Bankalarda milyonlarca lirası olan Marisol, şimdiden bu paranın bir kısmıyla hanlar, apartmanlar alıp ticaret hayatına atılmayı da düşünüyor. Tabii artistliğe ve şarkıcılığa devam edecek. Bir taraftan da aldığı ücreti biriktirip iş yapacak.

(Alıntıdır. Bkz. http://www.tozlumagazin.net/shop/urun/ses-dergisinin-1965-tarihli-25-sayisi/)

10.02.2017 12:20

Kategoriler:   Ana Sayfa

Yorumlar

  • Yayınlandı: 26 Ağustos 2015 12:35

    Belis Badem

    baya bi cimriymiş ya :D