Menü

Çin Gravürleri

Son aylarda izlediğimiz Japon modern dekoratif sanatları, Amerikan baskı resimleri (Werner Drewes, Paul A. Lingren), Roma kenti ve İran minyatürleri sergilerinden sonra Çin gravürleri sergileriyle sıklaşan yabancı sanat gösterileri,uluslararası ilişkilere yeni ve insanca boyutlar getiriyor.

İstanbul Festivali dolayısıyla Taksim Sanat Galerisi’nde düzenlenen “Çin Gravürleri” sergisi, sanırım Çin Halk Cumhuriyeti’nin ülkemizdeki ilk plastik sanatlar gösterisidir.



Öteden beri somut bir anlayış içinde gelişen Çin resminde bu topluma egemen olan, doğasal ve toplumsal bütün varlıklar arasında bağlılığı öngören gerekirci (deterministe) yaşam anlayışının etkisi yadsınamaz. Çin sanatının çok eskilerden günümüze uzanan gelişme sürecinden derin ilişkiler taşıyan bu sergide de aynı yaşam davranışı, insan-toplum-doğa birlikteliği olarak açıklıkla belirmektedir. Çinlilerin dikkatli, gözlemci ve gelenekçi sanat yetenekleri, ”pittoresque” temaları birkaç bölüme ayırmıştır. Bunların en eskileri Han imparatorluk saraylarını süsleyen ressamların nesneyi tek düze, ince bir çizgiyle çevreleyen yöntemidir. Çin mürekkebi ile çizilen hareket halindeki biçimlerin sıvama düz boya ile boyanışı, renkli gravürlerin kaymağı olan siyah mürekkep çizgileriyle büyük yakınlık gösteriyor… Tek planda yapılan bu resimlerde kişilerin çiziminde derinlik gözetilmezdi.



Gravür sergisinde, özellikle Kuzey bölgesi tahta baskı kalıbı resimleriyle Kvang – Tung bölgesinden Foshian kapı resimlerinde yalnız düz tonlar ve çizgi açıklığına dayanan, grafik tarzına çok yaklaşan süsleyici nitelikteki resimlerde bu etkinin sürdüğü görülüyor. Uzun yüzyıllar çok az değişerek gelişen bu teknikte çizgiler, daha kesinleşerek ince kıvrıntılarla daha ayrıntılı ve ustaca çizilen figürlerle gruplandırılmıştır.

Çin tarihinde önemli bir yeri olan Ming soyu döneminde (14-17. yüzyıl) portreler daha gerçekçi bir görüşle işlenmiştir. Hint’ten gelen Ruddha’cı sanatın etkisiyle, kısa bir süre, renkli gölgelerin yardımında somut’a gidiş eğilimi görüldüyse de özellikle insan resimlerinde ayrıntıları belirtme kaygısı yerine genelleştirme ve sentez gücü, Çin sanatının belirgin niteliği olmuştur.



10. yüzyıldan bu yana Uzakdoğu sanatının önemli temalarından olan çiçek, kuş ve hayvan resimleri de aynı yönde gelişme gösterir… Dönemden döneme çevre belirtisi çizgilerinde, renklerin saydamlığın da ve süsleme eğiliminde pek az değişik görülür. Ming’lerden bu yana saray resminde gelişen değişik teknikler (lakecilik, seramik, minecilik vb) yanında, bu soyun sondönemlerinde, Kuzey Çin’de Tientsin kenti ile yakınındaki Yang liuching köyünde tahta baskı resimleri, ortak bir halk sanatı niteliğinde oluşmuştur… Köylerde oturan herkesin ilgilendiği bu sanat, konularını genellikle yaşamın gerçeklerinden, insanların mutlu, kıvançlı yaşam isteklerinden alır. Çizgi tekniği tahta baskı renklendirmesi ilave renklendirmeden sonra el ile yeniden çizilerek geliştirilmiştir.



II.yüzyılda amatör ressamların bireyci araştırmaları sonucu lirik peyzaj doğdu. Kat kat sıralanan planların bazıları kaldırılmış; açık ya da koyu mürekkepli lekelerle bir iç görüntü sezdirilerek kompozisyonlar ışıklandırılmıştır.

13. yüzyılda ise bu tekniğe karşı bir tepki görülmüş ve ışıkla yumuşatılmış manzara resmi ortaya çıkmıştır. Bu yüzyıldaki Moğol yayılmasından sonra endüstri ve sanat yaşamı güneye inerek başkent Hangkov’a taşındı. Çinin Moğol egemenliğinde kaldığı Yuan soyu döneminde resim önemini korudu.

16. yüzyılda ünlü estetikçiler renk ve çizgiye bağlı Kuzey okuluyla, tuş, leke ve mürekkebe dayanan Güney okulu arasında ayırım yaparak tasvirci okulun ilkelerini sisteme bağladılar. Batılıların Çin’e gelmesiyle Avrupa sanatıyla ilişkiler başladı. Ching döneminde (1644-1911) sanat ürünlerini etkileyen Batı ilişkilerine rağmen önemli bir yenilik görülmez. Bu dönemde Ching’lerin ünlü dört klasik peyzajcısı Wang kardeşler geleneksel Çin manzara resmini sürdürdü… Geleneğe az bağlı bireyciler ise tuş ve lekeyi ustaca kullanarak birçok başyapıtlar yarattılar.



18. yüzyılda resimde bir gerileme görülmüş: 1912 de kurulan Cumhuriyetle yenilikçi akım kendini duyurmuştur. Daha çok Japonya yolu ile gelen Batı tekniği benimsendi… 1920-30 arası genç sanatçı kuşağı çeşitli akımların merkezi Paris’i örnek almıştır…

Biçimlerin boyut kazanması, oymacılık ve renklendirme bu halk sanatının sadelik, özlük dolu süsleyiciliğinin bütün özelliklerini yansıtır. Bu yüzden bu bölgenin resimleri çok tutulan yapıtlar arasındadır.



Bu geleneksel akıma paralel olarak özellikle manzara resimlerinde ikinci bir akımın geliştiği ayırdedilir. Hanlar çağında gelişen hattatlık, bu egemenliğin yıkılması üzerine, göçebe saldırısından kaçan soylular eliyle, yeni bir anlatım halinde oluşmuştur.. Çinli seçkinlerin hattatlıkla resim arasında yakın ilişki kurarak duygularını katkısız bir tarzda belirtmeleri sonucu “manzara resmi” doğmuştu. Bu resimlerde doğa karşısında insan evrenle kaynaşır; gördüklerine bir iç yaşantısıyla yücelik ve kozmik bir yaşam kazandırır… Çok uzun sürede oluşan bu üslupta (3-8. yüzyıl), manzara çoğu kez bir fon, bir öykünün değişik bölümlerini anlatmaya yarayan toplu bir bakış, üst üste dizilen dağların renkli bir görüntüsü olarak kalıyor.



Bu dönem sonunda çevre belirtisi yumuşayarak çizgiye canlılık sağlanmış, ünlü Vang Vey, Çin mürekkebinin çok zengin olanaklar getirdiğini sezerek lavi tekniğinde manzara resimlerine yönelmişti. Sergide ilgi çeken resimlerden biri Hsu Peihung’un “Li Nehrinde Bahar Sağnağı” adlı duygulu yapıtı aynı yöntemin güçlü örneklerindendir.

Onuncu yüzyılı niteleyen anıtsal peyzajın yolunu açan bu akımda, çevre belirtisini az ya da çok sert çizgiler alıyordu. Sulandırılmış mürekkep, kat kat yükselen planlar arasında süslerden oluşan bir bağıntı kurarak havanın koyuluk ve açıklığını verir; uzaklıklar resmin üst bölümünde yer alırdı. Sergide yer alan Tsang Yu-hua ile Chen I-hsin’in ortak yapıtı “Huang-Shan Dağında Güneş Doğuşu” ile Chang Chih-min’in “Uçurumdan Ot Toplama” adlı gravürü, bu yönteme çağdaş birkaç figür eklenerek düzenlenmiştir.



Tahta kalıp baskıları dört aşamada oluşturulur: Önce özel bir kağıda orijinalin örneğinden renk sayısı kadar kopya hazırlanır. Ardından kopya tahtaya ters yapıştırılarak özel bıçaklarla resim yapılırcasına oyma yapılır. Üçüncüde tahta kalıpların her birinden ayrı izler alınarak renkler ve fırça darbeleri resmi bütünleyecek biçimde basılır. Sorunda reprodüksiyon çevresine çizgi çizilerek Çin geleneğinde olduğu gibi çerçevelenir.

Ching soyundan Jen Ponien’in “Çiçekler”, Vu Changshuo’nun ”Şeftaliler”, Cheng Pan-Chiano’nun “Orkideler ve Bambular.”, Chen Hua-ning’in “Bambular filizleniyor”adlı gravürleri doğaya bağlı, çok titiz ve gözlemci geleneksel yöntemin yapıtlarındandır.



Sergide,özellikle “Kapı” resimleri ile “Yeni Yıl” resimlerinde, günümüz grafik tarzına yaklaşan ulusal süsleme geleneğinin sürdüğü izleniyor. Çin’de geleneksel bir halk sanatı olarak süren ve “Yeni Yıl Resimleri”diye adlandırılan bu tür, ilkbahar şenliklerinde dekoratif ve eğitsel amaçlarla kullanılır. Kitlelerin çizdiği ve ilgiyle izlediği bu tahta kalıp baskısı resimlerindeki figür düzenlemelerinde yaşama sevinci bir mutluluk simgesi halinde ortaya çıkar. Yangliuching ve Tientsin’de yapılan” Hoşgeldin İlkbahar”, “Dört Mevsiminin Tomurcuk ları,”.”Genç Nesil” adlı tablolarla Veifan’ın “İlkbahar havası”. “Kuşlar ve Çiçekler” i bu türün başlıca örnekleri arasındadır. Yeni Yıl resimleri, Çin’in Hopei, Shantung Kıngsu, Shensi, Szechuan, Kvantung, Fukien ve Tientsin bölgelerinde yapılmaktadır.



Sergide büyük yer tutan üçüncü tür gravürlerde, 1949 yılında kurulan Çin Halk Cumhuriyeti döneminde gelişen toplumcu-gerçekçi anlayışın ağır bastığı görülüyor… Yenilenen Çin toplumunda birlikte yaşama ve çalışma düzenini, insan-toplum-doğa ilişkisi bazen tek düzeliğe varan açık ve objektif bir gerçekçilikle ortaya konmaktadır… Kültürel ve teknik kalkınmanın yansımaları ve çiftlikler, fabrikalar, kanal, köprü, demiryolu, enerji santralları yapımı gibi endüstri, ulaştırma ve eğitim alanındaki yeni atılımlar, öğretisel bir coşkuyla birçok resimlerde görülmektedir. Bunlardan biri olan,Yuan Shu-tao’nun “Taihang Dağlarında Yeni Güzellik”i insan ve üretim sevincini dokusal bir doğa ayrıntısı ve istif ustalığıyla veriyor. Chang Ching-Ven’in” Pirinç Fidelerinin Ekimi”, Chao Mei’nin “Kuzey Çin’de Eylül”, Kaochow bölgesi grubunun “Tarlalarda Bahar”, Kvangtung bölgesi sanatçılarının “Meyvalar Olgunlaştı”. Liu Yu-tao’nun “Bir Tepe Köyünde Kültür Merkezi”, bu türün başarılı yapıtları arasındadır.



Çin gravürleri sergisinde, kökleri yüzyılları kapsayan bir sanat geleneğinden gelen niteliklerle çağdaş toplumsal gerçekçiliğin ürünleri açıklıkla ortaya çıkıyor. Son dönem gravürlerinde çok rastlanan – öğretisel bir ülkücülükle kalkınma temasının işlenmesinden ileri geldiğini sandığımız, tek düzeliğe rağmen, insanı çalıştığı çevre ve doğa içinde belirleyen figür düzenlemelerindeki ustalık, o eski ve ulusal “Yeni Yıl Resimleri”nden bugünkü insanın yüzlerine vuran mutluluk, yaşama, çalışma sevinci ve çok geliştirilmiş baskı tekniği ile bu sergi, Çin resmiyle unutulmaz bir tanışma fırsatı vermektedir.

(Alıntıdır. Bkz. https://www.tozlumagazin.net/shop/urun/sanat-dergisinin-1974-tarihli-87-sayisi/)

29.12.2020 16:57

Kategoriler:   Bayat Haber

Yorumlar