Menü

Reklamı Kapat

X

Claudia Cardinale’in Hatıraları

Henry Gris bu hatıraları nasıl hazırlattı

 

Amerikalı tanınmış röportaj muhabiri Henry Gris, daha 1963 yılının son günlerinde Claudia’yı bir yıllık hatıra defterinin yayınlanmasına ikna etmek için hazırlıklara başlamıştı. Aslında, Claudia’nın iş arasında hatıra yazmaya vakti yoktu ama Henry Gris onu razı etmeyi başardı. Yazar, bununla da yetinmeyip, 1964 yılının ilk gününden son gününe kadar, Claudia’yla teması kaybetmeyip, hatıra defterini günü gününe yazmasını sağladı. Henry Gris, Claudia’yı gittiği şehirlerde telefonla arıyor, gerekirse telgraf çekiliyordu. 365 günlük çalışmanın sonunda ortaya çıkan eser gerçekten ilgi çekici bir vesika oldu.

claudia cardinale

Özel hayatının sadece kendisine ait olduğunu söyleyen yıldız, bazı düşünce ve duygularını kendine bile itiraftan çekinmektedir. Nitekim hatıra defterinde, his hayatı ve ilgi duyduğu erkek hakkında sadece birkaç cümlenin bulunması, bu hükmümüzü doğrulamaktadır. Görüleceği gibi, hatıra defterinin bu bölümleri Claudia’nın his dünyasının karanlıklarını tamamen aydınlatmamaktadır.

 

1 Ocak, Madrid

 

İşte yeni bir yıl daha başladı. Acaba neler getirecek? Doğrusu çok merak ediyorum. Mesudum, yeni yılı kucaklamak için sabırsızlanıyorum. Haydi, gel yeni yıl, seni kucaklayayım.

 

16 Ocak, Madrid

 

Benim için önemli bir gün. «The Circus World» isimli filmi bugün bitirdik. Bugün, Madrid ile vedalaşıyorum. Çok iyiyim. Henry Hathavvay ile çalışmak pek hoşuma gitti. Halbuki bana önceden bu rejisörün çok aksi bir adam olduğunu söylemişlerdi. Bu arada bana acıyanlar bile çıkmıştı. Ne yalan söyleyeyim, ben de biraz korkuyordum. Fakat bu, kuvvetli, öfkeli, hareketli koca adam bana karşı çok iyi davrandı. Onunla kısa zamanda dost olduk.

 

Bu film benim için bir bakıma tatil oldu. Hiçbir sıkıntıya düşmeden rahat rahat çalıştım. John Wayne’e bayıldım. Onu beğenen Amerikalı kadınlara da hak veriyorum. Sabahları sete en erken o geliyordu, en son ayrılan da gene oydu. Şu John Wayne müthiş bir aktör. İnşallah, dostluğumuz devam eder.

 

17 Ocak, Roma

 

Vatanıma ve evime kavuştum. Castel Giubileo tepesindeki ev hiç değişmemiş. Aşağı kattaki yemek odasına gidip büyük masanın etrafında ailenin diğer fertleriyle beraber toplanmak pek hoşuma gitti. Annem her zamanki gibi sofranın baş köşesine geçmişti. Ben de onun karşısına oturdum. Babam, annemin yanındaydı. Erkek kardeşim Bruno da annemin soluna yerleşmişti. Kızkardeşim Blance ile en küçük kardeşimiz Adrian da benim yanımdaydılar. En küçük kardeşimiz diyorum, ama Adrian da artık çocuk sayılmaz, on sekiz yaşını geçenlerde doldurdu. Aman yarabbi, zaman ne kadar da çabuk geçiyor…

 

Ailemi çok seviyorum. Bizim ailenin fertleri birbirlerine çok düşkündürler. Herkes birbirinin derdini anlar. Acaba başka aileler de böyle midir? Hareketlerimden dolayı ne anneme, ne de babama hesap vermek zorunda kaldım. Bir mesele hakkında karar verirken, kimseden akıl danışmak adetim değildir. Küçükken babam bana çok sert davranmış. Fakat artık hiçbir işime karışmıyor. İhtiyacım olduğu zamanlarbabamın yardımıma koşacağını bilmek de bana huzur veriyor.

 

19 Ocak, Roma

 

Hala buradayım. Geçen yıl çevirdiğim ”La Ragazza di Bube” isimli film ile ilgili bazı radyo, televizyon programları için birkaç gün daha burada kalmam icabetti. Ben de fırsattan istifade edip yeni evimin inşaatıyla meşgul oldum. Eğer bir aksilik olmazsa, yaz başında Tenuta Santan’daki evime yerleşeceğim. Flaminia’ya bakan tepe üzerindeki eski çiftlik evini satın aldığım zaman herkes bana şaştı. Böyle eski püskü bir evde nasıl oturacağımı soran da çok oldu. Fakat ben onu bir mimara teslim edip, baştan aşağı değiştirttim. Annemle babamın oturduğu evden 5 kilometre uzakta olduğu için orada pek yalnız kalmayacağımı umuyorum.

 

claudia cardinale23 Ocak, Floransa

 

«Bube» ile ilgili radyo programları için buraya geldim. Enrico telefon eder diye geç vakte kadar bekledim, ama nedense aramadı.

 

24 Ocak, Milano

 

Buraya da aşağı yukarı aynı sebep yüzünden geldim. Yakında uçakla Londra’ ya gideceğim. ”Sirk Dünyası”na bazı sahneler ilave edilecekmiş. Bir hafta orada çalışmam icap ediyor. Bu sabah onu karşımda görünce şaşırdım. Ayrılık ona da zor gelmiş.

 

2 Şubat, Londra

 

Günlerim hep Londra dışındaki stüdyoda geçiyor. Her gelişimde bugün çalışmalar bitiyor diyorlar, fakat ertesi gün gene çalışmaya gidiyorum. Fakat bugün stüdyodakilere resti çektim. Yarın Roma’ya gitmem lazım. Alberto Moravia’nın «Time of indifference» (İlgisizlik Devri) isimli eserinin dublajına başlayacağız.

 

4 Şubat, Roma

 

Dublaja bugün basladık Galiba iş uzun sürecek ama neyse ki, Roma’dayım. Şikayete hakkım yok. Roma’da olmak bana kafi geliyor.

 

9 Şubat, Roma

 

İki gündür İngiliz ve Fransız menajerimle müzakere halindeyim. Galiba işler pek fena gitmiyor. Dünya basını bana çok ilgi gösterdi. Ben de onlara aynı şekilde karşılık vermeliyim. Menajerlerim bir sürü basın toplantısı tertiplemişler. Bu gidişle yapmayı tasarladığım işlerin hiçbirini tamamlamaya fırsat bulamayacağım.

 

25 Şubat, Roma

 

Bugün dublaj işi bitti. Neyse bir haftalık izin kopardım. Biraz evde dinlenip kendimi toplamam gerekiyor. Ondan sonra da Uzakdoğu’ya gideceğim. Kardeşim Blanche’ı da beraber götürmek istiyorum. Onun İngilizcesi çok kuvvetlidir. Zaten sekreter bulmakta güçlük çekiyorum. Kardeşim Blanche isebu işe çok meraklı. Hele seyahatlere bayılıyor. Kızcağıza fazla bir yardımım dokunamadığına göre, onu yanıma almak en doğru iş olacak. Seyahatlerde bol bol resim de çeker. Blanche ilerde iyi bir fotoğrafçı olacak. Bu seyahatte kıyafet derdim olmayacak. Film şirketi pabucumdan şapkama kadar yenileyecek.

 

6 Mart, Roma

 

Tokyo’ya hareket ediyorum. Ayrıca Singapur ve Beyrut’a da uğramam kararlaştırıldı. Annem bana «Gene gurbet kokusu aldın, artık kimbilir ne zaman eve dönersin» diyor. Kadıncağız haklı. Bu, durup dinlenmeden dolaşmalardan ben de bıktım ama, ne yapayım. Enrico ile bugün konuştum. O da bu işin yürümeyeceğine inanmış.

 

claudia cardinale11 Mart, Tokyo

 

«La Ragazza di Bube»nin galası şahane oldu. Fakat ben şahsen Tokyo’lu hayranlarımın üzerinde iyi bir etki yarattığımı zannetmiyorum. Kalabalık önünde donup kalmam çok fena oluyor. Sahneye çıktığım zaman heyecan ve korkudan mideme bir sancı girdi. Az kalsın bayılacaktım. Hemen mikrofonasarıldım, o esnada da alnımda soğuk ter damlaları birikmeye başlamıştı. Neyse, kimseye bir şey belli etmeden kendimi toplayabildim. Hep böyle oluyor zaten.

 

Tokyo’da korkumu yeneceğimi sanmıştım. Japonlar bana karşı o kadar iyi davrandılar ki, onlardan korkup çekinmem için bir sebep yoktu. Japon mihmandarımın yardımıyla Japonca kısa bir de nutuk hazırladım, ama maalesef sahneye çıkınca her şey zihnimden silindi. Mihmandar durumumu farkedip imdadıma yetişmeseydi rezil olacaktım.

 

15 Mart, Tokyo

 

Hala Japonya’dayız. Artık hayranlarıma alıştım. Basın toplantılarında, rahatça konuşabiliyorum. Japonları çok sevdim. Buradan ayrılmak bana zor gelecek. Üzüntülerim uzakta kalmıştı. Bakalım Enrico beni arayacak mı?

 

25 Mart, Beyrut

 

Önceden kararlaştırıldığı gibi, yolumuzun üstündeki büyük şehirlerin hepsine uğradık. İlerde tek başıma buralara gelip dolaşmak istiyorum. İnsan geziye çıkan artist olunca, yabancı turistler de etrafını sarıyor. İki tarafın da içinden birbirine gıpta ettiği muhakkak. Şöyle rahat bir otobüsle, Orta ve Uzak Doğuya gitmeyi ne kadar isterdim.

 

26 Mart, Roma

 

Seyahat sona erdi. Roma’nın Fiomucino hava alanında indiğim zaman sanki oradan hiç ayrılmamış gibi bir his vardı içimde. Yorgun değilim ama, canım çalışmak da istemiyor. Doktor Rinaudo hiç olmazsa, nisanın ilk haftasına kadar dinlenmemi tavsiye etti. Ben de kabul ettim. Altı nisan’da Paris’te olmam şart. Ona telefon etmemek için kendimi zorluyorum. Acaba başarabilecek miyim?

 

6 Nisan, Paris

 

İlkbaharda Paris’e bayılıyorum. Fakat dışarda fazla gezmeye de vaktim olmuyor ki… «Bube» nin Fransızca dublajını hazırlıyoruz. Bu filmi ben çok sevdim. Onun için de her işiyle bizzat ilgileniyorum. İnşallah Fransızca sözlüsü, İtalyanca orijinali kadar güzel olur.

 

15 Nisan, Paris

 

Bugün benim yaş günüm. Yirmi beşinci yaşım, yani ilk çeyrek asrı kutlamak için bir dublaj salonundan daha uygun bir yer bulunamaz mıydı? Mamafih halimden şikayet etmiyorum. Her fırsatta Tanrıya şükretmeyi de adet edindim.

 

26 Nisan, Roma

 

Bir televizyon röportajı için Roma’ya döndüm. Patronlarım da benim dublaj çalışmalarından bıktığımı, yorulduğumu düşündükteri için bunu kabul etmemi istediler. Ayrıca burada halledilecek bazı işlerim de var. Arada onları da tamamlamak istiyorum. Annem, babam ve kardeşlerim, yaptırtmakta olduğum yazlık eve taşınacaklar. Bakalım ben oraya ne zaman uğrayabileceğim?

 

claudia cardinale4 Mayıs, Paris

 

Paris’teki stüdyoda çalışmalar yeniden başladı. Dublaj sona erer ermez, «Le Cocu Magnifique» isimli filme başlayacağım. İlkbahar aylarında Paris’in güzel olduğunu da kim söylemiş? Ben henüz bilmiyorum…

 

15 Mayıs, Paris

 

Elveda Paris. Senin ilkbaharının güzelliğinden birazcık faydalanabildim. Buna da şükür.

 

15 Mayıs, Roma

 

«Le Cocu Magnifique» in ilk senaryo tartışmalarına başladık. İlk defa tam bir komedi filminde rol alıyorum. Ugo Tagnazzi ile oynayacağım. İşte gene hummalı bir çalışma devresine giriyorum.

 

29 Mayıs, Roma

 

Bu film haziran, hatta temmuz sonuna kadar bitmeyecek. Roma’daki stüdyoda ve sonra da bir süre kuzeyde, Brescia’da çalışacağız.

 

claudia cardinale27 Haziran, Brescia

 

Bir aydır, geceli gündüzlü sette çalışıyorum. Fakat hayatımdan memnunum. 

 

Gelecek hafta izin alıp biraz dinleneceğim. Zaten filmciler de Berlin Film Festivaline gitmemi istiyorlar. Her halde muhit değiştirmek bana da iyi gelecek.

 

3 Temmuz St. Vincent

 

«Bube», Gralla d’Oro armağanını kazandı. Ben de Berlin’e gitmeden önce, bu filmi çeviren şirket namına armağanı almak için buraya geldim. İmzasız bir tebrik telgrafı beni çok düşündürdü.

(Alıntıdır. Bkz. https://www.tozlumagazin.net/shop/urun/ses-dergisinin-1965-tarihli-3-sayisi/)

09.02.2017 13:42

Kategoriler:   Ana Sayfa

Yorumlar

  • Yayınlandı: 26 Ağustos 2015 16:44

    Hatice Kısa

    cok güzel hatırlaaaaaar
  • Yayınlandı: 31 Ağustos 2015 10:28

    SUZAN İLERi

    ahım şahım bir hatırasıda yokmuş açıkcası muhabir niye öyle çok ısrar etmiş acaba :D
  • Yayınlandı: 31 Ağustos 2015 10:30

    SERDAR KANIT

    sonuçta böyle ünlü isimlerin hatıraları ne olursa olsun önemlidir ve okuyucuya heyecan verir.
  • Yayınlandı: 31 Ağustos 2015 10:52

    SUZAN İLERi

    hepsini okudumda ne heyecan ne şaşırma vardı.haaa japonlar çok sevmiş gerçi onlarda sıcak kanlı insanlar severler şaşırmaya gerek yok :D sadece çok calıskanmış zamanında tebrik etmek gerek :D