Menü

Cüneyt Arkın ve Türkan Şoray Yine Birlikteler

Cüneyt Arkın Türkan Şoray BirlikteHaberi ilk duyduğumuz zaman uzunuzun düşünmekten kendimizi alamamıştık. Türk sinemasının tek başına bir filmi götürmekle ün yapan lokomotif oyuncularından ikisi, Türkan Şoray’la Cüneyt Arkın yıllar sonra aynı filimde tekrar bir araya gelmişlerdi. Halkın yerli sinemadan yavaş yavaş kopmaya başladığı, sinema gişesine bırakılan paraların haftadan haftaya azalmalar gösterdiği bir dönemde, ikisi de yüksek ücret alan iki oyuncuyu bir araya getirmek doğrusu büyük bir risk değil miydi?

İlk bakışta iki meşhur oyuncunun bir araya gelmeleri, ticari bakımdan, üstün bir garanti belgesi olarak görülebilirdi. Öyle ya, sadece Türkan’lı veya sadece Cüneyt’li filimler tek başlarına salon doldururken, ikisinin birden oynadığı filmin «gişe şampiyonu» olması işten bile değildi. Ama, acaba Türkan’lı filme 40.000, Cüneyt’li filme 30.000 lira veren bir işletmeci, ikisinin oynadığı bu filme 70.000 lira verebilecek miydi? işte, işin yapımcı bakımından riskli olan tarafı bu sorunun cevabında düğümleniyordu. Aynı filimde oynamanın gerek Türkan Şoray ve gerek Cüneyt Arkın bakımından «tehlikeli» olan tarafına gelince: Bir defa ikisinden biri çok güçlü bir oyun çıkarıp pekala diğerini ezebilirdi. Sonra, iki oyuncunun seyircisi de apayrıydı. Türkan Şoray daha ziyade dram filimlerinin ağlayan kadını olarak hassas ve romantik yerli sinema seyircisinin arslan payını almıştı. Buna karşılık, «romantik jön» olarak kendisini seyirciye tam manasıyla kabul ettiremeyen Cüneyt Arkın, eline kılıcı alıp ata binince «avantür» meraklılarının 1 numaralı jönü olmuştu. «Eli kılıçlı Cüneyt» e hayran olan avantür filim meraklıları acaba «romantik jön» Cüneyt Arkın’ı nasıl karşılayacaklardı? Bu tip değişikliği Cüneyt Arkın’ın sinema hayatı üzerinde nasıl bir tesir yapacaktı? Kafamızın içindeki soruların cevaplarını almak için yapılacak en doğru iş gidip bizzat olayın kahramanlarıyla konuşmaktı. Biz de öyle yaptık ve filim setine giderek önce Türkan Şoray’la konuştuk.

TÜRKAN ŞORAY NE DİYOR?

Cüneyt Arkın Türkan Şoray Birlikte– «İşin ticari tarafı beni ilgilendirmez. Gelelim Cüneyt Beyle oynamama. Affedersiniz, burada mecburen ‘birinci sınıf’ deyimini kullanacağım. Dünya sinemasında sanki iki ‘birinci sınıf’ oyuncunun oynadığı filimler yapılmıyor mu? Gelelim ‘ezme’ meselesine. Bu, sadece bu filim için varit bir tehlike değil ki. Her filimde bu tehlike var. Üstelik ‘ezenin’ jön olması da şart değil. Biri çıkar, sizi eziverir. Kaldı ki, ikimiz de karşılıklı oynamayı kabul ettiğimize göre kendimize güveniyoruz, demektir.»

Türkan Şoray konuşurken aklımıza yerli sinemanın ezeli derdi olan isim meselesi gelmişti. Öyle ya, Cüneyt Arkın da, Türkan Şoray da afişlere isimlerini birinci olarak yazdıran artistlerdi. Peki bu filimde hangisinin adı başa yazılacaktı acaba? Bu, aklımıza gelir gelmez Türkan Şoray’ın sözünü keserek, «Afişte sizin adınız başta yazılacak, değil mi?» diye sorduk. Türkan Şoray neyi ima ettiğimizi anlamış olmalı ki, şu «politik» cevabı verdi. «Bilmem ki Ama mukavelem öyle.»

CÜNEYT ARKIN DİYOR Kİ…

– «Bundan önceki filimde kılıç sallıyordum, şimdi ise piyano başındayım. Bu, her halde seyirci için çok ilgi çekici olacak. Sonra şu da var. Ben sadece avantür seven seyircilere hitap etmiyorum ki. Benim kadın seyircim de var. Gelelim ‘ezme’ konusuna. Aynı tehlike ikimiz için de varit. Bence mühim olan nedir, biliyor musunuz? Seyirciyi bıktırdık. Onu tekrar sinema salonlarına çekebilmek için bütün gücümüzü kullanmalıyız, elimizden gelen her şeyi yapmalıyız. Buna mecburuz.»

SÖZ, MUZAFFER ASLAN’DA…

Cüneyt Arkın Türkan Şoray Birlikte– «Önce şunu söyliyeyim. Seyirciyi çek doyurduk. Artık vereceğimiz kalmadı. İş o hale geldi ki, seyirci en tutulan çilerden bile usandı. Hasılat dondu. iflaslar çoğaldı. Konularda yenilik yapmaya cesaret edemiyoruz. Ben çareyi iki yıldız oyuncu’ya aynı filimde birleştirmekte buldum. Konuyu seçtik, ikisiyle de konu üzerinde uzun uzun konuştuk, tartıştık. Sonunda en dengeli şekli bulup kağıt üzerine aktardık. Filmi göreceksiniz. İkisinin de rolü eşit. Gelelim isim meselesine: Türkan’la Cüneyt bana bu konuda bir şey söylemediler. Onları da şu anda böyle teferruat değil, filmin kendisi ilgilendiriyor. Ben afişi şöyle düşünüyorum: İkisinin adı da filimden önce yazılacak.»

İLK TAHMİNLER

Bize kalırsa Duygu Sağıroğlu’nun süpervizörlüğünü yaptığı ve Ömercik’le Münür Özkul’un da oynadığı filimde 3 tarafın da kendine has bazı «hesap» ları vardır. Yani ne Türkan Şoray, ne de Cüneyt Arkın bu filimde «şan olsun» diye bir araya gelmemişlerdir. Türkan Şoray sen yıllarda devamlı olarak dram yönü ağır basan ve daha çok kadın seyircilere hitap eden filimlerde oynamıştır. Cüneyt Arkın da tam tersi. Şimdi ikisi de oynadıkları filmi seyredecek «diğer» seyircilerden bir kısmını kendi taraflarına çekmek arzusundadırlar. Bunun cazibesi onları yukarıda bahsettiğimiz riskleri kabule zorlamıştır. Filmin prodüktör – rejisörü de iki ünlü yıldızı, daha doğru bir deyimle iki «lokomotif» i bir araya getirmekle hasılat yolunda daha seri ve daha sağlam yol almak amacındadır.

Bakalım taraflar arzuladıkları hedefe ulaşabilecekler mi? Nasreddin Hoca misali göl maya tutacak mı?

(Alıntıdır. Bkz. https://www.tozlumagazin.net/shop/urun/ses-dergisinin-1968-tarihli-43-sayisi)

10.08.2019 22:39

Kategoriler:   Ana Sayfa

Yorumlar

  • Yayınlandı: 20 Ağustos 2015 18:34

    Cansu Kaya

    işte sultan bee :D
  • Yayınlandı: 8 Eylül 2015 18:22

    NUR HAYAT YÜZEN

    keşke şimdide oynasalar yine çok tutar çok seviyorz ikisinide :)
  • Yayınlandı: 8 Eylül 2015 18:23

    AHMET SEZEN

    aslında oynasalar gerçekten güzel olur özledik :)
  • Yayınlandı: 15 Temmuz 2016 14:57

    Reyhan Gündoğdu

    Bence oynamamalılar onları o halde hatırlayalım daha iyi