Menü

Cüneyt Arkın Yazın Tadını Çıkarıyor

BOĞAZ DA, Yeniköy’de, yeni açılan Charlton Oteli bu yaz sanatçıların uğrak yeri oldu. Güneşin bulutlardan sıyrılıp yüzünü gösterdiği şu günlerde mayosunu kapan perde ve sahne sanatçıları soluğu bu otelde alıyor, ya kendini Boğaz’ın serin sularına bırakıyor, ya da bir güzel esmerleşiyor. Nebahat Çehre’si, Leyla Sayar’ı, Sevda Ferda’sı Emel Sayın’ı, Selçuk Ural’ı hepsi orada… Bir köşeye çekilmişler, yazın, «Elveda,» dediği günlerde boş vakitlerini değerlendiriyorlar.



Bu arada eğer gözünüzü biraz daha saklı gizli köşelere çevirirseniz, sinemanın ünlü bir ismine rastlamanız da mümkün burada… Kime mi, mesela Cüneyt Arkın’a… Dünyadan elini eteğini çekmiş gibi, gözden uzak bir köşede, bakışları Boğaz’ın sularında, dalgın, öyle oturur… Biz Charlton Oteline gittiğimiz zaman da öyle oturuyordu. «Hoşgeldiniz çocuklar,» dedi.. «Ben de şimdi kaçacaktım..»

Cüneyt Arkın’ı hemen öyle kaçırmak istemedik. Şuradan buradan konuşmaya başladık. Filimlerden bahsettik. Bütün günleri dolu olan Cüneyt nasılsa setten kaçabilmiş ve yarım saatliğine postu Boğaz kıyısına sermiş…



– «Burası yeni açıldığı için pek öyle göze batmıyor insan,» diye konuşmasına devam ani Cüneyt. «Aslına bakarsanız ben huzuru çalışırken buluyorum. İnsan boş kaldığı andan itibaren hatırlamak istemediği şeyleri aklına getiriyor. Düşünceler, düşünceler.. Bazen boğulacak gibi oluyorum.»

Biliyorsunuz Cüneyt ikinci eşinden ayrıldıktan sonra uzun zamandan beri bekar hayatı yaşıyor.. İsmi de pek öyle dedikodulara karışmadı. Lafı gönül meselelerine getirdiğimiz zaman, «Aman kardeşim bana öyle konuları açmayın,» dedi ve ilave etti: «Gördüğünüz gibi ‘Robenson’ hayatı yaşıyorum. Aşk-Meşk konularında boyumuzun ölçüsünü yeterince aldık sanıyorum…»

Gerçeklerden uzaklaşıyor sayılmazdı Cüneyt Arkın.. Gördüğümüz ve işittiğimiz kadarıyla çıkacak dedikodulardan bucak oucak kaçıyordu. Hatta otelin plajında, sinemadan merhabası olduğu hanım arkadaşlarından bile… Onların arasına katılmıyor, zaman zaman selam bile vermiyor, sakin, sessiz, bir köşede başını dinliyordu…



5 dakikada Cüneyt Arkın’la ne konuşulabilinirse biz de o kadar konuştuk, resim çektik. Sonra mı? Hiç.. Giyindi, arabasına bindi ve yeni bir sette yeni bir filim çalışmasına yetişmek için gaza dokundu..

(Alıntıdır. Bkz. http://www.tozlumagazin.net/shop/urun/ses-dergisinin-1971-tarihli-2-sayisi/)

10.10.2020 19:12

Kategoriler:   Ana Sayfa

Yorumlar