Menü

Dalida’nın Hayali

Dalida'nın HayaliYılların ufacık tefecik, fakat şöhreti büyük Fransız şarkıcısı Dalida, şimdi hayranlarının karşısına yepyeni bir hüviyetle çıkıyor. Sevgilisi Luigi Tenco’nun intiharırdan sonra hayata karşı duyduğu küskünlükten kendini kurtarmış… Müzik aleminin hala «beat» avazeleri ile çalkalandığı bu devirde şöhretinden dirhem kaybetmemiş… Yaşamaya karşı içi her zamankinden daha büyük bir istek ve hevesle dolu…

Dalida’nın hayata olan bağlılığı, altı yıldır bir türlü düzenleyemeyip geçenlerde nihayet döşemesini tamamladığı yeni evinde ifadesini buluyor. Güzel şarkıcı, Paris’in tarihi Montmartre kesimindeki bu evi tam altı yıl önce 1962’de satın almıştı. Burası dört katlı, geniş br bahçesi olan hayli yıpranmış bir yapıydı. Fakat şehirde sayfiye hayatı yaşamayı genç kızlık yıllarından beri hayal eden Daiida, hiç tereddüt etmeden binayı satın aldı. Kolları sıvadı. Evi restore etme işine girişti. Fakat gel gelelim bu saman alevi gibi parlayış bir türlü sonuçlanamadı. Derken, sevgilinin intiharı, kendi intihar teşebbüsü birbirini kovalayınca Dalida’nın rüyasını gerçekleştirmesi bir hayal çerçevesinden öteye geçemedi.

Dalida'nın HayaliŞöhretli şarkıcı, bu yılın başından beri yarıda kalan çocukluk hülyasını gerçekleştirmek için çalışıyordu. Netekim onarım işinden sonra, iç düzenini ve döşemeyi de tamamlayıp geçenlerde ilk defa olarak evini dostlarına gezdirdi. Yalnızlıktan hayata küstüğünü söyleyen Dalida, bu evinde bütün ailesini de bir araya topladı. Şimdi annesi evin dördüncü katında kalıyor. Sekreterliğini yapan yeğeni Rosy üçüncü katı hem çalışma odası, hem de özel dairesi olarak kullanıyor. Bütün işlerini yöneten erkek kardeşi Bruno ise ikinci katta keyif sürüyor. Birinci kat ise harika salonu, yemek odası ve kütüphanesi ile daha çok misafirlere açık bir bölüm. Sözün kısası, «Dört katlı koca evde Dalida’ya yer kalmadı,» deseniz haklısınız. Ancak genç şarkıcı bu konuda o kadar çok soru ile karşılaşıyor ki cevabı hazır. Genç şarkıcı, «Dört katlı bir evim var.» diyor. «Fakat yılda 300 000 kilometrelik yol tepip ömrünün dörtte üçünü turnelerde geçiren benim gibi bir insan, değil evini, vatanını bile şaşırıyor. Paris’e döndüğüm zamanlar çok sevdiğim annemin dairesini paylaşıyorum. Geri kalan süre içinde de sevdiklerimin hep bir arada olduklarını düşünmek bana büyük bir zevk ve huzur veriyor. Faris’in en sevdiğim semti Montmartre da bir eve sahip olmakla ne kadar yerinde bir iş yaptığımı şimdi daha iyi anlıyorum…»

(Alıntıdır. Bkz. https://www.tozlumagazin.net/shop/urun/ses-dergisinin-1968-tarihli-49-sayisi)

11.08.2019 02:47

Kategoriler:   Ana Sayfa

Yorumlar

  • Yayınlandı: 26 Ağustos 2015 18:44

    NURİYE BIÇAK

    çok güzel sesi vardı :)