Menü

Dario Moreno’yu Kaybettik

1968’in son ayma girdiğimiz ilk gün, sabah saatler 9.30’u gösterirken büyük bir kaybımız oldu. Sempatik tavırları, değişik şivesi ve gür sesiyle ilgi toplayan, bizden biri saydığımız Dario Moreno öldü. Dario Moreno’nun ölümüyle çok şey kaybettik. Önce iyi bir müzisyenden yoksun kaldık. Yabancı memleketlerde birincilik kazanınca şeref direğine Türk bayrağı çektiren bir vatandaşımızdan olduk.

Dario Moreno'yu KaybettikOrta boylu, şişman bir adamdı Dario Moreno. İyi bir insan, iyi bir arkadaş, iyi bir şarkıcıydı. 1921’de İzmir’in fakir bir semtinde doğmuştu. Ailesinin beş çocuğundan biriydi. Fazla tahsil yapamamış, çocukluğu çeşitli zorluklar içinde geçmişti. Musevi asıllıydı. Balıkesir’de askerliğini yaptığı sırada orduda sesinin güzelliğiyle ün yapmış, terhis olup İstanbul’a gelince bu yoldan para kazanmanın yollarını aramıştı. Aynı arzuyla 1946’da Fransa’ya şarkıcılık yapmak için göç etmişti.

Dario’nun «şöhret» mücadelesi Fransa’ya gittikten sonra başlar. Paris sokaklarında şöhret olmak isteyen birçok genç gibi yıllar yılı dolaştı. Sefalet bu büyük şehirde de peşini bırakmadı. Ama, Dario’nun hayalleri hiç bir zaman yıkılmadı. Ünlü bir müzisyen olmak onun en büyük idealiydi. Bu ümitle, bütün güçlüklere göğüs gerdi. Sefalet ve parasızlığa…

DARİO’NUN ŞÖHRET YILI VE MÜCEVHER SEVGİSİ

Dario Moreno’yu şöhret yapan yıl 1957, şöhret yapan şarkı ise «Adio Lizbon» oldu. O yıl, Türkiye ve Avrupa, Dario’nun gür sesiyle söylediği şarkıyla doldu: «Adio Lizbon»…

Dario Moreno'yu KaybettikYeşil gözlüydü Dario Moreno, mücevherlere aşırı bir düşkünlüğü vardı. Zaman zaman on parmağına on yüzük takar, sonra da hayran hayran seyrederdi. Yüzüklerini parmağına takmadığı zaman mutlaka yanında taşırdı. Hastaneye kaldırıldığı gün cebinden çıkan o pırlanta yüzükler herkesi çok şaşırtmıştı. Ama biz, onun bu yüzük sevgisini yakinen bildiğimiz için hiç şaşırmamıştık. 715 Türk lirası, 313 dolar, 830 İsrail lirası, 660 Belçika frangı, 1.000 Fransız frangı, 800 dolar tutarında 8 çekin yanında, en çok sevdiği mücevherleri vardı: Pırlanta taşlı yüzük, şövalye yüzük, pırlanta taşlı altın at nalı, altın kolye, iki erkek bileziği ve pırlanta taşlı çakmağı…

Dario Moreno çok şık giyinirdi. Belki de şarkıcılar arasında en şık giyinenlerden biriydi. Paris’te bir villası, Brezilya’da bir çiftliği vardı. Avrupa’nın muhtelif yerlerinde apartman katlan ve gömlekçi dükkanları… En sevdiği insan Madam Toranto’ydu. Onunla konuşurken bambaşka bir insan olur, neşelenirdi.

Dario’nun pek az kimseye nasip olan gür bir sesi vardı. Sesini ustalıkla kullanmasını bilirdi. «Granada», Malaquenya», «Banjo Boy» gibi gür ses isteyen şarkılarla ün yapmıştı. Bunlan fırsat buldukça tekrar tekrar repertuarına alırdı. Dario bir şarkıcıydı ama, değme showman’den iyi show yapardı. Onun dünya sahnelerindeki ününün bir kısmı da bu yüzdendi.

Dario Moreno’yu sadece Türk müzikseverlerine değil, bütün bir Türk halkına sevdirten asıl yönü memleketimize duyduğu aşırı hayranlık, aşırı dostluktu. Her zaman, «Ben Türk’ üm» derdi. «Ölürsem beni Türk topraklarına gömün,» derdi.. Acımızı, sevincimizi paylaşır, yapacağı hayırları hep yurdumuzda yapardı. Her yıl ülkemizi muhakkak ziyaret ederdi. Ne kadar ^ok işi olsa muhakkak bir fırsatını bulup İstanbul’a gelir, İzmir’e gider ve doğduğu şehrin (İzmir’in) savasım teneffüs ederken, kendi deyimiyle, hayatta hiç bir yerde duymadığı huzuru» duyardı.

Dario Moreno, büyük bir Türk dostuydu demiştik. Dostluğunu içinde saklanmazdı. Fiiliyata döküp daima bize bir şeyler vermek isterdi. Avrupalı sanatçıları Türkiye’ye yollar, yarı Fransızca, yarı Türkçe söylediği şarkılar çoğu zaman Fransa’da listelere girerdi. Bazen Dario bizi tanıtmak için halk türkülerimizi büe plağa okurdu. «Alim», «Yavaş, Yavaş Geü Bana», «San Kanaryam», «Canım İzmir» onun Fransa’da ün yapan şarkılarının sadece birkaçıdır.

Birkaç yıl önce Türkçe sözlü şarkı akımı açıldığı zaman bu akıma ilk uyanlardan biri yine Dario olmuştu. Fecri Ebcioğlu’nun yazdığı sözlerle ve kendine has şivesiyle okuduğu «Mesut Ol Sen», «Aşkımız Bitti», «Sarhoş» adlı şarkıları satış rekorları kırmışlardı.

DEV ŞARKICININ HAZİN SONU…

Dario Moreno’yla son gecesinde Goldfinger’de konuşmuştuk. Hastalığından şikayet etmişti. Rengi soluktu. Devamlı içiyordu. Sonra son süksesi Don Kişot’tan söz etmiştik. Konuşurken birden gözleri parlamış, canlanmıştı:

Dario Moreno'yu Kaybettik– «Yarın Paris’e gidiyorum. Paris allak bullak olacak,» demişti. Haklıydı Dario, Paris allak bullak olmuştu… Ama «Don Kişot» taki başarısı ile değil ölümüyle… Gazeteler ondan bahsediyor, televizyon ondan bahsediyor, radyolar onun şarkılarını çalıyor, Brigitte Bardot göz yaşı döküyordu…

Gece yansını hayli geçmişti, Selçuk Ural onu sahneye çağırmıştı. Dario alkollüydü… Çok sarhoştu… Şarkı söylemek değil, konuşmakta bile güçlük çekiyordu. Selçuk Ural açılması için Dario’nun koluna girdi, onu tuvalete götürdü, yüzünü, gözünü kendi eliyle yıkadı…

Dario, sabaha karşı kulüpten ayrıldı. Arkadaşlarıyla tek tek vedalaşıyor, «Bakın Paris’te tekrar nasıl yıldızım parlayacak,» diyordu. Onu bir taksiye kadar götürüp, uğurladık. Birkaç saat sonra mecmuaya gelen bir telefonda, Dario’nun hastanede olduğunu haber verdiler. Şaşırmıştık. Telaşla hastaneye koştuk. Komaya girmişti Dario. Havaalanında gümrük merdivenlerinin dibinde yerde baygın vaziyette yatarken bulunmuştu. Etrafına toplananlar bu koca vücudu kaldırmak istemiş, tekrar merdivenlerden yuvarlamışlardı. Başının bir tarafı yarılmış, devamlı kanıyordu.

Kaldırıldığı Cerrahpaşa Hastanesinde, doktorlar bu ünlü hastaya beyin kanaması teşhisini koydular. Sağ tarafına da felç gelmişti. Dario yaşamak ve yaşamamak arasında sadece bir gün mücadele edebildi. Cumartesi sabahı hastaneye kaldırılmıştı, pazar sabahı, yapılan müdahaleye rağmen kurtanlamayıp öldü… Evet, dünyaca tanınan bir şarkıcı öldü. Cebinde T.C. rumuzlu bir nüfus kağıdı taşıyan bir vatandaşımız öldü… İzmirli Dario öldü…

(Alıntıdır. Bkz. http://www.tozlumagazin.net/shop/urun/ses-dergisinin-1968-tarihli-50-sayisi)

10.08.2019 23:30

Kategoriler:   Ana Sayfa

Yorumlar

  • Yayınlandı: 24 Ağustos 2015 14:41

    YONCA YEŞİL

    dinlediğim için kendimi şanşlı hissediyorum çok iyiydi.
  • Yayınlandı: 24 Ağustos 2015 15:18

    Hasan Baglamacı

    o zamanlarda çok üzülmüştüm. Şimdi okudum yine üzüldüm
  • Yayınlandı: 24 Ağustos 2015 15:19

    hatice kısa

    o kadar büyük bi sanatçıydı ki ölümünü bildiğim halde yazıyı okurken üzüldüm