Menü

Derya Arbaş’ın Bu Pozu Çok Konuşuldu

Evet, Yeşilçam’ın bulduğu taze kandan, yerli Brooke Shields’den yani on yedi yaşında masum bir genç kız görünümündeki Derya Arbaş’tan beklenen bu değildi. Annesi Zerrin Arbaş, kızılderili kocasından dünyaya getirdiği melez kızını sinema dünyasına kazandırırken onun vücut değil, sanat sergileyeceğini öylesine üstüne basa basa belirtmişti ki bir dergide yayınlanan bir resmi daha filmini izlemeden ona hayran olanları hayretler içersinde bıraktı…



İlk önce inkar etti “Hayır dergiyi görmedim” dedi, sonra kızı Derya Arbaş ile görüşmek istediğimizde “Şu anda Talat Bulut ile sahilde çekim yapıyorlar” dedi. Şaşırdık doğrusu, öyle ya kızının yanından bir an olsun ayrılmayan gazetecilerle röportaj yaparken, film anlaşmalarını imzalarken bir gölge gibi yanında olan ama gölge gibi sessiz değil de menajeri olarak hırslı ve koruyucu davranan Zerrin Arbaş nasıl olur da sette kızının yanından ayrılırdı. Neyse tekrar ne zaman ararsak bulacağımızı sorduğumuzda “Benimle görüşün, ne fark eder” dedi. O zaman biz de aradaki farkı kaldırması için samimi olmasını istedik. Önce güldü sonra “Peki” dedi, “taa İstanbul’dan Ayvalık’ın Sarmısaklı kazasına uzandığınıza göre önemlidir. Evet dergiyi gördüm. Tüm resimleri de detayına kadar inceledim, neyi öğrenmek istediğinizi de gayet iyi biliyorum” diye devam etti. Artık bizim sormamıza gerek kalmadı. Çünkü Zerrin Arbaş tıpkı bir makineli tüfek gibi ardı arkasına sıralamaya başladı.



– “Siz de biliyorsunuz ki, menajerlikten öte bir işim var. Derya benim öz be öz kızım. Ben bu dünyayı ondan çok önce tanıdım. Dönen dolapları biliyorum. Onu da bu dünyaya sokarken, on yedi yaşındaki masum bir kızı harcamasınlar diye ön ayak olduğum kadar, koruyucu da oldum. Bu yeni çıkan derginin çekimlerinde de onu hiç yalnız bırakmadım. Hatta reklam filmi çekilirken bir yerde yani yürüyüşünde ona dublörlük bile yaptım. Neyse Derya’nın şortlu resimleri gayet doğal. Sahalarda koşturan sporcu kızlarımızdan ne farkı var. Ama dişilik istediklerinde, kızımı çarşafa doladıklarında yemin ediyorum ki içinde iç çamaşırları vardı. Ben kızımın göğüs çizgisini bile göstertmedim en mahrem yerini çarşafların arasından göstermelerine izin verir miyim. Yemin ediyorum bir oyun bu. Ve bunun nasıl bu hale geldiğini İstanbul’a gelir gelmez araştırıp, açığa çıkaracağım. Aslında şimdi bu konu hakkında pek bir şey konuşmak istemiyorum.”

Sözlerinin bitiminde yine de ısrar edip bir de Derya Arbaş ile görüşmek istediğimizi belirttiğimizde kesin tavrını koyup “lütfen, samimi oldum. İşte o da benden farklı bir şey söylemeyecektir. Zaten çok üzgün, ummadığı anda bir tokat yedi ve afalladı. Daha sonta bu iş aydınlanınca görüşelim.” dedi. Eh artık daha fazla üstüne gitmeye gerek yoktu…



Her şey ortadaydı işte. Suçlu kimse günahı boynuna diyoruz, çünkü gördüğümüz resmin dışında bunun görüntülenişine şahit değiliz. Ancak şu gerçek ortada ki pırıl pırıl bir genç kız olarak Yeşilçam’ın taze kanı, yerli Brooke Shields olarak Derya Arbaş’ı tanıyanlar ve ondan vücut değil sanat sergilemesini bekleyenler oldukça şaşırmış durumda. “On yedilik masum kıza bakın” diye dergiyi elden ele dolaştıranlar bu çekimin aslı astarı ortaya çıksa bile gördükleri manzarayı bir daha hafızalarından silemeyecekler herhalde…

(Alıntıdır.Bkz:https://www.tozlumagazin.net/shop/urun/sey-dergisinin-1985-tarihli-12-sayisi/)

17.02.2021 22:24

Kategoriler:   Ana Sayfa

Yorumlar