Menü

Devlet Tiyatrosu’nda “Ölüm ve Tuzak Bilmecesi”

Ira Levinin yazıp Hale Kuntay’ın çevirdiği Ölüm Tuzağı ilk kez 1978’de New York’ta sahnelenmiş. Ülkemizde filmi de gösterilen Ölüm Tuzağı’nı, Kartal Tibet yönetiyor.



Beş kişiyle başlayıp iki kişiyle biten oyun hiç beklenmedik olayların, düşünülemeyecek gelişmeleriyle, inanılmaz biçimlerde sonlanıyor. Oyun, ilk 10 dakikadan son saniyeye kadar sürekli bir gerilim yaratıyor.

Ölüm Tuzağında para ve ün hırsı, tek karakter dışında, herkesi ele geçirmiş durumda ve bu hırsla tuzak üzerine tuzak kuruluyor, ancak kimin ne elde edebildiği 85 dakikalık oyunun sonunda belli oluyor.



Oyun, ününü gittikçe kaybetmeye başlamış polisiye oyun yazarı, Sidney Bruhl’a, eski öğrencilerinden Clifford Andersen’in yeni yazdığı bir oyun metnini getirmesiyle başlıyor.

Ölüm Tuzağı, Kartal Tibet’in yönettiği ilk polisiye oyun. Tiyatroya 1949 yılında, henüz ilkokuldayken başlayan Kartal Tibet, 1960’da Devlet Konservatuarından mezun olup bir sene Devlet Tiyatrolarında çalıştıktan sonra 4 arkadaşıyla birlikte Ankara’daki ilk özel tiyatro olan Meydan Sahnesini kurdu. 4-5 sene kadar Meydan Sahnesinde oyuncu ve rejisör olarak çalışan Kartal Tibet. 1965 yılında Karaoğlan filmiyle sinemaya geçti. Kendisini daha çok beyaz perdeden tanıdığımız Kartal Tibet bugüne dek 120 filmde başrol oynayıp, 56 film ve 4 dizi yönetti.



Kartal Tibet. 3 yılı aşkın bir süredir Devlet Tiyatrolarında, yönetmen olarak görev yapıyor.

Devlet Tiyatrolarında yönettiği bu üçüncü oyuna ilişkin Kartal Tibet şunları söyledi:

Oyunun oldukça enteresan bir örgüsü var. Agatha Christinenin eserleri gibi alışılagelmiş bir cinai piyes değil. Hemen her şey seyircinin karşısında hazırlanıyor. ancak hazırlananların çok tersi olaylar gelişiyor ve bunları tahmin etmeye imkan yok. Önemi, seyircinin heyecan ve gerilim duygularını canlı tutmasında ve bunda da çok başarılı oluyor.



Sürprizlerle birlikte o kadar ilginç bir kurgu başlıyor ki, seyircinin ilgi ve dikkati katiyen dağılmadan izleyebileceği bir yapıya sahip. Hep merak ve heyecan yaratıyor, bir bilmece çözer gibi; şimdi ne oldu, şimdi ne olacak, ne olabilir soruları sürekli gündemde. Çok ustaca kurulmuş bir oyun.

Bir şekilcilik yok, epik bir tarafı yok, bir hayal mahsulü, bir düşünce-i muhayyileyi tahrik ettirecek bir durum yok bu piyeste. Son derece reel bir piyes. Sembolik hiçbir şey yok. Sadece o tabiiliğin gerçek olması anlamında oyun tarzında, cümle yapısında ve insanların hareketlerinde bir çalışma yaptık o kadar.

(Alıntıdır. Bkz. https://www.tozlumagazin.net/shop/urun/tiyatro-dergisinin-1992-tarihli-15-sayisi/)

22.02.2021 17:48

Kategoriler:   Bayat Haber

Yorumlar