Menü

“Dul Bir Kadın” Filmi Birinciliğe Layık Görüldü

Müjde Ar yine yataktaydı… Uzun süreden beri sinemada kendine çizgi edindiği gibi yanındaki erkek yine genç takımındandı… İki beden de birbirlerine susamişçasına soluk soluğa tek vücut olmuştu… Yine bir şeyler arıyordu Müjde Ar… Sevdiği erkeği öpüyor, okşuyor, kokluyordu… Sanki sadece kendisine ait olduğunu onun beynine kazımak istiyordu… Ve belki de özellikle bu sahneler Müjde Ar’a olmasa bile filmine ödül kazandırdı… Alkışlanan sahneler işte bunlardı…

Suna, kocasının ölümüyle dul kalmıştı… Çevresinde, okuldan arkadaşı olan Ayla ve Gönül’den başka bir de birlikte yaşadığı kızı inci vardı. Bir gün genç bir fotoğraf sanatçısı olan Ergun’la tanıştı… Ergun, İnci’yle hemen arkadaş oldu. Ergun’dan fazlasıyla hoşlanan Suna, onun tatilini Bodrum’da geçireceğini öğrenir öğrenmez Ayla’yla birlikte Bodrum’a gitti. Yanında kızı İnci yoktu… Bodrum’da Ergun’la günlerini birlikte geçirdi… Ne var ki ortada bir aksilik vardı. Ergun, Ayla’dan hoşlanmıştı. Bunun üzerine Ayla İstanbul’a döndü ve Suna Ergun’la başbaşa kaldı… Gelgelelim Ergun’la Suna’nın ilişkileri hiç de iç açıcı değildi… Bir şeyler yapması gerekiyordu Suna’nın…



İşte bu devrede Müjde Ar, sinemanın bir dönemine attığı imzasını alabildiğine konuşturmaya başladı… Hani o en büyük starların değil yatağa girmek, öpüşmeyi bile kabul etmediği devirde, bir star olarak yatağa da girdi, sevişti de öpüştü de… Vücudunu sergilemekten hiç kaçınmadı… Normal bir insanın günlük yaşamında yaptığı her şeyi sinemada yaptı Müjde Ar… İşte, Suna, Ayla ve Ergun’un karmaşık ilişkilerini kapsayan ”Dul Bir Kadın”da da böylesine doğal, böylesine gerçekçi oldu… Soyundu, yatağa girdi, sevişti, sevişti… Filmin başından sonuna adeta nefes kesti.. Ve gerek geçtiğimiz yıllarda yardımcı kadın oyuncu olarak Altın Portakal’ı kucaklayan Nur Sürer’in ve gerekse de sinemanın yeni oyuncularından Yılmaz Zafer’in ve asıl önemlisi de yönetmen Atıf Yılmaz’ın katkılarıyla Müjde Ar’ın nefes kesen sahneleriyle dolu olan “Dul Bir Kadın” adlı filmi 22. Antalya Film Festivali’nde Altın Portakal’a layık görüldü…



CİNSEL GÜDÜYÜ SİNEMAYA TAŞIMAK HATA MI?

Peki, daha festival başlamadan önce yarışmaya katılacak filmler belirlenmeden önce başlayan ve ta ki on bir film kesinleşinceye dek süren, ve hatta halen devam edegelen ”seks unsuru” hakim miydi bu filmde?.. Daha doğrusu “Dul Bir Kadın” ve buna benzer tartışma götüren filmler gerçekten birer seks filmi miydi? Ve bu filmler bir festivalde yarışamayacak denli seks unsuru mu taşıyorlardı? Daha doğrusu neydi ölçü? Gerçek yaşamda, günlerini diğer normal insanlar gibi sürdüren bir kadın seks yapamaz mıydı? Yapardı elbet… Dul da olsa, evli de olsa, evlenmemiş de olsa bu cinsel güdüyü bastırmak zorundaydı… Eee, bu mantıklıysa bunu sinemaya taşıyan mı hatalı oluyordu?.. Veya tüm gerçekçilikten sıyrılarak parmağının ucunu bile göstermeyen biri daha mı mübahtı? O zaman film ne derece gerçekçi olabilirdi?

Sinemada, sinema adına önemli bir adım atan ve zamanında kendi kendilerince birtakım kurallar koyanlara bile bu kurallarını bozduran Müjde Ar, yıllardan beri sürdürdüğü sinema politikasında aynı zincir üzerinde bir halka daha oluşturuyordu… Bu ise “Dul Bir Kadın”dı… Zamanında onu yerden yere vuranlar, çizgisinin ne denli yanlış olduğunu, Türk toplumuna aykırı bir sanatçı olduğunu haykıranlar isteseler de istemeseler de yavaş yavaş onu aralarına alıyorlardı…



YEREN DİLLER ALKIŞLAYAN ELLER

Ne Şoray, ne Koçyiğit kanunları kalıyordu… Hepsi yerle bir oluyordu… Ve yine isteseler de istemeseler de 22. Antalya Film Festivali’nin sonuçları açıklanıp da ”Dul Bir Kadın”ın birinciliği ilan edilince, Müjde Ar’ı yeren diller, alkışlayan ellere dönüşüveriyordu…

Müjde Ar, Yılmaz Zafer’le de ve hatta Nur Sürer’le bile değişik biçimde yatağa giriyordu. Umutsuzluklarını hemcinsinin yanında, onun sıcaklığında yok etmeye çalışırken, tutkun olduğu erkeğin kollarında da o güne kadar tadamadığı duygulara ulaşıyordu. Sevdiği erkeği soyuyor, öpüyor, kokluyor, onunla birlikte olma isteğini açıkça dile getiriyordu… Tıpkı gerçek yaşamdaki normal bir kadının yapabileceğini yaptığı gibi… Delicesine sevişiyordu sevdiği erkekle… Hatta aynı erkeğin, en yakın arkadaşıyla belki de aynı yatakta seviştiğini bile bile… Bir tutkuydu bir coşkuydu bastıramadığı bir güdüydü onunki. Yıllar yılı aynı mahallede saklambaç oynadığı birlikte koşup eğlendiği çocukluk arkadaşı Yılmaz Zafer’le, hem de filmin daha ilk çekimlerinde yatağa giriyordu Müjde Ar… Ve sonuç jürinin çoğunluğunun da kabullendiği gibi mükemmel olarak çıkıyordu ortaya “Dul Bir Kadın” belki de ödül kazanmasında etkin rol oynayan alkışlanan sahneleriyle en İyi Film seçiliyordu… Müjde Ar’ın katkısı yabana atılır gibi değildi…



ZATEN ÖDÜL BEKLEMİYORDUM

Ne var ki tepkiler hâlâ sürüyordu alkışlanan bu film hakkında… Ve Müjde Ar’ın oyun gücünü, kadınlığını katarak ortaya çıkmasında büyük rol oynadığı bu filmde, sanatçıya ödül verilmiyordu… Bir ölçüde açılan ağızları susturmak amacını güdüyordu belki de… Peki Müjde Ar ne diyordu bu işe?.. Tabii ki tepkiyle karşılıyordu… Nur Sürer, Yılmaz Zafer, Atıf Yılmaz ve filmin yapımcısı Kadri Yurdatap’la birlikte daha kimse görmeden seyrettiği film bittiği zaman tüm kadro kucaklaşmışlar birbirlerini tebrik etmişlerdi… Herkese bir ödül vardı çünkü bu filmde. Yönetmeninden oyuncusuna, senaryosundan müziğine kadar… Gelgelelim sonuçlar açıklandığı zaman sevinç ve kederi birlikte yaşadı Müjde Ar. Bir yerde de bu sonucu bekliyordu. “Sinemada parmağının ucunu bile göstermeyen melaikeler varken tüm doğallığımla oramı buramı açan bana ödül vereceklerini zaten beklemiyordum” derken hem içindeki ezikliği hayal kırıklığını belirtiyor hem de ölçülü oyunculara olan tepkisini dile getiriyordu. Kim ne derse desin işte yılın en iyi filmiydi “Dul Bir Kadın”… Ve yine kuşku götürmez bir gerçek ki film vizyona girdiği zaman Müjde Ar’ın nefes kestiği bu sahneler en çok alkış toplayan sahneler olacak… Türk toplumunun cinsel açlığından mı kaynaklanacak bu alkış yoksa gerçekten tüm doğallığıyla bir dul kadının yaşamını oynayan Müjde Ar’ın sanatçılığından mı? İnsan karar veremiyor üzülmeli mi sevinmeli mi?

Evlilik sevişmeye engel değil…

Bir garip evlilik diyorlardı onlarınkine… Birbirlerini bile doğru dürüst görmüyorlarmış, bazen günlerce, haftalarca hatta aylarca birbirlerinden ayrı kaldıkları bile oluyormuş… Hayır… Öyle değidi… Bayağı, basbayağı diğerleri gibi bir evlilikti işte… Bir tek fark varsa o da her ikisinin de sanatçı olmalarıydı… İşte Nur Sürer ve işte Bülent Kayabaş… İkisi de sinemanın tanınmış isimlerinden. Ve öyle ki sanat için yapamayacakları hiç bir şey yok… Bunların içinde yatak ve sevişme sahneleri de var tabii… Hatırlarsınız yıllar önce korkunç bir furya haline gelen seks filmlerini… Bülent Kayabaş işte bu filmlerin vazgeçilmez isimlerinden biri haline gelmişti o aralar… Ama bu sanat mıydı? Orası tartışılır… Ya Nur Sürer? Onun yaptığı fazla tartışılmaz herhalde… Gerçek bir sanatçıya yakışır her şeyi yaptı, bugüne kadar olan sinema geçmişinde Nur Sürer… Ve son olarak da Antalya’da birinciliğele layık görülen “Dul Bir Kadın” filminde Müjde Ar’la birlikte değişik bir biçimde yatağa girdi genç oyuncu… Bu bir sevişme miydi? Onu filmi seyrettiğimiz zaman kuşkusuz daha iyi anlayacağız… Ama bir terslikler vardı elbet… Ona da ”hayır” demedi ve kabul etti… Kısacası, ne Bülent Kayabaş ne de Nur Sürer için evlilikleri sevişmelerine engel değildi… Öyle başladı ve öyle gidecek…

(Alıntıdır.Bkz:https://www.tozlumagazin.net/shop/urun/sey-dergisinin-1985-tarihli-4-sayisi/)

07.10.2020 22:14

Kategoriler:   Ana Sayfa

Yorumlar