Menü

Ekrem Bora ve Orhan Günşiray Aynı Projede

– «’Tek Kurşun’ benim bu sene çevirdiğim beşinci filim oluyor.»

Ekrem Bora ve Orhan Günşiray Aynı ProjedeBir gece kulübünde kurulan filim setinde ağustosun insanı buram buram terleten sıcağında Ekrem Bora’yla konuşuyorduk. İnsan elinde mendille bir taraftan terlerini siler ve kısa kollu gömleği bile kendine fazla gelirken; kalın, siyah palto giymiş, başı şapkalı, eli eldivenli biriyle konuşmak bir tuhaf oluyor. Artık bu durumun yarattığı şaşkınlık mı dersiniz, yoksa daracık basık salonun tesiri mi dersiniz, bir süre kendimizi toparlayamadık. Neden sonra kendimize gelip düşünmeye başlayınca işin aslını anlar gibi olduk.

İşin aslı şu:

Ekrem Bora ve Orhan Günşiray Aynı ProjedeEkrem Bora geçtiğimiz yıl en çok filim çeviren artistlerden biriydi. Bu yıl bize Ekrem Bora biraz az filim çeviriyor gibi gelmişti. Onun için kendisine «Bu, kaçıncı filmin oluyor?» deyip de «Beşinci» cevabını aldığımız zaman bayağı şaşırmıştık. Anlaşılan biz de Türk sinemasının geçen yıllardaki o jetleri kıskandıracak süratine ayak uydurmuştuk. Batı sineması ölçülerine göre 8 ayda 5 filim rekordu. Ama bize bu, gayet normal geliyor, hatta, «Aman iyi, iyi. Sinema düzeliyor. Filim enflasyonu ortadan kalkıyor galiba,» diyorduk.

Ekrem Bora’nın bu beşinci filmi; bir kiralık katil, sevdiği kız, o kızın nişanlısı, kızın babası ve bir polis müfettişi arasında geçen «gayet hızlı» bir «gang» filmi, (yani polisiye filim). Ekrem Bora bu filimdeki rolünden ve kıyafetinden çok memnun. O kadar memnun ki, resim çektirmek için bile pardüsüsünü çıkarmaya razı olmadı. Rolü için de, «13 yıllık sinema oyuncusuyum. Bugüne kadar sayısını unuttuğum kadar çok filimde oynadım, ama hiç bir filimdeki rolüm bu kadar çok oturmamıştı. Bu filimdeki rolüme ‘hayatımın rolü’ diyorum. İlk filmini çeviren bir artist kadar heyecanla çalışıyorum,» diyordu…

Ekrem Bora ve Orhan Günşiray Aynı ProjedeFilimde Ekrem Bora’dan başka Orhan Günşiray, Mine Mutlu, Süleyman Turan ve Peri Han oynuyorlar. Böylece Türk sinemasının «orta kuşak» oyuncularından Ekrem’le Orhan «Beleş Osman» dan yıllar sonra tekrar bir araya geliyorlar.

Bizim gittiğimiz gün sette Moğollar’ın iki elemanı vardı. Önce biz onların da filimde rolü olduğunu zannettik. Meğer iki müzisyen o gün sete sadece ziyaret maksadıyla gitmişler. Ama settekilerden birinin bizim kulağımıza fısıldadığı haberi biz de size fısıldayalım. Moğollar’ın bu seti ziyareti bir nevi tatbikatmış. Yakında Işık Toraman büyük bir müzikal filim çevirecek Moğollar ve birçok orkestra da bu filimde rol alacaklarmış.

Biz bunları öğrene duralım çekim bitmiş ve ışıklar yeni bir sahne için düzenlenmeye başlamıştı. Ekrem Bora da bu aradan istifade ederek yanımıza geldi ve yarım kalan sohbetimize devam ettik. Ekrem (kendi ifadesine göre) hayatının en ‘cuk oturan’ rolüne kavuşmanın heyecanı içinde devamlı espriler yapıyordu. Onu dinleyen Orhan Günşiray durdu durdu ve sonunda dayanamayıp: «Gül bakalım şimdi,» dedi. «Ben seni iki gün sonra görürüm.»

Ekrem Bora «iki gün» lafını duyar duymaz birden ciddileşti, yüzünü belli belirsiz bir hüzün dalgası sardı. «Sahiya» deyip dut yemiş bülbül misali düşüncelere daldı. Bu filimde en az 20 iş günü çalışılacakmış. Ekrem’in eşi de 2 gün sonra yaz tatili için İtalya’ya gidiyormuş. Ekrem de filmi bitirmek için Gül’ü Avrupa’ya bir hanım arkadaşıyla göndermiş; ayrı kalacağı için üzülüyormuş.

Ekrem Bora ve Orhan Günşiray Aynı ProjedeTek Kurşun filminin en «şanslı» oyuncusu Mine Mutlu. Çünkü Ekrem Bora ile Orhan Günşiray gibi yerli sinemanın en usta oyuncuları arasında oynuyor.

Setin en şanslı oyuncularından bahsettiğimize göre, en şanssız oyuncusunun da adını vermek lazım. «Tek Kurşun» un en şanssız oyuncusu da Orhan Günşiray, Günşiray sete gelip de lepiska saçlı, temizlikten yana nasipsiz turistleri görün ce pek sevinmişti. Biz, «Orhan’ın esk derdi mi depreşti ne?» derken işin aslını anladık. Meğer, Günşiray turist kızlara lokantasında garsonluk yapmalarını teklif etmiş. Ama nedense «çalışmayı» hiç sevmeyen kızlar Orhan’ın teklifini dinlememişiler bile… Ekrem Bora karısından ayrı kalacağı için üzülürken, Orhan Günşiray da, «Garson derdini yine halledemedik, yine arayacağız,» diye dertleniyordu.

(Alıntıdır. Bkz. http://www.tozlumagazin.net/shop/urun/ses-dergisinin-1968-tarihli-35-sayisi)

01.09.2015 10:25

Kategoriler:   Ana Sayfa

Yorumlar

  • Yayınlandı: 25 Ağustos 2015 16:57

    Nuri Arslantaş

    heyecanlı bi projeydi