Menü

Elizabeth Taylor Efkar Dağıtmak için Ne Yapar?

HEPİMİZ insanız. Neşeli olduğumuz, kendimizi mutluluğun zirvesine erişmiş hissettiğimiz günler de oluyor, ortada hiç bir sebep yokken, incir çekirdeğini doldurmayacak meseleler yüzünden dünyayı kapkaranlık gördüğümüz, hayattan zerre kadar zevk alamadığımız günler de oluyor. Tabii herkesin derdi kendini ilgilendirir, diyeceksiniz. Fakat sinema yıldızlarının dertleri kendilerini olduğu kadar hayranlarını da ilgilendiriyor. Bu yazımızda sizlere yıldızlardan birkaçının sıkıldıkları zaman efkar dağıtmak için neler yaptıklarını açıklıyoruz.

ELİZABETH TAYLOR: Sinemanın güzel yıldızı canının sıkıntısını şampanya kadehlerinden çıkarmaya meraklıdır. Kocasına mı kızdı, çocukları mı onu öfkelendirdi, hemen şampanya içmeye başlar, sonra kadehi fırlatıp atar. Liz çok efkarlıysa bir düzine şampanya kadehinin tuzla buz olması mümkündür.



ZSA ZSA GABOR: Hayranlarından ve sevgililerinden her gün çeşitli hediyeler ve bu arada bol bol çiçek alan Zsa Zsa Gabor, efkar dağıtmak isteyince de çiçekçilere telefon edip kendine çiçek yollatır! Sonra da evi çiçek bahçesine döndü diye kızar, evde ne kadar çiçek varsa hepsini çöpe attırır.

ROBERT WAGNER: Amerikan sinemasının dinamik aktörü Robert Wagner, yeryüzünde efkar dağıtamaz. Onun mutlaka gökyüzüne yükselmesi gerekir. Genç adam bir uçağa atlayıp havalandıktan sonra da çeşitli akrobasi numaraları yaparak oyalanır.

DEAN MARTİN: Gününün yirmi saatini içki içerek geçiren aktör – şarkıcı Dean Martin efkarlanınca içkisiz geçen dört saati de içkili geçirmeye karar verir. Yirmi saatte sarhoş olamayan Dean Martin bu dört saatçik süre içinde körkütük sarhoş olmayı başarır ve efkarını da böylece dağıtmış olur..



ROD TAYLOR: Avustralyalı aktör Rod Taylor, sağlam kafanın sağlam vücutta bulunabileceğine inanan sportmen ruhlu bir sanatçıdır. Canı sıkıldığı zaman hırsını spordan alır. Yaşına, vücuduna bakmadan en ağır sporları yapar. Sonra da Sauna’ya gidip şöyle bir dinlenir. Dışarı çıktığı zaman vücudu da kafası da sağlamlaşmıştır..

ANTHONY OUİNN: Meksikalı aktör Anthony Quinn, sinemada şöhrete ulaşmadan önce çok sefalet çekmiş olduğunu hiç gizlemez. Canı bir şeye sıkıldığı zaman eskiden işsiz ve parasız olduğunu düşünmek onu rahatlatır. Sefalet içinde geçirdiği ilk gençlik günlerinin hatırası onun saadet ilacıdır.

ANN MARGRET: Sinemanın «Dişi Elvis»! Ann Margret, cesur, gözünü budaktan sakınmayan, üstelik de sportmen bir kadındır. Efkarlanınca, kocası Roger Smith ile beraber motosikletine atladığı gibi son süratle meçhul bir istikamete doğru yol alır. Motosiklet gezisi sona erdiği zaman Ann Margret’in yüzü eskisi gibi gülmeye başlar.

NATALİE WOOD: Rus asıllı yıldız Natalie Wood, içine kapanık bir yıldızdır. Sıkıntılarını hiç kimseye açmak istemez. Genç kadın, «Ben sıkıntılarımı piyano başında Chopin ile Mozart’a anlatırım,» diyor.

RİCHARD HARRİS: Son yılların başarılı aktörü Richard Harris, çapkınlığı ve içkiye olan düşkünlüğüyle ün yapmıştır. Efkarlanınca içki içmekten vazgeçer. Giyinip kuşanıp güzel kadınların çoğunluğu teşkil ettiği topluluklara katılır. Etrafı güzel kadınlarla çevrilince de, eski dertlerini unutup başına yeni tatlı belalar almaya bakar…

MELİNA MERCOURİ: Memleketine gitmesi yasaklanan Yunanlı yıldız Melina Mercouri, efkarlanınca hemen memleket hasreti debreşir. Böyle zamanlarda da nerede olursa olsun kalkıp, oynak Yunan danslarını yapmaya koyulur.



ÖMER ŞERİF: Mısırlı aktör Ömer Şerif, filim çevirmediği zaman briç oynar. Gece gündüz briç masasından kalkmaz. Ünlü aktöre efkar dağıtmak için ne yaptığı sorulduğu zaman da ‘briç oynarım’ diyerek kestirip atıyor. »

JOANNE WOODWARD: Yıldız, üç kendisinin, dört kocasının, iki de son evliliğinden olan dokuz çocuğuyle analığın kutsal bir meslek olduğuna büyük bir samimiyetle inanmış görünüyor. Canı sıkılıp efkarlanınca, çocuklarını başına toplayıp eğlendiğini söylüyor. Yıldıza hak vermek lazım, dokuz çocuğun derdi ve gürültüsü patırtısı arasında insanın kendi derdini hatırlamasına her halde imkan yoktur!

PAUL NEWMAN: Joanne Woodward’un dokuz çocuğunun babası olan Paul Newman ise canının sıkıntısını çocukları ve karısından mümkün olduğu kadar uzağa kaçarak gidermeye bakıyor. Ünlü aktör, canı sıkıldı mı, hemen bir futbol maçı seyretmeye gider. Eğer mevsim futbol maçlarına uygun değilse başka bir spor karşılaşmasıyle efkar dağıtmaya bakar.

ELKE SOMMER: Sinema artisti olmadan ressamlığa merak saran Elke Sommer de öfkesini yağlı boyalardan alıp durmadan resim yapar. Fakat yapmayı düşündüğü resmin yarısına gelmeden sıkıntısının geçmesinden şikayetçi. Genç kadının evinde böyle yarım kalmış bir yığın tablo var.

RAQUEL WELCH Tabiatı pek sevdiğini, her fırsatta anadan doğma soyunarak belirtmekten zevk alan yıldız, içi daralınca da kendini tabiatın koynuna atıveriyor.

GİNGER ROGERS: Sinemanın yaşlanmayan dans yıldızı Ginger Rogers, sıkıntıdan korkmuyor. «İnsan hiç sıkıntıdan kaçar mı?» diyor. «Hem bunu yapmak istese bile beceremez, çünkü sıkıntı daima kaçanı kovalar.»



BİNG CROSBY: Güzel sesli şarkıcı Bing Crosby, efkarlandığı zaman kendi plaklarını dinlemeye bayılır. Vaktiyle söylediği şarkıları dinlemek, aktör şarkıcının efkarını dağıtmasına yardım ediyormuş.

JAMES MASON: İngiliz aktörü James Mason, özel hayatında çekingen, sakin yaşamaktan hoşlanan ve her fırsatta kalabalıktan kaçmak isteyen bir tiptir. Fakat canı sıkıldı mı. efkarını dağıtmak için değişiklik olsun diye kalabalık arasına karışır. Başkalarıyle ilgilenip kendini unutur.

PETER USTINOV: Ünlü komedyen Peter Ustinov, hayata filozof gözüyle bakmaktan zevk alır. Her şeyi tevekkülle karşılamak ister. Denizciliği çok sevdiği için canı sıkılınca da yatına binip engin denizlere açılır. Ünlü aktörün yatının adı «Boş Ver»… Peter Ustinov, ‘Boş Ver’in güvertesine adımını atar atmaz, dünyaya boş verir…



CLAUDİA CARDİNALE: İtalyan yıldızı Claudia Cardinale, can sıkıntısının grip, tifo, sıtma, anjin gibi ateşli bir hastalık olduğuna inananlardan… Bu hastalıklardan birine yakalanan herhangi bir kimse nasıl iyileşmek için yatağına yatıp yorganı başına çekmek zorunda kalırsa, canı sıkılan bir kimsenin de aynı şekilde davranmasının doğru olacağına inanıyor. Claudia’yı gün ortasında yatağına yatmış görenler de onun bir şeye sıkıldığını hemen anlıyorlar ve yanına yaklaşmıyorlar.

DAVİD HEMMİNGS: Genç İngiliz aktörü David Hemmings’in saçları, öyle kuvvetini saçlarına borçlu olan efsane kahramanı Samsun’un saçları gibi gür ve değerli değil ama, o da sıkıntısını gidermek için saçlarından medet umuyor. Ünlü aktör canı sıkılınca aynanın karşısına geçip o seyrelmiş saçlarını tarıyor da tarıyor. Eğer durum ciddi ise, ayna, tarak ve saçla meseleyi halledememişse bu defa oturup şiir yazmaya koyuluyor.



JAMES COBURN: Ünlü aktör cam sıkılınca, evinde müzik aletleriyle ağız ağıza dolu olan sandık odasına kapanıyor. «Peki, sonra?» Sonrası hiç, sadece müzik aletlerini seyrederek efkarını dağıtıyor.

JOAN CRAWFORD: Dünyanın sayılı zengin kadınlarından biri olan Joan Crawford’un işi de okadar çok ki, sıkılmaya vakit bulamıyor. «Can sıkıntısı benim için bir lükstür,» diyor.

(Alıntıdır. Bkz. https://www.tozlumagazin.net/shop/urun/ses-dergisinin-1970-tarihli-37-sayisi)

02.10.2020 22:08

Kategoriler:   Ana Sayfa

Yorumlar