Menü

Emrullah Hasan Anlatıyor

ESMER, sempatik adam, «Evli misiniz?» diye sorunca güldü. «Evet,» dedi. «Evliyim. Boyumca üç evladım var. Biri Şeyla, biri Erol, biri Nur…»

Konuştuğum kişi, 33 yıl Amerika’da, Hollywood’da kalan Emrullah Hasan’dı. 33 yıl anavatanından uzak kalmasına rağmen ana dilini sizin gibi, benim gibi rahatlıkla konuşuyordu. Amerika’da, bir Amerikalı ile evlenmişti, ama doğan üç çocuğunun adı da Türk adıydı. Buradan Hollywood’a giden her Türk’le temas kurar, orada onlara yardımcı olmaya çalışırdı. Hollywood’un artistler mahallesi Beverly Hils’teki evinde en çok pişen yemek neydi, biliyor musunuz?

– «En çok şey pişer bizim evde efendim: Kurufasulye, pilav ve komposto.»



TEKKEDE DOĞMUŞ, HOLLYWOOD’DA ZENGİN OLMUŞ

Emrullah Haşan 1923 yılında Eyüpsultan’da tekkede doğmuş. Saint Joseph Lisesini bitirdikten sonra Amerika’ya gitmiş. Gidiş o gidiş işte… Orada, Hollywood’da yerleşmiş, halı ticaretine başlamış. Yıllarca birçok sinema artistine Doğu stili halılar satmış. Hollywood’da çevrilen ve konusu «Şark’ta geçen» bütün filimlerin dekorunda yardımcı olmuş, halı vermiş, seccade vermiş. Bir yandan bunlar, bir yandan evinin Beverly Hils’te olması Emrullah Hasan’a sinema çevrelerinde yakın dostluklar kurmak imkanını vermiş.

İstanbul Hilton’da bir cumartesi günü üç saat oturup konuştuk Emrullah Hasan’la. Biz sorduk, o söyledi; biz sorduk, o söyledi…

«TANIDIĞIM ŞÖHRETLER Mİ?»

– «…Bu soruya ‘hemen hemen hepsi’ diye cevap verebilirim, özelliklerine gelince… Zsa Zsa Gabor’u hemen diğerlerinden ayırmam lazım. Amerika’daki en eski arkadaşlarımdan biridir. Hatta bizim Muzaffer’e (M. Tema) aşık olmuş, onunla evlenmek istemişti. Neyse, onu sırası gelince anlatırım. İyi ilişkim olanları sıralayayım isterseniz: Kirk Douglas, Steward Granger, Yul Brynner… Yok yok, bu soruya, ‘Pek çoğu,’ diye cevap vereyim en iyisi. Tabii bunların çoğu hem dostum, hem müşterim. Bing Crosby tanıdığım en eli açık şöhrettir. Frank Sinatra da paraya, pula kıymet veren takımından değildir. Jack Lemmon’sa tam tersi. Parayı öylesine sever ki, demeyin gitsin. Ama son derece sempatik adamdır.



«HOLLYWOOD’A GELEN TÜRKLER»

– «Tanımaz olur muyum? isterseniz işe 33 yıl öncesiyle başlayayım. Amerika’ya gittiğim zaman önce Kadri Eroğan’la tanıştık (Kadri Erdoğan 1951’de Turgut Demirağ’ın yaptığı ‘Fato’nun başrolünde oynamıştı). Sonra Detroit’e giderken Amerika’da sinema eğitimi yapan Turgut Demirağ’la tanıştım. Sonra oradaki diğer Türklerle: Nazım Kalkavan. Adil Özkaptan, Nasuhi Ertekin (Ertekin de şimdi New York’ta, Atlantik plak şirketinin sahibi) bir grup kurduk. Zsa Zsa Gabor da o sıralar artist falan değildi. O da bizim gruptaydı. Sonra yıldız oldu, hatta onun Hilton’la evlenmesinde bizim de hissemiz vardır. Gelelim bizim yıldızlara… İçlerinde ilkin Turhan Bey’i tanıdım…»



– «Turhan Bey için türlü şeyler söylendi zamanında. Kimi Türk dedi, kimi Mısırlı dedi, kimi de aslında Amerikalı, ama kendine hava vermek için Türk adı kullanıyor, dediler. İşin aslı nedir?»

– «Turhan Bey Türk’tür. Babasının adı Selahattin’dir. Annesi de Avusturyalı idi. Turhan’ı önce Nazım tanıdı. Nazım’la beraber Türkiye’ye dair «Back Around The Day» adlı bir filim yaptılar. Sonra da gruba girdi, bizden ayrılmadı. Bir sûre sonra seferberlik ilan edilip yıldızlar askere alınınca meydan boş kaldı, Turhan da fırsatı iyi kullanıp yıldız oldu.»



MUZAFFER TEMA, AYHAN IŞIK,

– «Eski rejisörlerden Esat Özgül bir ara Hollywood’a gelmişti. Biliyorsunuz, aslında o, mühendistir. Hollywood’da önce birkaç stüdyoda çalıştı, sonra asıl mesleği olan mühendisliğe başladı. Şimdi Chicago’da mühendislik yapıyor.

Rejisör Hicri Akbaşlı da bir ara gelip dönmüş, ama onu göremedim. Gelelim Muzaffer’e… Bakın, belki bilmiyorsunuz, ama Hollywood’a gelenlerin içinde en büyük sükseyi Muzaffer Tema yaptı ve tam işler açıldığı sırada tuttu, Türkiye’ye döndü. Dönmese orada muhakkak yıldız olacaktı. Onunla 1956’da New York’ta, Faruk Fenik Beyin verdiği bir partide tanıştık.



Ben o sırada Türk Cemiyeti Başkanıydım. Birkaç gün sonra Muzaffer 20th Century Fox şirketiyle mukavele yapıp Hollywood’a geldi. Oradaki bütün Türkler elimizde bayraklarla krallar gibi karşıladık Muzaffer’i. Şerefine bir parti verdim. Partide Zsa Zsa, ‘Bu adam kim, beni bununla tanıştır,’ diye tutturdu. Tanıştırdım, sonra 3 ay bırakmadı Muzaffer’! Zsa… Hatta bir ara bana çelip, ‘Onu seviyorum. Tesir et de benimle evlensin,’ bile dedi… Bu arada Muzaffer’in işleri de açılmıştı. Fox onun, Hollywood’daki bütün masraflarını karşılıyordu, dayalı, döşeli bir evi de vardı Muzaffer’in. ‘Aya Giden On İki Alim’de başrol oynadı, ‘Acı Tebessüm’de de oynadı… Tam teklifler başlayınca, ‘Ben döneceğim. İstanbul’u özledim,’ diye tutturdu. Dönmeseydi, yıldız olacaktı.



AYHAN IŞIK, «FASULYE – PİLAV İSTERİM.» DİYOR…

– «Bir gün Muzaffer bana geldi: ‘Ayhan gelmiş, bugün buraya geliyor,’ dedi ve Ayhan’ı anlattı. ‘Hollywood’da Clark Gable neyse, bizde de Ayhan odur,’ dedi. Ayhan geldi, tanıştık ve hemen kaynaştık. O akşam onu yemeğe götürecektik Ayhan, ‘Yahu çocuklar… Lokantadan bıktım. Burada fasulye – pilav yiyecek yer var mı?’ dedi. Hep birlikte Muzaffer’in evine gittik. Kırmızı biberi bol fasulye pişirdik, pilav pişirdik. Soğanı yumruklayıp salladık kaşıkları… Ayhan da birkaç teklif aldı ama bana kalırsa onun niyeti Amerikan sinemasında filim çevirmek değil, sadece tetkikler yapmaktı.»



FERİDUN ÇÖLGEÇEN – ERDO VATAN

– «Feridun, hayatımda gördüğüm en namuslu adamlardan biridir… Orada epey kaldı. Benden birkaç defa borç aldı ve hepsini kuruşuna kadar ödedi. Hatta son defa, borcunu ödemek için Türkiye’ye dönüşünü de geciktirdi. Orada birkaç filimde prensipal roller aldı. TV filimlerinde oynadı… Erdo Vatan şimdi yine Amerika’da. Lokallerde şantörlük yapıyor.»

Emrullah Haşan, 33 yıl sonra geldiği memleketinde çocukluğunun geçtiği yerleri dolaşıyor, eski anılarını yadediyor.

(Alıntıdır. Bkz. https://www.tozlumagazin.net/shop/urun/ses-dergisinin-1971-tarihli-22-sayisi)

26.11.2020 01:28

Kategoriler:   Ana Sayfa

Yorumlar