Menü

Enstrüman Hastası

Müzikle doğup, yine müzikle iç içe büyümüş bir insan doğal olarak müziksiz bir yaşam düşünemez. Çünkü müzik sesiyle doğmuş müzik sesiyle büyümüştür. Kısacası müziksiz bir yaşam düşünememesi son derece doğal bir davranıştır. Ama bir de aşırısı var ki bu işin, buna en güzel örnek olarak İsmet Merih’i gösterebiliriz…



İsmet Merih kendi branşında, yani piyanist şantörlükte belli bir kariyere gelmiş ve müzikseverlere kendisini tanıtmayı bilmiş olan bir sanatçı. Profesyonel olarak uzun geçmişlere dayanan bir mazisi olmasa da, yine de şu an hayatının en önemli olaylarından birini müzik oluşturuyor. Kendi branşında belli bir yere gelebilmek için oldukça mücadele veren sanatçı bugün artık İsmet Merih adını belli bir müzik seviyesi olan kişilere kabul ettirmiş biri. Şu sıralarda da piyanist şantörlüğünü başarıyla sürdürüyor sanatçı. Gerek günümüzün sevilen şarkılarında, gerekse kendi besteleri olan hafif müzik parçalarında oldukça başarı kazanıyor. Ama nedense bir türlü müzikten para sahibi olamıyor… Bunun nedeni de müziğin ona kazandırdıklarının tümünü tekrar müziğe yatırıyor olması. Sanatçı tam anlamıyla bir enstrüman hastası. Şu anda geniş bir orkestranın çıkarabileceği en güzel sesleri elde edebileceği bir enstrüman kompleksine sahip.



Sahneyi alıp şarkılarını söylemeye başladığı zaman Türk sanat müziğinde olsun, hafif müzikte olsun, en ince bir enstrüman sesi bile duyuluyor son sistem aletlerinde.

Böylelikle kendisini dinlemeye gelenler, eşsiz bir orkestra havasında doyumsuz bir konser izleyerek hoşnut bir şekilde ayrılıyorlar lokalden…

(Alıntıdır.Bkz:http://www.tozlumagazin.net/shop/urun/sey-dergisinin-1984-tarihli-19-sayisi/)

13.10.2020 11:31

Kategoriler:   Ana Sayfa

Yorumlar