Menü

Ersan Barkın Nişanlandı

Ersan Barkın NişanlandıHatırlar mısınız bilmem, bundan iki ay önce (31.8.1968 tarihli SES’te) sizlere garip bir nişanın hikayesini anlatmıştık. Geçen hafta evlenmelerini verdiğimiz Cem Karaca ile Meriç Baraşan tutmuşlar ve sanki yer kalmamış gibi yataklı vagonda nişanlanmışlardı. Onların nişanını anlatırken duyduğumuz başka bir nişan olayı aklımıza gelmiş ve yazının bir köşesine de onu sıkıştırmıştık. Böylece önce arabalı vapurda, sonra da trende nişanlananları anlattıktan sonra da yazının sonunu aynen, «Neyse, uzun lafın kısası vapurdan sonra tren de sırasını savdı. Şimdi kala kala bir otobüsle, bir uçak kalıyor,» diye bitirmiştik… Sen misin bütün vasıtaları bir bir say da, İstanbul’un en renkli taşıtı olan dolmuşları unutan…

Şehir tiyatrosu aktörlerinden Ersan Barkın, unutkanlığımızı şırak diye yüzümüze vurdu ve kalktı dolmuşta nişanlanıverdi…

BİR AŞK HİKAYESİ

Ersan Barkın NişanlandıGeçen yıl İstanbul Şehir Tiyatrosu’nda «Söyle Sen Kimsin?» adlı piyes oynanıyormuş. Üsküdar’da oturan, koleje giden esmer, çıtı pıtı bir kız da, gecelerden bir gece annesiyle, babasıyle tiyatroya gitmiş. O gece herkes piyesi seyrediyormuş, ama «Hara» adlı kızın gözü ne piyeste, ne dekorda. O, gözlerini sahnede rolünü yapmaya çalışan Ersan Barkın aulı genç aktöre dikmiş. Tabii tanışmadıkları için kulise gidip de «Söyle kimsin sen?» diyememiş ve tutmuş, elindeki dergideki rol dağıtımı listesine bakıp adını öğrenmiş. Sonra sorup soruşturmaya başlamış. Meğer Ersan, Amerikan Sanat ve Lisan Dershanesinde «Tiyatro Öğretmenliği» yapmıyor mu? Hara, hemen gidip oraya kaydolmuş ve böylece Ersan’la da tanışmış. Sonra dersler başlamış. Bir ders, iki ders, üç ders derken, Hara, öğretmenine yabancı dil bilip bilmediğini sormuş ve, «Hayır» cevabını alınca başlamış 1968 yılında kendi çapında iddialı olan bir aktörün dil bilmemesinin ne kadar «ayıp» olduğunu anlatmaya. O anlatmış, Ersan düşünmüş, Ersan düşünmüş o anlatmış ve sonunda Ersan, «Doğru,» demiş. «Bugünden tezi yok bir hoca arayayım.» Zaten Hara’nın da istediği bu 6 kelimecik. Hemen kızarmış, bozarmış sonunda baklayı ağzından çıkarmış, «Uzağa gitmeye ne hacet,» demiş. «Ben sana öğretirim.»

İngilizce dersi, tiyatro dersi derken, gezip tozmalar başlamış ve sonunda iş, gelip nişanlanmaya kadar dayanmış. «Nişan» kelimesinin ağızlarından çıkışıyla da sanki yer yerinden oynamış. Hara’nın annesiyle babası «Olmaz efendim,» diyorlarmış. «Biz tiyatro artistine kız vermeyiz.» Hara, evdekilerin dediklerini Ersan’a 34 DH 157 plakalı dolmuşta bir bir anlatınca, Ersan’ı almış bir düşünce. Mesleğini bıraksa, bırakamaz, çünkü tiyatroyu çok seviyor. Kızdan ayrılsa, ayrılamaz, çünkü onu tiyatrodan fazla seviyor. O kara kara düşünürken Hara hızır gibi yetişivermiş, «İster misin har şeyi bırakıp sana geleyim,» deyivermiş.

DOLMUŞTA NİŞAN

Hikayenin bundan sonrası tıpkı bir Türk filmi… Yani «mutlu son» la bitiyor. İki genç dolmuştan iner inmez evlerine koşmuşlar ve kendi ana – babalarına pattadak, «Biz yarın nişanlanıyoruz,» demişler…

Ersan Barkın NişanlandıBiz bütün bunları Beşiktaş’taki Bebek dolmuş durağında Ersan’la Hara’ya yardım ederken öğrendik. «Yardım ederken,» diyorum. Çünkü tam dört kişi, her gelen dolmuşun plakasına bakıp «Bu değil,» dedikten sonra, gözümüzü yola dikiyor, uzaktan dolmuşları gözlüyorduk. Nihayet karşıdan «34 DH 157» plakalı dolmuş gözüktü. Hemen Hara’yla Ersan sıranın sonuna yanaşmış olan arabaya koşup arka tarafa bindiler. Biz de tabii şoförün yanında yerimizi aldık ve yaşı herhalde yarım asrı geçkin taksi, sallana sallana yol almaya başladı. Tem Şeref stadının önünde Hara’yla Ersan birbirlerine parmaklarını uzattılar ve yüzüklerini taktılar. Yolda hikayeyi öğrenen ve taksisi böylesine mutlu bir olaya sahne olduğu için pek keyiflenen «Tahsin usta» da, yeni nişanlıları ilk tebrik eden adam oldu. Oradan Ersan’ların evine gittik. Nişanlılar el öpmeye Ersan’ın annesinden başladılar. Biz onları orada bırakıp çıktık, idarehaneye geldik, daktilonun başına oturduk, yazımızı yazdık ve ellerimizi açıp duamızı yaptık: «Bizi, at arabalarının şerrinden koru Yarabbim. Bu soğuk havada dört tarafı açık arabalarda nişan takip etmek uğruna bizi hasta etme Yarabbim. Sen bundan sonra nişanlanacak sanatkarlara akıl fikir ver Yarabbim… Onların aklına uçaktan, vapurdan, trenden başka nakil vasıtası getirme Yarabbim…»

(Alıntıdır. Bkz. https://www.tozlumagazin.net/shop/urun/ses-dergisinin-1968-tarihli-46-sayisi)

10.08.2019 23:13

Kategoriler:   Ana Sayfa

Yorumlar

  • Yayınlandı: 24 Ağustos 2015 16:53

    Cemre Kan

    aile arası nişan diye bisey yokms heralde o yıllr :d
  • Yayınlandı: 24 Ağustos 2015 17:28

    DAMLA GÜZEL

    ahaha valla haklısınız galiba :D
  • Yayınlandı: 4 Eylül 2015 12:59

    SEDAT VELİ

    yılmamışlar takmışlar yüzükleri yakışır be :D