Menü

Fenerbahçe’de Neler Oluyor?

FENERBAHÇE gün gün çöküşe doğru sürüklenmektedir. İzmir’de Altay’la maçı vardır Fenerbahçe’nin, Saha, Türkiye’nin en iyi sahasıdır. Düne kadar futbolcularının yanı sıra, Türkiye’deki kötü zeminlere suç bulan Alman Teknik Direktör, Altay maçından galibiyet beklemektedir. Bu olmazsa demeci hazırdır; «iyi sahaya rağmen sonuç alamadık. Bu takım bitmiştir…»



Fenerbahçe, İzmir Atatürk Stadı’nda Altay ile berabere kalıyordu… Tek gol atamadığı gibi pozisyona dahi giremiyordu. Maçı izleyen otoriteler, Fenerbahçe’yi bir mahalle takımına benzetiyorlardı.

Maç sonrası Rausch soyunma odasında sezon içindeki en büyük showunu oynayacaktı. Basın mensuplarının soruları haşlamadan Alman demeci patlattı: «İstifa ettim. Yarın ilk uçakla Almanya’ya dönüyorum.»

Bu arada Altay maçı sırasındaki önemli bir olayın sebepleri soruldu Rausch’a… Ali Kemal oyundan alınınca kramponların saha kenarındaki Rausch’a doğru fırlatmıştır… Tüm İzmir seyircisi bu olayı hayretler içinde izlemişti. Rausch’un cevabı çok garip olur, Siz yanlış yorumluyorsunuz… Ali Kemal yorgunluktan dolayı ayakkabılarını çıkarttı.» Herkes birbirine bakar, gülümsemeler başlar.



Rausch Ali Kemal’i tüm futbolculardan ayırmış, verimli olamamasına rağmen devamlı takıma koymuştur. Büyük istikbal vaadeden Mustafa gibi bir genci yedek kulübesine çakmıştı. Bunun tek nedeni de şuydu; bir sezon önce Mustafa’yı direkt adam yapan Ziya Şengül’ün yaptıklarının tam tersini yapmak… Çünkü Sengül, bir gazetede yazdığı kritiklerle Rausch’u yerden yere vurmaktaydı. Şengül’den ancak böyle intikam alınabilirdi. Ama Fenerbahçe uçuruma gidiyordu…

Altay maçının ertesi sabahı Fenerbahçe burnunda büyük bir telaş vardı. Alman istifa etmişti ya… Kalamış koyunun birkaç metre uzağındaki bir apartmanın üçüncü katında da telaş vardı. Yönetim Kurulu üyesi Semih Bayülken, yanında kulüp müdürü Serkan Acar ile birlikte Rausch’un kapısını çalmışlardı. Saat sabahın 9’u idi. Alman büyük bir havayla kapıyı açmıştı.



– «Aman Hem Rausch, istifanızı geri alın. Takımı bu kritik dönemde yalnız bırakmayın. Bundan böyle ben devamlı desteğiniz olacağım, her zaman olduğu gibi.»

Bayülken, Rausch’a dil döküyordu. Rausch’un çok sevdiği Serkan Acar da, Bayülken doğrultusunda konuşuyor, Alman’dan istifasını geri almasını rica ediyordu. Bir saati aşkın süren konuşmalardan sonra Rausch istifasını geri alıyordu. Aslında Alman’ın İstanbul’dan kopmaya hiç niyeti yoktu. Ama böyle bir show ona yeniden puan kazandıracaktı. İstifa geri alınacak, yüreklere su serpilecekti. Rausch bir kere daha büyük adam olacaktı.



YÖNETİM KURULU’NDAKİ SHOW

Semih Bayülken saat 11.00’e doğru kulübe gelir. Basın mensuplarına Rauseh’un akşam yapılacak yönetim kurulu toplantısında istifasını geri alması için ricada bulunacağını açıklar. Aslında istifa çoktan geri alınmıştır da, olayı bütün yönetim kurulunun onayından geçirmek gerekmektedir. Alman da bu oyuna razı olur. Neden mi? Çünkü İstanbul’u sevmektedir. Yaşı 41’dir. Tatilini, «Dolçe – vita»sını sürdürecektir.



Akşam yapılan yönetim kurulu toplantısında Rausch şahane bir show yapar. Üyelerin istifasını geri alması konusunda yaptıkları ricaları 1 saati aşkın bir süre reddeder. Ama sonunda sanki Fenerbahçe’nin çıkarlarını çok düşünüyormuş gibi, istifasını geri olmayı kabul eder… Böylece yönetim de etrafa çok büyük iş başarmış havasını vererek, eleştirileri biraz olsun hafifletir.

Aslında Rausch bir kere daha yönetimin üzerine çıkmayı başarmıştır. Semih Bayülken’in Fenerbahçe’de her şey demek olduğunu anlamıştır. Bu gelecekteki kongre için de bir tüyodur. Bayülken’in sonsuz etkisinin bir miktar hafifletilmesi gerekmektedir. İşte bu olay 13 Nisan’daki kongre stratejisinin ilk adımıdır.



KIBRIS VE ANTALYA

Rausch yönetimden aldığı yeni tavizi kullanmak istemektedir. Takımın aradaki boşluktan yararlandırılmasının doğru olacağını belirtir ve Kıbrıs’da kamp ister, Ancak bu kampın gerçekleşmesi için yapılacak çalışmalar sürenin azlığı yüzünden olumlu sonuç veremeyecektir. Yönetim bunu Rausch’a tebliğ eder Alman çok kızar. Ertesi gün atladığı gibi bir uçağa, tercümanı ile birlikte Kıbrıs’a gider. Kimsenin haberi yoktur. Takım yine bir – iki günlüğüne Arda’nın eline kalmıştır. Alman, Vural’ın kendisini devamlı sabote etmesine aldırmamaya devam eder. Kıbrıs, Fenerbahçe’den daha caziptir. Söylentilere göre Rausch’un Kıbrıs’da bir bayan arkadaşı vardır. Ona verdiği randevuya ne pahasına olursa olsun, gidecektir. Ama şöyle ,ama böyle…



Fenerbahçe Yönetim Kurulu Rausch’un bu beklenmeyen seyahatine çok öfkelenir ama, tabii kendi içinde. Rausch’a 24 saat önce taviz verilmiştir. Alman bunu iyi değerlendirir.

Kıbrıs dönüşünde, takımın Antalya’da kampa alınmasını teklif eder.. Yönetim kurulunun bazı üyeleri, büyük masrafı gözönünde tutarak buna karşı çıkmak isterler ama, dizginler kaptırılmıştır bir kere. Rausch’un isteği yerine getirilecektir.

Fenerbahçe’nin Antalya’daki saha içi çalışmaları devam ederken, saha dışında da teknik adamlar başka işlerle meşgul olmaktadırlar. Turistik tesislere güneşlenmeye gelen Alman bayanlar, kendi lisanlarını konuşan insanlar bulunca işler karışır.



Arda Vural gazetelere manşet olur. Bir Alman bayan turistle sarmaş – dolaş fotoğrafları çıkar. Vural, mesai saati dışında dilediği gibi yaşayabileceğini belirtir. Rausch’un da söylentilere göre aynı günlerde bir başka Alman bayanla İlişkisi olmuştur. Hatta, Kıbrıs’dan Antalya kampını ziyaret eden bir başka bayan daha olduğu ağızdan ağıza dolaşmaktadır.

Antalya olaylarının basına aksetmesinden sonra yönetim kurulu nihayet varlığını ispat eder ve Arda Vural’ın görevine son verir. Ancak tazminat ödemekten kaçınmak için, 15 gün izin verildiğini açıklar. Rausch da rahatlamıştır. Kendisi suya – sabuna dokunmadan, yönetim Arda Vural’ı takımın başından uzaklaştırmıştır. Artık meydan Rausch’undur. Şimdi istediği gibi o oyuncuyu atar, bu oyuncuyu tutar. Tekerleği istediği gibi döndürecektir. Ama tekerlekler arabayı düzlüğe değil, uçuruma yaklaştıracaktır… Kısacası yönetim sanıklardan birisini mahkum etmiş ama, diğerini affetmiş ve üstelik sınırsız bir özgürlük de tanımıştır.



RAUSCH’A TRANSFER TEKLİFLERİ

Şimdi Rausch tek başına daha verimli olacaktır. Bu, genel kanıdır. Çok da iyi bir fırsat gelmiştir, Rausch’un önüne bu kanıyı doğrulamak için.

Ligde kalabilmek için çırpınan Mersin İdmanyurdu ile Türkiye Kupası’nda karşılaşacaktır Fenerbahçe. İstanbul’daki ilk maçı Sarı – Laciverttiler 2-0 kazanırlar.

Müsabakadan sonra Rausch, Arda Vural’ın 15 günlük izni bittikten sonra görevine devam etmeyeceğini açıklıyordu. Yani, Mersin’i yenisinin tek başına çalışmış olmasından kaynaklandığını vurgulamak istiyordu. Ve hemen ertesi gün de gazetelerde şöyle bir haber çıkıyordu: «Rausch, Ajax’ın kendisine teklif yaptığını doğruladı ve teklifi kabul ettiğini açıkladı.»



İşte Rausch’un büyük olduğunun bir ispatı daha!.. Ama ne derece doğru idi bu haber?.. Bu ve buna benzer haberler Fenerbahçe maç kazandıktan sonra sık sık gündeme geliyordu. Amaç, «Aman ne olur gitme, burada kal» denilmesini sağlamaktı. Maç kaybedildiği zaman da gerekçe hazırdı; «Bu takımın kapasitesi kazanmaya yeterli değil». Yönetimden de kimse çıkıp soramıyordu; «Kazanınca takım iyi de, kaybedince mi kötü?».

Mersin’deki rövanş karşılaşması da 2-0 kazanılıyordu. Rausch hemen demeci patlatıyordu; «Fenerbahçe hakkıyla kazandı. Türkiye Kupası bizim olacak». Bu nasıl olacaktı?.. Hani Fenerbahçe’nin kapasitesi düşüktü. Bir sihirli değnek mi, gezinecekti Fenerbahçe’nin üzerinde?

(Alıntıdır. Bkz. https://www.tozlumagazin.net/shop/urun/ses-dergisinin-1981-tarihli-27-sayisi)

21.01.2021 21:09

Kategoriler:   Spor

Yorumlar