Menü

Fenerbahçe’de Şike

FENERBAHÇE ligde adım adım kötü sona doğru giderken, başına bir de kongre belası geliyordu. Fenerbahçe koltuğunun kıymeti bilinmektedir,.. Bu sebeple de takımın yüzüne bakan kalmamıştır. Herkes o güzide koltuklardan birisini kapmanın yolunu aramaktadır.

Sonuçta, öteden beri başkanlık için lafı edilen Ali Sen, Başkan seçiliyordu. Hem de hazırladığı listeyi genel kurula zorla kabul ettirerek.



Eh, şimdi rahatlamıştı Fenerbahçe… Birçok milyonerin bulunduğu bir yönetim kurulu oluşmuştu. Paralar su gibi akacaktı. Ve, F.B. ligde yeni bombalar patlatacaktı.

Adana’daki 3-3’lük beraberlik tüm ön tahminleri doğru çıkarıyordu… Lig şampiyonluğuna oynayan bir takımdan deplasmanda puan alınmıştı. Hem de 3 gol atılarak. Şimdi Fenerbahçe’de bir soru soruluyordu: «Bizim takımda demek ki iş varmış. Adanaspor’a 3 gol attığına göre…» Cevaplar ise şu genelde birleşiyordu: «Ali Şen geldi böyle oldu. Şimdi takım daha iyiye gidecek.» Rausch da Adana beraberliğinden sonra ligde kaçan mutluluğu, kupada yakalayacaklarını söylüyordu. O kapasitesi düşük, kötü takımı ile bunu nasıl başaracaktı?



ANKARAGÜCÜ MAÇI KAYBEDİLİYOR

Fenerbahçe, Türkiye Kupası’nın yarı finalinde Ankaragücü’nün karşısına çıkıyordu… İstanbul’daki ilk maç 1-0 kaybediliyordu. Rausch, bu defa hakeme çatıyordu. Fenerbahçe’nin üzerinde dolaşarak, mutlu günleri getirecek olan sihirli değneğe ne olmuştu? Ali Sen’le parlak günlere yönelecek Fenerbahçe, tutunacağı tek dalı da yakalamıyordu.

Ama ümitler yine de kırılmış değildi, yöneticilere, Rausch’a göre… Rövanşta işler düzelir, Fenerbahçe finale kalırdı.



Hemen bir kampanyaya girişildi.. Taraftarların emrine otobüsler tahsis edilecek ve Ankara 19 Mayıs Stadı’nda yaratılacak bir gürültü ile maç kazanılacaktı. Amigoların ceplerine de yeni yönetim tarafından üç – beş kuruş konuluyor, tribünlerden yönetim aleyhine çatlak sesler çıkması önleniyordu.

NECDET NİŞ VE ENVER KATİP FENERBAHÇE’DE

Fenerbahçe’de sezon sonu gelmeden teknik yönetimde değişiklik oldu. Daha önce görev yapmış iki teknik adom Necdet Niş ve Enver Katip ile anlaşıldı. Katip, saha içi çalıştırıcısı, Niş de menajer olacaktı. Bu, aslında Rausch’a prim, ödül oluyordu… Niş, her türlü karmaşık işle uğraşacak, transferleri yapacak, otel ayırtacak, yıl içi takvimini düzenleyecek, futbolcuların her derdi ile ilgilenecek, yönetime karşı takımdan sorumlu olacaktı. Enver Katip de, Rausch’un idman programını uygulayacaktı. Ve böylece Rausch rahat edecekti. Üstelik hasına demeç de vermeyecekti. Yani tam anlamıyla tek başına kalacak, sorumluluk almayacaktı. Takım kurma, taktik vermenin dışında hiçbir işi olmayacak, bu defa dilediği gibi yaşamaya daha hızlı bir biçimde devam edebilecekti.



ANKARAGÜCÜ, FENERBAHÇE’Yİ ELİYOR

Ankara’da rövanş maçı her türlü çırpınışa rağmen kazanılamıyor ve Fenerbahçe son ümidi kupadan da oluyordu. Artık sezon bitmişti Fenerbahçe için. Rausch ve yöneticiler böyle düşünüyorlardı. Oysa lig bitmemişti. Fenerbahçe için küme düşme tehlikesi söz konusu idi. Bu gözden kaçıyordu.

Öylesine gözden ıraktı ki, küme düşme tehlikesi Fenerbahçe Teknik Direktörü Rausch için… Bunu talihsiz demeçlerle ortaya koyuyordu. Ligin bitimine 4-5 hafta kala, «Fenerbahçe takımının tamamını sattıracağım… Bu takımdan artık verim düşünülemez».



Bir teknik adam lig bitmeden böyle bir demeç vermemeliydi. Futbolcuların üzerinde olumsuz etki yapacağını, dolayısıyla maç kazanma hırslarının yok olacağını bilmeliydi.

Yeni yönetim, Rausch’un bu görüşüne, en azından, şimdilik karşı çıkacağına, tam tersini yapıyor ve Alman Teknik Direktör’ün isteğinin yerine getirileceğini vurgulamak anlamına, sözleşmesinin 1 yıl uzatıldığını açıklıyordu. Artık Fenerbahçeli futbolcuların sinir sistemi felç olmuş, moralleri sıfıra inmişti. Bundan böyle maçlara amaçsız, heyecansız çıkacaklardı. Çünkü bir daha Fenerbahçe formasını giyemeyeceklerdi. Teknik direktör bunu açıkça lanse etmiş, yönetim kurulundan da onay almıştı.



RİZESPOR MAÇI VE ŞİKE SÖYLENTİLERİ

Fenerbahçe takımının futbolcuları maçı kazanmayı değil, gelecek yıl ne yapacaklarını düşünür olmuşlardı. Tam bu dönemde çok kritik bir maçı vardı Fenerbahçe’nin. Rakip, küme düşmemek için mücadele eden Rizespor’du… Fenerbahçe’nin bu takımdan dört futbolcu transfer edeceği haberleri de yaygınlaşmıştı. Rizespor gibi aynı tehlikeyi yaşayan diğer takımlar, Futbol Federasyonu’na uyarıda bulunmaya başlamışlardı: «Dikkat, Fenerbahçe – Rizespor maçında şike yapılacaktır!»

Fenerbahçe bu suçlamayı maç öncesi ustaca bir manevra ile reddedecekti. Başkan Ali Sen, maçtan iki gün önce şu demeci veriyordu: «Rizesporlu futbolcuları transfer etmekten vazgeçtik. Hedefimiz başka futbolculardır». İşte suçlamalardan kaçınmak isterken, aslında suçlamaları doğrular gibi oluyordu Fenerbahçe…



Ya maçın sonucu? Fenerbahçe İstanbul’da 3-2 yeniliyordu… Federasyon bunun üzerine tahkikat açılmasına karar veriyor ve Fenerbahçe parlak zaferlerle dolu tarihinde ilk defa bir şike tahkikatının içine düşüyordu.

Aslında Fenerbahçeli futbolcular formalarının ne denli şerefli bir forma olduğunun bilincindeydiler. Sadece moralleri yoktu, heyecanları söndürülmüştü. Kırık, buruk çıkıp, oynuyorlardı. Bu yüzden de yenilmeleri kadar doğal bir şey olamazdı. Ama Teknik Direktör Rausch ve onu destekleyen yönerim, lig sonuna kadar sürecek yenilgi dizisinin yaratıcısı oluyordu… Bunun da günahını federasyon bürosunda ifade veren futbolcular çekiyordu.



Fenerbahçe taraftarı da işte bu maçta nihayet feryat ediyor ve, «Rausch istifa» sloganı ile tribünleri inletiyordu. Bu, yönetim ve Rausch için en büyük tehlike idi. Çünkü Fenerbahçe’nin her şeyi, ona yıllardır destek olmuş, onun için her şeyini vermiş taraftarı idi. Taraftar aleyhe dönerse işler bozulabilirdi… Bu yüzden de taraftarların yöneticisi olan amigolar Rausch ve yönetimin aleyhinde tezahürat yaptırmamaları konusunda razı ediliyorlardı!

GAZİANTEP MAÇI VE ADEM OLAYI

Ligin son maçına gelinmiştir. Çok şükür, Fenerbahçe averajla kümede kalmayı garantilemiştir… Bu acı tablo kimsenin umurunda değildir.. Hele Rausch’un, hiç.



Gaziantepspor’a da İstanbul’da kaybeder Fenerbahçe. Ama, maçın içindeki bir olay 1980-81 sezonunun bir saniye içinde aynası olur. Bu olay, Fenerbahçe’nin başarısızlığının tüm nedenlerini yansıtır.

Kendisi yerine transfer edileceği söylenen Gaziantepspor kalecisi Yaşar’ın penaltı atışını Adem kurtarır. Kurtardıktan sonra da kulübede oturan Rausch’un yüzüne doğru tükürür.

Bununla da kalmaz, yakaladığı topu Rausch’a doğru fırlatır… İşte sezon başından heri aşağılanan, her yenilgide sorumlu gösterilen Fenerbahçe futbolcusunun tepkisi.



Ama anlayan kim? Üstelik, ertesi gün Başkan Ali Sen basına şu demeci verir: «Adem, ağzıyla kuş tutsa, artık Fenerbahçe formasını giyemez!»

Evet, Fenerbahçeli futbolcuların hepsi satılacaktır. Rausch böyle istemektedir. Hatta, bir yıl önce türlü çekişmelerden sonra bir hayli pahalıya maledilen İsa’yı bile gözünden çıkartmıştır. Alman’ın isteği doğrultusunda yürütülecektir işler… Yeni yönetimi teşkil edenler aynı kafadadır da, dışarda kalan binlerce Fenerbahçeli başka kafadadır. Ve yeni yönetimin intihar ettiğini söylerler.

Fenerbahçe, Türkiye’ye düne kadar gelmiş yabancıların en az başarılısı Rausch’un çılgınca önerisini kabul etmiş, takımı sil – baştan yapmıştır. Üstelik, yıllardır silinmesine çalışılan borçları 150 milyona çıkartarak…

(Alıntıdır. Bkz. https://www.tozlumagazin.net/shop/urun/ses-dergisinin-1981-tarihli-28-sayisi)

21.01.2021 21:14

Kategoriler:   Spor

Yorumlar