Menü

Fenerbahçeli Aydın Çelik Canından Bezdi

SON model otomobilini kapısının önüne bırakıp, fabrikasına bisikletle giden fabrikatörün hikayesine benziyordu Aydın’ın Fenerbahçe’deki serüveni.. Transfer öncesi Beşiktaşlıların dayayıp-döşedikleri katı elinin tersiyle itercesine gittiği Fenerbahçe’de Avrupa’ya kaçırılan ve yılan hikayesine dönen transferine bir milyon iki yüz bin lira karşılığında atılan imza ile nokta koyan Aydın, şu ana kadar ligde Sarı-Lacivertli formayı ancak iki maçta, toplam olarak 65 dakika giyebilmişti. Bu durumda da büyük umutlarla Fenerbahçe’ye getirilen Aydın’ın her dakikası Fenerbahçe’ye on sekiz bin dört yüz altmış bir bin beş yüz liraya mal olmuştu.



Geçen mevsimin Boluspor’daki flaş adamı ve transferin gözdesi olan Aydın Çelik, büyük çabalar sonunda alındığı Fenerbahçe’de neden oynamıyor, ya da oynatılmıyordu? Acaba Aydın da, Fenerbahçe’ye önceki yıllarda kendisininkine benzeyen girişimlerle getirilen Aydoğan gibi, Cenap gibi, Salim, Zeki, hatta hatta Abdullah gibi mi olacak? Yoksa onlardan bile çabuk mu kaybolup gidecekti? O Fenerbahçe ki, elinin altında bulunan Raşit ve Erdinç gibi iki genç futbolcuyu yok pahasına sattıktan bir süre sonra, geri almak için yüzbinler saymaya kalkışmıştı. Ya Önder’in Adanaspor’a kaptırılışına ne demeliydi? Kısacası, Fenerbahçe’de transferler kadar, sonrası da sür-git bir ilginçlik içindeydi ve işte Aydın bunun son örneğiydi.



Beşiktaş yöneticileriyle soğuk savaşın çıkmasına neden olan olaylar sonunda Fenerbahçe’ye alınan genç futbolcu, oynatılmasını sabırla beklemiş, sonunda da kendisini kadro dışında bulmuştu.

Kimileri, oynatılmayışı için «Aydın, Didi’nin istediği hareketleri yapmadığından oynatılmıyor. Örneğin topa basmaması Didi’yi çok kızdırıyor» diyorlardı. Oysa, antrenmanların süreli izleyicileri, Aydın’ın her söyleneni yaptığını, özel yaşamına da dikkat ettiğini biliyorlardı.



BİR DİNLENDİ PİR DİNLENDİ

Aydın’ın takım yüzü görmemesinin nedeni Trabzonspor maçında başlamıştı. Maçtan önce Didi’ye hasta olduğunu söyleyen Aydın «Keşke dilim tutulsaydı. O gün Sinyor dinlenmemi söyledi. Bugüne kadar dinlenmekten yoruldum» diyordu. Gerçi lig maçında Samsunspor’a karşı 45 dakika oynamış, daha sonra ise «Altay maçında oynayacaksın, hazır ol» emrini almıştı ama bu emir gerçekleşmemişti. Kayserispor maçında ise ancak 20 dakika sahada görünebilmişti.



Bugüne dek futbol hayatında hiç yedek kalmadığını söyleyen Aydın, büyük umutlarla getirildiği Fenerbahçe’de oynatılmayışı yüzünden yılgın ve kırgın olmuştu. «Ne oldu sana? Büyük paralarla geldin, fakat takıma giremiyorsun?» sözlerinden bıkan Aydın, antrenör yardımcısı Necdet Niş ile konuşup «Bolu benim eski takımım, oynamıyacaksam, kampa girmeyeyim. Çünkü yedek çıkmam beni iyice yıkar,» demişti. Niş, durumu Didi’ye anlatmış, böylece Aydın’a bir kez daha «Hazır ol» emri verilmişti. Ne var ki kadro okunup da kendini yedek bulan Aydın, «Yedek çıkmayacağımı söylemiştim. Bana oyun oynadınız» diyerek soyunma odasını terk etmek istemiş, ancak Bolusporlu futbolcular ve takım arkadaşı Cemil’in araya girmesi ile 14 numaralı formayı sırtına geçirerek, ruhsuz bir şekilde sahaya çıkmıştı. Nedendir bilinmez, disiplin açısından hemen o anda gerekeni yapmayan Didi, ceza çarkını daha sonra işletmiş, Aydın kadro dışı bırakılarak Polonya’ya götürülmemişti.



Tüm olaylara rağmen «Oynamak için geldim Fenerbahçe’ye. Oynamadan gitmeyeceğim» diyen Aydın şunları söylüyordu: «Beni Fenerbahçe’ye bizzat Didi çağırdı. Büyük futbolcu olduğumu söyledi. O yüzden geldim. Doğru sözlülük yapıp da hasta olduğumu bildirince sanki kıyamet koptu. Ama artık sabrım kalmadı. Utancımdan dışarı çıkamıyorum. İşe yaramıyorsam söylesinler, vereyim paralarını gideyim eski takımım Bolu’ya.»

Fenerbahçe – Boluspor maçından sonra Sarı-Lacivertli yöneticilerle görüşen Bolusporlular, «Paranızı verelim, Aydın’ı tekrar bize verin» demişler, Fenerbahçeliler ise susmuşlardı. Hemen sonra ise iki yönetici Aydın’a gidip sabırlı olmasını, her şeyin düzeleceğini söylemişlerdi.



Saha içi ve dışındaki söylentilerden usanan, «Bolusporlu futbolcular kendi aralarında para toplayıp Aydın’ı geri alacaklar» sözü kulağına gelen Aydın yeni gelişmeleri umutla beklerken de kendini kadro dışında buluvermişti.

CEZA… AMA NASIL BİR CEZA…

Kadro dışı kalmak… Türk Futbolunda’ nicedir uygulanan ceza idi. Daha bir kaç hafta önce Galatasaraylı Gökmen’in başına gelen bu ceza, Alpaslan’dan teğet geçip Aydın’ı bulmuştu. Ancak, soruna akılcı ve bilimsel verilerle bakılınca, futbolcuyu cezalandırmak için kadro dışı bırakmak; zararları, yararından daha çok olan bir yöntemdi. İlk ten, kadro dışı kalmak, çalışmalara alınmamak, profesyonel futbolcu için «Maaşlı izin» niteliğindeydi. Daha da önemlisi, futbolcuda bir dolu olumsuz ruhsal etkiler yapıyordu.



İşte, bu etkileri ve futbolcuyu kadro dışı bırakmanın sonuçlarını akıl ve sinir hastalıklarının ünlü doktoru Faruk Bayülkem şöyle belirtiyordu:

«Her sporcunun psikolojik durumlarını iyi bilmek gerekir. Futbolcular tıpkı küçük çocuk gibidirler. Ülkemizdeki futbolcuların çoğu öğrenim yapmamış veya yarıda kesmiştir. Bundan ötürü kazandıkları şöhret ve büyük paralar onları ister istemez bunalıma sürüklemektedir. Futbol kumar değil, ilimdir. İlkokulu bitirenle üniversite bitirenin olaylara karşı koyuşu hiçbir zaman aynı değildir. Hatta davranış ve düşünce kondisyonu da aynı olamamaktadır.



Futbolcuyu kadro dışı bırakmak sakıncalıdır. Ruhsal durumu iyi incelenmeden ceza verilen futbolcu kendi koyverir. Bu da takıma ve o futbolcuya zararlı olur. Bunun verine ceza olarak mesleğide daha çok çalışmasını sağlamak veya öteki arkadaşlarının olduğu gün ona antrenman yaptırmak onu tekrar kazanmaya yol açar. Ceza terimi futbolcuyu kompleks içine iter. Bu da uykusuz kalmak, yemek yememek, neşesini kaybetme tarzında reaksiyonunu gösterir. Bazı hallerde ters tepki gösterebilir. Şöye ki; cezaya çarptırılan, ceza, veren kırgınlık, kızgınlık ve hiddet duymaya başlar… Bu da sporcunun ruh ve beden sağlığını bozar.»

(Alıntıdır. Bkz. https://www.tozlumagazin.net/shop/urun/hayat-spor-dergisinin-1974-tarihli-36-sayisi)

20.01.2021 17:28

Kategoriler:   Spor

Yorumlar