Menü

Fenerbahçeli Mikro Mustafa

YABANCI bir sahadaydık… Sakız Adasında… 1954 yılının bir eylül günü idi. Saha çimen, tribünler küçüktü… Bursa Karması adı altında yeşil çimenlerin üstüne çıkmıştık. Eskiden bugünkünden biraz daha ufak boylu idim ve santrfor mevkiinde oynuyordum. O gün Yunan takımına karşı güzel bir oyun çıkarmıştık.



3-1 galip geldiğimiz maç sona erdiğinde iki gol atmanın sevinci içindeydim. Soyunma odamıza dönerken seyirciler sahayı doldurdular. Bir kısmı beni yakalamış havaya atıp tutuyorlar, bir taraftan küçük manasına gelen «Mikro… Mikro…» diye bağlaşıyorlardı. Şaşırmıştım, bir ara ağlamaya bile başlamıştım. O gün bugün, bu adı ben de benimsedim. Adım «Mikro» kaldı. Çok defa oynadığım takımın maskotu zannedilmem bile artık bana garip gelmez olmuştu.»

Fenerbahçe futbol takımının 1.62 boyunda 57 kilogramlık sağaçtğı Mustafa Güven, geçen seneden beri futbol meraklılarının bir numaralı sevgilisi olmuştur. Kendisinin ufak olması, durup dinlenmeden koşması, uzun boylu rakiplerinden daha yükseklere doğru sıçraması bu sempatik sporcuyo kısa zamanda büyük bir şöhret sağlamıştı. Bakın hayatını nasıl anlatıyor.



«Şimdi 23 yaşındayım. Bu vaziyette 1937 yılında doğmuş oluyorum galiba Ben iki yaşına bastığım gün kabzımal olan pederim bizi derleyip toplayıp Bursaya getirmiş. İlkokula orada başladım. Boyum pek nazlı büyüyordu. Arkadaşlarımın yanında yere en yakın ben kalıyordum. Ama buna aldırdığım yoktu. Çok küçük olmama rağmen futbola Namık Kemal İlkokulunda başladım. Dört kardeştik. Hepimiz de erkektik. En büyük ağabeyimiz Acar takımında oynuyordu. Futbola başlayışımda onu seyretmemin büyük tesiri olmuştur. Semtimiz olan Yeşil Türbenin avlusunda bir sürü çocuğun arasında ben de oradan oraya koşuyor, kendimi yerden yere atıyordum. Bu arada ortaokula başlamıştım. İlk defo Yıldırımspor’a girdim. O zaman 14 yaşımdaydım ve yaşım büyültülerek lisans çıkartılmak suretiyle sahaya çıkmam mümkün oldu. Bir yıl sonra Acar İdman takımına geçtim. Bu arada ailemin itirazlarına rağmen ortaokulun son sınıfından ayrılmıştım. Ertesi sene Çelikspor’a, oradan da Adana Milli Mensucat takımına transfer oldum.



«Adanada muvaffakiyetli maçlar çıkarıyordum. Takımımız şampiyon oluyordu. Bu arada Adana karmasında yer almaya başlamıştım. Futbol oynamaktan zevk alıyordum. 1957 de Havagücü idarecilerinden Hüsamettin Tamer’in isteğiyle uçakla Ankara’ya getirildim ve Havagücü’ne alındım, ister istemez asker olmuştum ve iki senem bu takımda geçecekti. İlk sene Ankara amatör küme şampiyonu olduk ve ayrıca gol kıralı da olmuştum. Ordu takımımızla çıktığım ilk karşılaşmayı hiç unutmam. Adana da Amerika Birleşik Devletleri futbol takımı ile yaptığımız maçtı bu. O gün (19 – 0) lık bir skorla maçı kazanmıştık. Ben 190 cm. lik bir zencinin karşısında oynuyordum ve attığım 5 golün 2 sini bu oyuncunun üstünden kafa ile yapmıştım. Ordu takımında 7 defa milli olmuştum. 1958 yılı gelip çatmış, terhis olmama da pek az zaman kalmıştı. Fenerbahçe antrenörü Molnar ile idarecilerden Ahmet Erol Ankara’ya gelerek bir iki maçımı seyretmişler ve sonra da transferim için teklif yapmışlardı. Böylece ilk defa profesyonel futbolcu olarak Fenerbahçe kulübüne transfer oldum.



«Transferim sırasınıda idareciler arasında bir hayli münakaşa olmuş ve bu boyla benim birinci takımda oynayamıyacağım iddia edilmiş, binaenaleyh verilen paranın sokağa atılmış olduğu söylenmişti. Belki genç takımda oynayabilir, diyorlardı. Bu iddialar daha azimli bir şekilde çalışmama sebep oldu. Muntazaman antrenman yapıyor ve bunların haricinde çalışmalarıma yalnız olarak devam ediyordum. Fenerbahçe ile ilk defa geçen sene Kasımpaşa ile oynayıp 6-0 kazandığınız karşılaşmada sahaya çıktım. O gün bana sadece 3 defa pas verilmişti ve bunlardan birini gole çevirmiştim. Bu , maçtan sonra devamlı olarak takımın sağ kanadında yer almaya başladım. Antrenörümün verdiği direktifler sayesinde futbolumu ilerletmeye muvaffak oluyordum. Bu arada taraftarlarımızın da sempatisini kazanmıştım. Vazifemi yapamadığım zaman bir hayli üzülür ve kendimi kabahatli hissederim. Geçen mevsim ilk defa (A) milli takımında yer alışım, futbol hayatımın en şerefli sahifesi olarak hafızamda kalacaktır.»



Mikro Mustafa, Kadıköy’de, Mühürdar’da bir apartmanın en üst katında oturuyor. Dairenin ön tarafı teras halinde ve denize hakim. Küçük odalardan meydana gelen evini Avrupa şehirlerinden aldığı çeşitli eşya ile döşemiş. Yün kazaklara ve yün gömleklere çok meraklı olmalı ki, birbirinin yanına sıralanmış çeşit çeşit renkli gömlek ve kazaklarının sayısı bir hayli kabarık. Boş zamanlarında İngilizce çalışıyor, şiir okuyor, müzik dinliyor, küçük hobisiyle meşgul oluyor. İstikbal hakkında iyi düşünceleri var. «Henüz istikbalimi garanti etmiş değilim. Bir otomobil alıp işletmeyi düşünüyorum. Zaten pek yakında kardeşlerimle birlikte bir de şirket kurmak niyetindeyiz» diyor.



Hafif müzikten hoşlanıyor. Gerek Ordu milli takımıyla, gerekse Fenerbahçe ile Avrupaya birçok seyahat yapmış. «Hemen hemen görmediğim memlecet kalmadı gibi bir şey» diyor. Yalnız bu arada büyük bir isteği var: Bir gün Amerikaya gidebilmek… «Bilhassa» diyor «Teksas’ı öyle merak ederim ki. Belki de pek çok kovboy filmi seyretmiş olmamın bunda büyük rolü vardır.»

Her cuma günü Hayat mecmuasını okumak adetinde olan genç futbolcunun apartmanının kapı zilinde «MİKRO MUSTAFA, FENERBAHÇE FUTBOLCULARINDAN» ibaresi yazılıdır.

31.01.2021 17:43

Kategoriler:   Spor

Yorumlar