Menü

Ferdi Tayfur’un Aşk Mektupları

ARTIK Ferdi Tayfur kendisine bile inkar edemeyeceği bir büyük sevdaya yakalanmıştır… Bunu nereden mi çıkartıyoruz?.. Dilerseniz yine sanatçının kendi el yazısıyla kaleme aldığı günlüğünden bir sayfaya şöyle bir göz atalım:

«Necla, kesin olarak inanıyorum ki, her kalbin bir öyküsü vardır. Ve her aşk yücedir, her aşk saygıya layıktır. Ama benim seni sevmemde aşkın da ötesinde duygular, tutkular ve ihtiraslar var. Mevcut olan bu değerler, benim kalbimde alevler dolusu yangın meydana getiriyor. Meğerse kaderimde sana sevdalanmak da yazıyormuş. Bir eşim ve bir de kızımın olması ve onlara karşı sorumluluk duygusu kalbime her ne kadar büyük ölçüde gölge düşürüyorsa da, yine de senden başkasını gözüm görmüyor. Bu aşk, sana söz veriyorum ki sazımın tellerinden nağmeler çıktığı sürece, sesim varolduğu müddetçe kalbim kalbine ihanet etmeyecek. Seni sevmek kaderimde varsa ben böylesine erdemli bir kaderin önünde sadece diz çökerim. Sevgilim, biricik Necla’m.»



Ferdi Tayfur’a neden Necla Nazır da bir başkası değil, şeklinde bir soru yönelttik. Çünkü biliyorduk ki, her iki sanatçı da birbirlerine çıkar açısından değil de, hakiki anlamda bir dostluk ve bir saygı bütünleşmesi içinde bağlanmışlardır. Her ne kadar bazı basın organları bu ilişkiyi ticari ve sansasyonel amaçlara yöneltmek istiyorlarsa da aslında gerçek hiç de böyle değildir. Neden mi? Gelin bu sorunun cevabını Ferdi Tayfur’un kendisinden alalım:

«Birbirimize bu denli uzun süre sahip çıkmamızın en önemli nedeni aynı noktadan hayata başlayan iki ayrı insan olmamızdan kaynaklanıyor. İkimizin de bugünlere ulaştığı nokta kenar mahallelerden, yoksul ve sefalet dolu bir yaşamdan geçmiştir. Özünde dürüstlük ve namus, bu ilişkinin karakterinde sevgi saygı ve anlayış yatmaktadır. İkimizin o kadar çok konuşacağı ortak konu ve birbirimize anlatacağımız o kadar çok ortak anılar var ki, işte bu müşterek yanımız bu sevginin temel taşı oldu diyebilirim.»



Antalya dönüşü Necla’nın yemek davetini kabul eden Ferdi Tayfur, bu yemeğe cevap vermek ister… Amacı müsait bir zamanda ilk filminin rol arkadaşını bir lokantaya götürmektir. Bu fırsat nihayet çıkar… Otomobille giderlerken Ferdi Tayfur, Necla Nazır’a birlikte bir yemek yemek istediğini ve bunu söylemenin kendisine büyük heyecan verdiğini anlatmaya çalışır. Necla Nazır, önce bir kahkaha atar ve Ferdi’ye dönerek şöyle der:

«Şimdiye dek seni izliyordum. Bir şey söyleyeceksin ama ne söyleyeceğini merak ediyordum. Meğer bunun için mi bu kadar sıkıntı çekiyordun?»

Bu cevap Ferdi Tayfur’u da oldukça güldürür ve içini ferahlatır… Evet her şey iyi güzeldir de bir sorun… Acaba yemeği nerede yiyeceklerdir… Öyle ya, ikisi de ünlü birer kişidir… Hele hele Ferdi Tayfur’un evli olması işi daha da güçleştirir… Ya birileri görürse, ya bir objektif kendilerini yakalarsa… Her şeyin yolunda gittiğini sanan Ferdi Tayfur – Necla Nazır bu sorular karşısında hayli bocalarlar… Önce Ferdi Tayfur’dan bir teklif gelir..

«Şöyle İstanbul dışında bir yere mi gitsek?»

«Hayır…» der Necla Nazır… «Çok uzak olur… Eve geç kalmak istemiyorum… Hem nereye gitsek kısmette yakalanmak varsa Türkiye’nin ötesinde de bu görülür ve gazetelere geçeriz…»



«Peki neresi olsun… Ben İstanbul’un girdi çıktısını pek bilmem… Sen nereye istiyorsan oraya gidelim… Benim sana teklif edebileceğim hiçbir yer yok…»

«Düşüneyim de biraz… Dur… Dur bakayım aklıma geldi galiba… Küçükçekmece’ye gidelim mi Ferdi?»

«Olur… Nasıl bari kuytu bir yer mi?»

«Tabii… Orada tanıdık garsonlar da var hem… Sır saklarlar…»

Ferdi Tayfur direksiyonu Topkapı istikametine doğru kırar… Ortalama bir süratle yol almaya başlarlar… Aslında bu yolculuk onların yeni hayatlarındaki yolun başlangıcı sayılan ilk kilometre taşlarıdır…



Yarım saat içinde Küçükçekmece’ye varırlar… İlkbaharda bir akşam üstüdür… Yollar tenha, güneş batmak üzeredir…

Necla Nazır, işaretler yoluyla Ferdi Tayfur’a, gidecekleri lokantanın yerini tarif eder… Büyük bir lokantadır burası… Göl kıyısında ve bahçe içinde… Kimsecikler yoktur.. Girip en az görülebilecek bir köşeye otururlar… Garson gelip ne istediklerini sorar… Ferdi Tayfur «Rakı» der… Ancak rakı yoktur burada… Garson «Eğer rakıda ısrar ederseniz komiyi gönderip aldırayım» diye yol gösterir…

Aradan beş-on dakika geçmemiştir ki bir sürahi içinde rakı gelir… Soğuk mezeler ve ardından da ızgara et… Ve karışık meyve…

Oturdukları süre içinde çok az konuşurlar… Yürekleri adeta gözlerine yansımıştır ikisinin de… Doya doya ve uzun senelerin özlemini içlerine sindircesine birbirlerini izlerler… Bu bakışların dışında söyleyecekleri hiçbir şeylerinin olmadığını her ikisi de anlamıştır zaten… Rakının etkisiyle olsa gerek, Ferdi Tayfur Necla Nazır’a biraz daha sokularak bir bestesini mırıldanmaya başlar… Necla Nazır bu sihirli sesin kulaklarında yaptığı yankıyla büyülenmiş gibidir… Kendinden geçercesine ve soluk dahi almaktan çekinircesine Ferdi’sine kulak verir… Dinler ve şarkının bildiği yerlerine katılır… Yer yer birlikte söylerler… Saatler su gibi akıp geçmektedir… Hesabı ödeyip kalkar ve İstanbul’a dönerler… Necla Nazır evine. Ferdi Tayfur’da Aksaray’daki oteline…



İlk geceki buluşmayı diğer geceler izler… Hemen hemen her akşamüstü aynı yere yemeğe giderler… Bilinçli ya da bilinçsizce doludizgin bir yaşama başlarlar… Zaman zaman oturup özeleştirilerini yaptıkları olur ama bundan hiçbir yarar görmezler… Bir kez olan olmuş, kalpler sevda düğümüyle kenetlenmiştir… Bir diğer deyişle ok yaydan çıkmıştır artık…

Ferdi Tayfur hayatında tatmadığı bir sevinçle, bir heyecana koyvermiştir kendini… Filmde oynadıkları rol gereği olan aşk sahnelerini bile duyarlı bir anlatımla, gerçek bir görünümle oynamaya başlamışlardır… Birbirlerine sarılmaları gerekiyorsa, en içten bir biçimde sarılıyorlar, ellerini tutmaları gerekiyorsa, sımsıkı parmaklarını geçiriyorlardı…



Yeşilçam çevresi yavaş yavaş farketmeye başlamıştı bu ilişkiyi.. Her kafadan bir ses çıkıyordu… Kimi reklam aşkı diyordu, kimi de sanatçıları çıkarcılıkla suçluyordu… Tabii bu söylentiler fısıltı yoluyla magazin basınına da intikal etmekte gecikmemişti… Ama her şeye karşın bu konuda kendilerini suçlama gereği görmüyorlar ve aşkın verdiği güçten olacak, hiçbir polemiğe girmeksizin ilişkilerini sürdürüyorlardı…

Ferdi Tayfur, evli oluşunu bir engel olarak görmüyordu. Çünkü ailesine ve evine karşı olan sorumluluğunu en ince noktasına kadar yükleniyordu… Aşkı oluşturmak, ona yön vermek nasıl elinde değilse, ona çık git demek de iradesinin dışında bir olguydu…



Necla Nazır yeni bir filme başlamıştı… «Yangın» isimli filmde Ferdi Tayfur yoktu… Film İstanbul’da çekiliyordu… Ferdi Tayfur İse Adana’daydı… Necla Nazır bir günlük boşluktan yararlanarak bir taksi tutar ve Adana’ya gider… Ferdi’yle buluştuğunda göz bebeklerinde hüzün vardır… Ferdi’den ayrılmak istediğini söyler ve vedalaşarak Adana’dan ayrılır… Her ikisi de büyük yıkıntı içindedir… Ama, kopmanın kendilerine daha fazla yarar getireceğini düşünerek böyle bir karara varmışlardır…

15 ay kadar birbirlerini hiç görmezler… Öyle ki, Ferdi Tayfur plak doldurmanın dışında İstanbul’a dahi gelmez… Ve o sıralarda sanatçının bir plağı satışa çıkar…

Bakın şarkının sözleri nasıldır? Adeta Nacla’sına seslenir gibidir bu yapıtında:



«BİR DUAMIZ VARDI TANRIDAN BİZİM

AYRILMASIN DİYE BİRLEŞEN ELLERİMİZ

HAYALLER KURARDIK GELECEK İÇİN

HANİ ÖLÜMSÜZDÜ YÜCE SEVGİMİZ

HER GECENİN SABAHINDA

BAŞIM YİNE DÖNER DÖNER

GETİRMİYOR SENİ BANA

KISA KALIYOR GECELER

BAKARSIN KESİLİR SANA GELEN BU SESİM

ŞUNU BİL Kİ VEFASIZ İSMİNDİR SON NEFESİM

SEN ACI ÇEKERKEN SANMA Kİ BEN MUTLUYDUM

SENDEN GELEN DERTLERE BİTERKEN BAŞLIYORDUM

HER GECENİN SABAHINDA

BAŞIM YİNE DÖNER DÖNER

GETİRMİYOR SENİ BANA

KISA KALIYOR GECELER»



Bu şarkı Necla Nazır’dan ayrılışın dördüncü ayında yazılmış ve bestelenmiştir… Sözlerde de dile getirildiği gibi Ferdi Tayfur sevgilisine büyük özlem ve aynı zamanda da sitem duymaktadır.. Böyle bir sevdanın ayrılık şarkısı da herhalde bundan iyi ve anlamlı biçimlenemezdi, bir yürekte…

Yine o bunalımlı dönemlerde sanatçının yazıp bestelediği bir diğer eser ise şöyle başlayıp nasıl noktalanıyordu, bakın… Bütünüyle Necla Nazır sevgisinden filizlenen beste, aynı zamanda Ferdi Tayfur için çok büyük önem kazanmaktadır…

(Alıntıdır. Bkz. https://www.tozlumagazin.net/shop/urun/ses-dergisinin-1981-tarihli-27-sayisi)

28.09.2020 14:28

Kategoriler:   Ana Sayfa

Yorumlar