Menü

Ferdi Tayfur’un Tutkulu Aşkı

AYRILIK bir yılı aşkın bir süredir devam etti.. Ne Necla Nazır, Ferdi Tayfur ile ilgili bir haber alıyordu ne de Ferdi Tayfur sevgilisine dönmek için ilk adımı atacak cesareti kendisinde bulabiliyordu… Rastlantı bu ya, hiçbir yerde de birbirleriyle karşılaşma imkanı olmadı bir türlü… Gerek Tayfur, gerekse Nazır, öylesine bir çıkmaz içindeydiler ki, basında herhangi birisine İlişkin bir haber ya da fotoğraf çıktığında, yakın dostları o yayın organını kendilerine göstermemeğe gayret ediyorlardı… Zaten her ikisinin de arzu ettikleri, bir anlamda buydu…

Ferdi Tayfur yalnız sevgilisini yitirmekle kalmayıp ilk filminin rol arkadaşını da kaybediyordu… 1977 yılından 1978 yılına kadar sanatçı ardı ardına birçok film çekti… Canan Perver’le «Derbeder» filminde, Itır Esen’le «Benim Gibi Sevenler» de, Oya Aydoğan ile de «Son Sabah»ta oynayıp beyazperdede adını iyice duyurdu…

Günler ve haftalar bir su gibi akıp gidiyordu… Yaşanan bir hayat hiçbir zaman geri gelmiyordu.. Ama kaderleri bu iki sevgiliyi ilk kez karşılaştıkları bir yazıhane odasında yeniden biraraya getirdi.

Yıl 1978… Yılın son ayları… Soner Film Şirketinin sahibi Hulki Bey, yeni bir filmin hazırlığı içindedir… Ferdi Tayfur’u davet eder yazıhanesine ve hiçbir yapımcının cesaret edemediği bir soruyu sorar…

«Seninle bir film yapmak istiyorum. Ama bir şartım var. Kabul etmen için ne lazım gelirse yapacağım.»

Ferdi Tayfur bu umulmadık meçhul öneri karşısında bir an irkilir… Ne olabileceği konusunda bazı ihtimaller hesabı yapar kafasının içinde… Ferdi Tayfur’un bu mütereddit suskunluğu devam ederken Hulki Bey ağzındaki baklayı nihayet çıkartıverir:

«Necla Nazır’la birlikte oynayacaksınız Ferdi…»

«Ama nasıl olur?…» diye, ayağa kalkar Ferdi Tayfur… Salonun içinde bir o yana bir bu yana dolaşmaya başlar…

«Bu benim kabul etmemle olmaz ki, Hulki ağabey… Ya o ne der?…»

Kendinden emin bir şekilde cevaplandırır Ferdi’nin bu sorusunu Hulki Saner…

«O işi bana bırak… Beni kırmaz.. Hemen şimdi onu da çağıracağım yazıhaneye…»

Üzerinde simsiyah elbiseler içinde Necla Nazır yazıhaneden içeri girer… Her şey sanki ilk günkü gibidir… Heyecanları dorukta, sevinç ve hüzünleri gözlerindeki engin bakışlarındadır… Telefonda Necla Nazır’a kiminle film çevireceği söylendiği için hazırlıklı gelmiştir şirkete… Tebessüm ederek kapıdan içeri girer… Ferdi ayağa kalkar, elini uzatır…

Hemen o gün filmin ana hatları ve nerede çekileceği konuşulur… Bir hafta sonra Antalya’ya harekete karar verilir… Ferdi Tayfur telefon açarak Necla’yı havaalanına kendisinin götürmek istediğini söyler… Necla’nın kapısında bu kez bir Mercedes marka otomobil vardır… Birlikte havaalanına doğru yola çıkarlar.. Yanlarında Osman- Sezgin de verdir… Ferdi bir ara dönüp Osman’a «Görüyorsun ya Osman’cığım dağ dağa kavuşmuyor ama insan insana kavuşuyor..» der…

Uçak havalanır ve Antalya’ya inerler… Mekanlar saptanır, «Batan Güneş» adlı filmin çekimine başlanır…

Bu bir yılı aşkın süredir hayatlarında büyük değişiklikler olmuştur. Ferdi Tayfur bir çocuk değil iki çocuk babasıdır… Sorumluluğu daha büyümüş ve bu aşka karşı engeller daha da çoğalmıştır… Aynı sorunlar tabii Necla Nazır için de söz konusudur… Gerek aile baskısı, gerekse evli bir erkekle olan beraberliğin çevrede yarattığı tepki genç kızı darboğaza ve bunalıma itmiştir… Antalya’da kaldıkları sürece tüm bu sorunlarından ve geleceğe dönük tasarılarından söz ederler… Sevişirler, elele gezinirler, dizdize otururlar ama geleceğin endişesi içinde de zaman zaman gözyaşlarını tutamazlar… 1976 yılında başlayan bu ilişki bugün yine sürmektedir… Kim ne derse desin, gelenekler ve görenekler nasıl bir hüküm verirse versin, sevgi, insanoğlunun varoluşundan bu yana daima erdemini ve yüceliğini koruyacak ve hiçbir güç bu kavramı alt edemeyecektir…

(Alıntıdır. Bkz. https://www.tozlumagazin.net/shop/urun/ses-dergisinin-1981-tarihli-28-sayisi)

30.07.2019 00:01

Kategoriler:   Ana Sayfa

Yorumlar