Menü

Ferdi Tayfur’un Yasak Aşkı

GÜN ışır ama, Ferdi’nin gözüne de uyku girmez bir türlü… Otelin balkonuna çıkar… Boş meydanlara, sokaklara ve caddelere bakar uzun uzun… Yeni bir gün başlayacaktır az sonra ve bugün Ferdi Tayfur adını sinemaya da yazdıracaktır. Hırslanır bir an… Balkon demirlerini sıkar elleriyle ve haykırmamak için zor tutar kendisini…



İçindeki tarifsiz heyecanı bastırmaya çalışırken, bunun nedenini de düşünür. Bu yalnız film heyecanı mıdır? Hayır!.. Necla’nın da payı vardır bu heyecanda… Sinemaya ilk adımında, ilk filminin ilk sahnesinde Ferdi, çekim yeri olarak belirlenen Düden Şelalesi’nde ecel terleri döker… Soğuk soğuk terlerdir bunlar… Yönetmen Temel Gürsu’nun her «Olmadı, yeniden» sözcüklerinden sonra Ferdi’nin boğazındaki düğümler daha da çoğalır. Bir ara Necla yanına gelir.

«Bu kadar heyecanlanmana gerek yak. Kamera önünde rahat olsan, hiçbir sorun kalmayacak…»

14---1

Bir süre konuşurlar ve Necla’nın sözleriyle moral bulan Ferdi, nihayet Temel Gürsu’nun istediğini fazlasıyla verir kamera önünde… O ilk gün ve sonraki günler su gibi akıp gider… 20 gün sonunda «Çeşme» tamamlanır. Ferdi için büyük zorluklar taşımış olan bu ilk filmin bitmesi ona sevinç ve mutluluk vermez… Bir burukluktur yaşadığı… Biten filme sevinemez… Çünkü, Necla ile dopdolu geçer. 20 gün onda bir alışkanlık bırakmıştır. Her gün alışmıştır Necla’yı görmeye, onun gülücüklerini ve sesini duymaya…

Ekip döner… Ferdi, «Ben de döneceğim İstanbul’a. İstersen birlikte gideriz. Beni bekler misin?» diye sorar Necla’ya. O da, «Evet» der. Necla’nın yanında ablası da vardır. Yola çıkarlar bir gün sonra. Ferdi yine heyecanlıdır ama bunu hissettirmez. Birlikte sevda sarkılan söylerler. Şarkılar bitince Ferdi de susar… Susunca da düşünmeye başlar:

«Evli olduğumu bilmiyor… Öğrenince tepkisi ne olacak acaba?»

Ve İzmit yakınlarında bir lokantada dururlar. Ferdi bir yolunu bulup sırrını açıklar:

«Karım çok iyi yemek yapar…»



Bu laf bir anda herkesi susturmaya yetmiştir. Necla’nın yüzü sararmış, gözleri dolu dolu olmuştur. İstanbul’a kadar kimse konuşmaz… Ferdi, Aksaray’daki oteline yerleşmeden önce Necla ile ablasını evlerine bırakır. Ablası, «Yukarı gel de biraz dinlen» diye ısrar edince o da dayanamaz ve çıkar. Necla çok üzgündür. Bir süre onu izler. Sonra yemek yerler ve Ferdi veda eder ikisine de… O akşam da uykusuzdur, ondan sonraki akşamlar da… Bu süre içinde ne Ferdi Necla’yı, ne de Necla Ferdi’yi göremez…

Ferdi, Aksaray’daki otelde kalırken ikinci filmi için teklif gelir… Tekliften çok kiminle oynayacağı ilgilendirir onu. Ve beklediği cevabı alır. Evet, Necla Nazırla oynayacaktır. Bu ilişkiye «yasak» gözüyle bakan Ferdi rahatsızdır. Bir yanda sevdiği kadın, öte yanda karısı ve çocukları vardır. İkinci film bu ilişkinin adını koymaya yarayacaktır. Ferdi Tayfur tüm gücünü toplayarak bu ilişkinin adını koyar, «arkadaşlık»…



Oysa, kendisi de inanmaz buna… Çünkü olan otmuş, ot çoktan yaydan çıkmıştır. Bir gün Ferdi, Necla’yı yemeğe davet eder. Bu bir anlamda, Antalya dönüşü Necla ve ablasının evde verdikleri yemeğe bir karşılıktır. Nereye gideceklerini düşünürler ve Küçükçekmece’de karar kılarlar. Birlikte görünmek tehlikelidir artık ikisi için de. Magazin basını her an bu ilişkiyi sezebilir ve Ferdi’nin de Necla’nın da kendilerine bile itiraf edemedikleri bu «aşk»ı milyonların diline düşürebilirdi.

Küçükçekmece’de, gölün kıyısında minik bir meyhanede başbaşa otururlar… O gün ilk kez «aşkstan söz ederler. Özeleştiridir bu… Bir çözüm getiremezler. Konuşulanlar yüzeyseldir… İkinci film bittikten sonra Ferdi Adana’ya döner. Necla da yeni filme başlayacaktır… «Yangın» adlı film İstanbul’da çekilir. Bir akşam iyice bunalır Necla… Bu ilişki onun sinirlerini oldukça yıpratmıştır. Bir taksi tutar ve o taksiyle Adana’ya kadar gider… Ferdi’yi bulur ve gözyaşlarını tutamayarak konuşur:



«Bizim ayrılmamız gerekiyor… Başka yolu yok bunun…»

Sonra tekrar döner İstanbul’a… Ferdi bir anda çökmüştür… Kendisini toparlamaya çalışır ama uzun süre başaramaz bunu. Necla da ondan farklı bir durumda değildir. Bir yıl geçer, birbirlerini göremezler, görüşemezler… Araya giren zaman bu aşkı küllendirmez… Bilakis daha da arttırır… Ferdi her bestesini Necla için yapıp, söylemektedir… Her şarkıda, her nağmede Necla vardır. Bu aşkı ayrı oldukları bu bir yıllık zamanda da yaşarlar…

Ferdi İstanbul’a gelmiştir… Aksaray’daki oteldedir yine. Hulki Saner tekrar çağırır sanatçıyı. Bir film teklifidir bu. Filmin adı, «Batan Güneş» olacaktır. «Kiminle oynayacağım?» diye sorar Hulki Soner’e… Çünkü Necla ile görüşmediği süre içinde üç film çevirmiş, üçünde de başka sanatçılarla oynamıştır. Hulki Saner cevap verir sorusuna:

«Necla Nazırla oynayacaksın…»

Ferdi oturduğu koltuktan ayağa fırlar, odada dolaşmaya başlar. «Oynamaz, kabul etmez» der, ama Saner, «Kabul edecek, beni kırmaz» cevabını verir. Ve aynı gün, Ferdi ile Necla, bir yıl aradan sonra Beyoğlu’ndaki film yazıhanesinde ilk kez karşıkarşıya gelirler. İkisi de heyecanlıdır, mutludur. Herkes memnundur. Bu arada Ferdi ile Necla yine birliktedirler.

Ferdi ile rol arkadaşına, aşkına kavuşmuştur. O yokken üç film çevirmiştir ve sinemada daha tecrübeli olmuştur. Canan Perver’le «Derbeder», Oya Aydoğan’la «Son Sabah» ve Itır Esen’le «Benim Gibi Sevenler» hep Necla’nın yokluğunda çevirdiği filmlerdir.

«Batan Güneş» Antalya’da çekilecektir… Tıpkı ilk filmleri «Çeşme»de olduğu gibi. Birkaç gün sonra ekip Antalya’ya hareket eder… Ferdi ekipten ayrı olarak Necla’nın evine gider. Necla’nın kapısında duran otomobilin markası Mercedes’tir… Birlikte havaalanına giderler ve Antalya’ya uçarlar…



Bu arada konuştukları konu basındır… İşin ilginç yanı ayrı kaldıkları bir yıl süresi içinde basın sık sık onların aşkından söz edip, durmuştur… Ferdi gülümseyerek fısıldar:

«Görüyorsun ya, herkes bu aşkın sürmesi için elinden geleni yapıyor…»

Oysa gerçek çok farklıdır… Her ikisinin sorumlulukları artmıştır ve aşkları karşısındaki engeller daha da büyümüştür. Ferdi artık bir değil, iki çocuk babasıdır… Necla’nın ailesi de bu ilişkiden ötürü genç sanatçının üzerinde büyük bir baskı oluşturur. Ferdi’nin evli olduğu ve iki çocuk babası olduğu duyulmuştur artık.

Ne var ki bütün bu şartlar onları engelleyemez… Bu aşk yaşanacaktır… Yaşanmak zorundadır… Çünkü ikisi de deliler g bi birbirlerini sevmektedirler. O günleri hatırlayan Ferdi Tayfur şöyle konuşuyor:



«Biz bu aşkın önüne geçemedik. Ne yaptıysak engel olamadık. Her şey o ilk filmimiz olan ‘Çeşme’ ile başladı. Çok güzel bir arkadaşlık kurulmuştu aramızda. Ancak bunun aşk olduğunda çok daha sonra anladık. Ve ben Necla’ya evli olduğumu, baba olduğumu bir türlü anlatamadım. En büyük rahatsızlığım da buydu. Zaman geçtikçe bunu söylemek daha da zorlaştı benim için. Bir yılı aşkın süre içinde görüşmedik ve ben hep Necla için besteler yaptım, şarkılar söyledim. Bu aşk, sanatımda başarılı olmamı sağladı. Bu yüzden Necla’ya çok şey borçluyum…»

Necla Nazır da Ferdi Tayfur da mutlular artık… «Batan Güneş» çok iyi iş yapmıştır. Herkes Ferdi ile Necla’nın gerçek aşkını bu Mimde yaşar ve tanık olur. Elele tutuşmaları, birbirlerine sarılmaları öylesine içtendir ki, sinema eleştirmenleri, «Ferdi Tayfur sinemaya kısa süre içinde atıştı» derler. Oysa gerçek başarı Ferdi’nin değil, Ferdi’nin Necla’ya duyduğu aşkın üstünlüğünde yatmaktadır…

(Alıntıdır. Bkz. https://www.tozlumagazin.net/shop/urun/ses-dergisinin-1984-tarihli-43-sayisi)

30.08.2020 16:10

Kategoriler:   Ana Sayfa

Yorumlar