Menü

Feri Cansel ve Cihangir Gaffari’nin İşi Zor

O KADAR çok tekrarlandı, o kadar çok gidilip gelindi ki, durum kimseden saklanamaz hale geldi. Türk sinemasında kendilerine iyi birer yer yapan iki yabancı uyruklu yıldızımız, Feri Cansel’ le Cihangir Gaffari, Türkçe’deki «Çat burada, çat kapı arkasında» deyimine uygun olarak yurt dışını «komşu kapısı» yaptılar. Belli aralarla yurt dışına çıkıp çıkıp dönüyorlar. Herkesin dikkatini çeken bu gidip gelmelerin, bu kısa süreli yurt dışı seyahatlerin nedeni de açık: İki artist de yabancı uyruklu. Kıbrıs Türklerinden olan Feri Cansel, İngiliz pasaportu taşıyor, Cihangir Gaffari’ de ise İran’ın arslanlı pasaportu var. Eh, mesele ayan beyan ortada işte. Yabancı uyrukluların Türkiye’de çalışabilmeleri özel izinlere, çeşitli formalitelere bağlı bir şey. Üstelik bu iş için tanınan süre 6 aydan fazla değil. Gaffari ile Cansel bu yüzden sık sık dışarıya çıkıp dönüyorlar, böylece «süre tazelemesi» yapıyorlar.



Geçen hafta Türkiye’deki çalışma izni biten Feri Cansel, 3 katlı bir pastayla uçağa binip Kıbrıs’a gitti. Lefkoşa’da, İbni Sina sokağındaki «ana evne» gitti. Orada oturan kızı Zümrüt’ün doğum gününde bulundu ve 3 gün sonra tekrar Türkiye’ye döndü, tabii bu arada formaliteler halledilmiş, Cansel. 6 aylık bir çalışma izni daha koparmıştı. Böylece «kızımın doğum gününde bulunacağım» şeklindeki gerekçenin altında yatan gerçek su yüzüne çıkmış oluyordu Kendine Türk sinemasında kadın oyuncular arasında belirli bir yer yapan Feri Cansel’le, Yeşilçam’daki Ringo akımının önde gelen tiplerinden biri olan Cihangir Gaffari’nin durumu 5682 sayılı Pasaport Kanununun kapsamına giriyor. Bu kanun hükümlerine göre Türkiye’de çalışmak isteyen bir yabancı artist önce kendi memleketindeki Türk konsolosluğuna baş vuruyor. Türk konsolosluğu bu durumu Dışişleri Bakanlığına bildiriyor. Dışişleri Bakanlığı da İçişleri Bakanlığının onayını aldıktan sonra müracaat eden artiste olumlu veya olumsuz bir cevap veriyor. Musa, de, tabii zaman bakımından sınırlı. Yani Türkiye’de çalışmak isteyen artiste bu izin 1 ay, 2 ay, 3 ay ve 6 ay olarak veriliyor. Süre bitince o artist Türkiye’yi terk etmek zorunda. Yeniden dönüp çalışmak isterse, aynı formaliteler bir daha tekrarlanıyor. Feri Cansel’le Cihangir Gaffari’nin bitmez tükenmez gidip gelmelerinde bu formaliteler daima tekrarlanıyor. Üstelik her seferinde izin almak da garanti değil. İlgililer, artistin Türkiye’de çalışmasını sakıncalı görürlerse, ya da polis, artistin «zararlı faaliyetlerde bulunduğuna dair» rapor verirse bu izin her zaman iptal edilebiliyor. Anlayacağınız, Demokles’in kılıcı her dakika Cansel’le Gaffari’nin başında sallanıyor. Bir yandan bu tehlikeler. bir yandan en çok 6 ayda bir yenilenen formalitelerden bıkıp usanan Cansel’le Gaffari’nin birer Türk vatandaşıyle evlenip bu işi kökünden halledecekleri son günlerde, sinema çevrelerinde sık sık söyleniyor. Hatta Cihangir’in İzmirli bir Türk kızıyla »gizli nikah» yapacağı, Tahran’la yaptığı bir telefon konuşmasından sonra ailesinden izin aldığı da ilave ediliyor. Ne var ki, bu da. Türkiye’de kalabilmek için garanti bir formül değil. Bakınız bu konuda İstanbul Emniyet Müdürü Muzaffer Çağlar ne diyor:

– «Cihangir Gaffari ile Feri Cansel 5682 sayılı kanun hükümleri dahilinde Türkiye’de icrayı sanat etmektedirler. Çalışma müsaadeleri yenilenmezse, zararlı faaliyetlerde bulundukları tespit edilirse bu şekilde hareket eden diğer yabancılar gibi, her ikisi de yurt dışına çıkarılırlar ve tahmin ederim, bir daha kolay kolay Türkiye’ye dönemezler.»



Her ikisi de Yeşilçam’da sağlam birer yer sahibi olan Cansel’le Cihangir Gaffari’nin Türkiye’de çalışmaya devam etmeleri gün geçtikçe biraz daha zorlaşıyor. Tabii bu durum, onların yerine göz diken artistleri sevindirip ümitlendiriyordur. Üstelik Türk sinemasının bu iki yabancı uyruklu yıldızının başında sadece «çalışma izni» sorunu, «Türkiye’de kalabilme» meselesi yok. Feri Cansel. «Şu işi halletsem kızımı hemen yanıma alacağım,» diyor arkadaşlarına. Cihangir Gaffari’nin derdi ise daha başka: «Ben evleneceğim kızı seviyorum. O, tam benim aradığım nitelikleri taşıyor. Ama bunu kime anlatacağım? Herkes ‘Cihangir Türkiye’de kalabilmek için evlendi,’ şeklinde düşünecek,» diye dertleniyor…

(Alıntıdır. Bkz. http://www.tozlumagazin.net/shop/urun/ses-dergisinin-1971-tarihli-15-sayisi)

18.09.2020 21:55

Kategoriler:   Ana Sayfa

Yorumlar