Menü

Türkan Şoray Çalıkuşu’nda

Kemal filmin platosunda, rejisör Osman Seden’in sesi bir bomba gibi patladı:

– Susalım abiler. Susalım lütfet. Evet hazır mıyız? Tamam başlıyalım. Türkan sen yavaşça ayağa kalkacak ve Zeyneb’in yanına gelerek pencereden dışarıya bakacaksın. Okey’mi benim güzel kızım. Ve sonra kameraman’a dönerek:

– Motor, dedi…

Türkan Şoray Çalıkuşu'ndaSenelerden beri çekimine hazırlanılan, Reşat Nuri Gültekin’in ünlü romanı “Çalıkuşu” nihayet senaryo haline getirilmiş ve çeşitli iddialara rağmen Osman Seden, Feride rolünde Türkan Soray’ı oynatmaya karar vermişti. Çalışmaya başlandıktan bir kaç gün sonra, Şoray’ın bu rol için biçilmiş kaftan olduğunda bütün Kemal Film ekibi, fikir beraberliği etmişti. Gerçekten de Türkan, her zaman söylediği gibi, çocukluğunda okududuğu “Çalıkuşu”nda oynamayı son derece arzuluyordu. Ve bu arzu ile dolu olarak çalışmaya başladığı zaman, başarısı bir çok kişiye parmak ıssırttı. Bugüne kadar sanatçılığı üzerinde söz edilen Türkan Şoray, yerini tam manası ile dev bir Türkan Şoray’a bırakmıştı. İlk günlerden sonra, hemen herkes filmin çekilişi sırasında Şoray’ı seyretmek için bir köşeye çekiliyor ve onunla beraber ağlıyarak, onunla gülüyordu…

O günde,yine devdi Türkan Şoray… Her saniye gözleri dolu, her an dudakları titrekti. Titiz çalışması ile şöhret yapan Seden, prova yapmayı bile gereksiz bulmuştu . Sahneler çekildi, dekorlar değişti,filmler harcandı , ama Şoray’ da bir değişme olmadı. O hep, filmin havası içinde, ileri geri dolaşıp duruyordu. Neden sonra, Osman Seden’le konuşurken, bizim olduğumuz tarafa doğru yürüdü. Gözleri yerdeki işlemeli halının üzerindeydi. Arka taraflardan gelen bir gürültüye başını kaldırınca, kendisine bakan yüzleri gördü. Muntazam dişlerini ortaya koyan bir tebessümle:

– Hoşgeldiniz, dedikten sonra.

– Çalışmamızı nasıl buldunuz diye, sordu. Gözlerinde endişeli bir bakış vardı. Osman Seden’le ağız birliği etmişçesine:

– Mükemmel, dedik… Belki Feride gerçekten var olsaydı, böylesine hisli olamazdı…

Hafiften gülerek:

– Teşekkür ederim, dedi. Beni şımartıyorsunuz.

Sonra karşılıklı hal hatır soruldu. Anlattığına göre, son görüşmeden bu yana, önemli bir değişiklik olmamıştı Şoray’da…

– Herşey eski bildiğiniz düzende devam ediyor, diyordu! İşten eve,evden işe koşuşup duruyorum. Arada bir fırsat bulursam da dinleniyorum. Çalıkuşu’nu bitirdikten sonra, bir süre istirahat etmek niyetindeyim. İlerideki günlere ait çalışma programımıda bu dinlenme devresinde yapacağım. Önümüzdeki sene sekiz film çevirmek istiyorum. Bir filmi bir ayda bitirecek olsam, dört ayda normal bir tatil yapabilirim…

– Fiatmızda yeni bir arttırma yapmayı düşünüyormusunuz?

– Henüz böyle bir tasavvurum yok. Fakat 1967 senesi, Ocak ayında bazı yeni şeylere ihtiyaç hissedebilirim.

– Genel anlamda bir ihtiyaç mı bu?

Önce soran bakışlarla baktı, sonra:

– İşime dayanan konularda belki , dedi…

– Yaa, his hayatı… Onda bir değişiklik…

Sözümüzü yarıda keserek:

– Yok canım allah korusun, dedi. Hiç aklımın ucundan bile geçmiyor böyle bir şey… Ve zannederim uzun zamanda geçmiyecek…

(Alıntıdır. Bkz. https://www.tozlumagazin.net/shop/urun/pazar-dergisinin-1966-tarihli-522-sayisi/)

10.02.2017 16:04

Kategoriler:   Ana Sayfa

Yorumlar

  • Yayınlandı: 26 Ağustos 2015 11:47

    Soner Çiftalan

    Türk sinemasının gelmiş geçmiş en güzel kadını resmen :)