Menü

Fleischer’den “Kızıl Prenses”

YETMİŞİNE merdiven dayamış iki “ihtiyar delikanlı…” Biri, 1970’lerin başında Paramount’un canı ciğeri olmuş, son yıllarda setlerde, kendi mesleğine alıştırdığı kızı Rafaella ile birlikte dolaşan, yorulmak bilmez Dino De Laurentiis (67); diğeri, bunca yıldan sonra hala 3 boyutlu film (Amityville) yönetme azminde olan Riclıard Fleischer. Her ikisi de hemen her tür filme imza atmış iki usta. Laurentiis tam bir işadamı (“King Kong” gibi fiyaskoları da oluyor tabii)… “Ulysses”, “Waterloo”, “Serpico” gibi başarılı yapıtların ortaya çıkmasını büyük çapta Laurentiis’e borçluyuz. Fleischer’in ise, teknokratların açtığı yolda yönettiği filmleri daha çok hatırlatıyor. “Esrarengiz Yolculuk-Fantastic Voyage”, “Hücum Hücum Hücum-Tora Tora Tora” gibi.



Tarihsel fantezi “Kızıl Prenses”te, Laurentiis’in yapımcı olarak önderliği ve Fleischer’in yönetimi, bir büyük ustayla tamamlanıyor… Giuseppe Rotunno… “Ali That Jazz” ya da “Amarcord”, Fosse ya da Fellini duyarlılığını, film şeridine saptamış bir büyük usta.

Hepsi ne için uğraşmış?.. Arnold Schwarzenegger’i bile bir kenara itip, ileride ‘ Rocky 4”te de izleyeceğimiz, Sylvester Stallone’nin yeni gözdesi Brigitte Nielsen’i adeta lanse etmek, “Conan” serisinin terimsel başarısını bu kez dişilikten yararlanarak devam ettirmek için. Bu kızıl saçlı dilber, ailesini öldürüp, dünyayı yerle bir edebilecek “tılsımlı taşı” rahibelerin elinden zorla alarak dünyanın hakimi olmak isteyen Kraliçe Gerden’in (Sandahl Bergman) peşine düşüyor. Bir sürü tehlike atlatıyor…



En zor anlarında ise, kendisini Conan diye tanıtan bir savaşçı (Arnold Schwarzenegger) ortaya çıkıp, Tanja’ya (Brigitte Nielsen) yardım ediyor. Filme renk katan iki kişilik de Tanja ve Conan’ın en büyük yardımcıları: Kendini, kraliçenin yakıp yıktırdığı Habloc kentinin kralı ilan etmiş Uzakdoğulu çocuk ve irikıyım hizmetkarı…

İlk iki “Conan” filminin izlerini taşıyan ancak ithalatçı firmanın afişlere yazdırdığı “Conan 3” adını taşımayan “Red Sonja”, yukarıda da vurguladığım gibi Brigitte Nielsen’e çalışıyor… Varsa yoksa Nielsen. Ne ilk “Conan”daki, Milius’un günümüz Amerikan mezheplerine koşut çağrışımları, ne de Uzakdoğu felsefesinin incelikli incelikli boyutları. Aksine, “Kızıl Prensesle Kung-Fu stili kılıç oyunları, dövüş numaraları ağır basıyor.



1916 doğumlu Fleischer özellikle kalabalık sahnelerdeki kargaşayı yaratmada çok başarılı. Öyle ki, kan, et, ölüm kusan bu sahneler gerçeklik izleri taşıyor diyeceğiz neredeyse… Bu yaşta heyecanından bir şey yitirmemiş olan Fleischer, önceki mevsim “Geçen Yaz 5 Gün”ü izlediğimiz Fred Zinnemann’ı anımsatıyor. Sinema, insanın kanına işlemeye görsün… Hiç emekli olunur mu?

Dönüp dolaşıp yazıyı bağlamak istediğim ve çok beğendiğim birkaç isim: Rotunno’yu tekrar belirtmeliyim… Işığın etkisi ve sağladığı olanakları bir sihirbaz gibi kullanan, “geniş perde”nin her yamm düşünen Rotunno, dorukta; Nielsen’den çok daha çekici Sandahl Bergman…



“Conan the Destroyer “den bu yana (orada Conan’ın sevgilisi rolündeydi) oyunculukta epey yol katetmiş; “Kutsal Hazine Avcıları- Raiders of the Lost Ark”da Gestapo celladı olarak belleğime yerleşmiş, “Kızıl Prenses”te kraliçenin sağ kolu rolünde, ürpertici sesiyle Ronald Lacey… Ve Danilo Donati… Esin kaynakları çok değişik tarih ve yerlerden gelmiş bir sanatçı… Kostüm ve maskları tasarlarken de, dekorları çizerken de çok özenmiş. Dekorlarda, Budist tapmaklarından, Ortaçağ klişelerine birçok eski sanat eseri sanki iç içe. Donati’nin titizliği, filmin her karesinde kendini belli ediyor.

Kızıl Prenses”te, Fleischer bir kez daha teknisyenlerle omuz omuza… Zamanı çarçabuk bitiren bir para makinesi ise, huzurlarınızda… Çok harcanmış, karşılığında daha çok isteniyor hiç şüphesiz. Karar sizin.

(Alıntıdır.Bkz:https://www.tozlumagazin.net/shop/urun/sanat-dergisinin-1986-tarihli-140-sayisi/)

25.02.2021 03:31

Kategoriler:   Bayat Haber

Yorumlar